1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. Hukuk Genel Kurulu
  4. ZORUNLU MALİ MESULİYET SÖZLEŞMESİNE DAYALI RÜCUAN TAZMİNAT – KAZANIN MÜNHASIRAN ALKOLÜN ETKİSİ ALTINDA GERÇEKLEŞİP GERÇEKLEŞMEDİĞİ – BİLİRKİŞİ RAPORU

ZORUNLU MALİ MESULİYET SÖZLEŞMESİNE DAYALI RÜCUAN TAZMİNAT – KAZANIN MÜNHASIRAN ALKOLÜN ETKİSİ ALTINDA GERÇEKLEŞİP GERÇEKLEŞMEDİĞİ – BİLİRKİŞİ RAPORU

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Mahkemece İTÜ veya Karoyları Genel Müdürlüğü gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek aralarında nöroloji ve kusur, hasar konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli yol, hava, trafik, gün durumu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilerek tüm dosya kapsamına göre kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin başka unsurlarında etkili olup olmadığının araçta davaya konu kaza nedeniyle meydana gelen hasar miktarının davalının kusur durumunun tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli önceki bilirkişi raporunda irdelendiği denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
T.C.
Yargıtay
17. Hukuk Dairesi
E: 2012/7816 K: 2012/8294 K.T.: 28.06.2012
DAVA: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR: Davacı vekili müvekkili şirkete Tüm Oto Sigorta Poliçesi ile sigortalı davalıya ait aracın 185 promil alkollü olan davalı yönetiminde iken karıştığı kazada 3. kişilere ait araçların hasarlandığını, zarar gören 61 FE … plakalı araç için 438 TL, 61 AS … plakalı araç için 5.750 TL hasar bedellerinin araçların kasko sigortalı şirketlerine ödendiğini davalının hem alkollü hem de %100 kusurlu olduğunu, olayın alkolün etkisiyle meydana geldiğini, davalı hakkında 4. İcra Müdürlüğünün 2007/3695 sayılı dosyasında toplam 6.188 TL asıl alacak ve ferileri yönünden takip yapıldığını davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, duruşmalara katılmadığı gibi yazılı olarak da cevap vermemiştir.
Mahkemece davalının Kartal 4. İcra Müdürlüğünün 2007/3695 sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 438 TL asıl alacak üzerinden 30.05.2006 ödeme tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, olayda zarar gören 3. kişiye ait 61 FE … plakalı araç için davacı şirketin ZMSS poliçesine istinaden ödediği 438 TL asıl alacak ve ferileri yönünden davanın kabulüne karar verilmesine, bu hükmün davalı tarafından temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olmasına hükmü temyiz edenin sıfatına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, ZMSS sözleşmesine dayanılarak sigortalı hakkında itirazın iptali şeklinde açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Davalı B.Y.’ye ait araç davacı sigorta şirketi nezdinde düzenlenen 22.04.2005/22.04.2006 vadeli 001-0210-01049165 nolu ZMSS poliçesi ve 22.04.2005/22.04.2006 vadeli 0001-0210-01050447 nolu kasko sigorta poliçesi ile sigortalıdır. Olay tarihinde ZMSS poliçe teminatı limiti araç başına 5.750 TL, kaza başına 11.500 TL ile sınırlı olup ZMSS limitini aşan zarar olması halinde kasko poliçesi kapsamı içinde yer alan maddi zararlarda kaza başına 10.000 TL İMSS teminat limiti öngörülmüştür. 2918 sayılı KTK.nun 95/2 maddesi uyarınca sigorta sözleşmesinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan nedenlerle sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller sigortacı tarafından 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra tazminatın kaldırılması ya da indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. Bir özel hukuk ilişkisi olan sigorta sözleşmesinin sigortacının işletene rücu hakkını düzenleyen ZMSS Genel Şartlarının B.4/d maddesine göre taşıtın alkollü içki almış ve bu nedenle araç güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişi tarafından kullanılması sırasında verilen zararlarda sigortacının sigortalı araç işletenine rücu hakkı bulunmaktadır.
Somut olayda davalı B.Y., 22.2.2006 tarihinde saat 23,00 sıralarında davacıya trafik ve İMSS bulunan yönetimindeki aracı ile Maçka istikametinden merkez istikametine seyrederken Yeni Maçka yol kavşağına geldiğinde kendisine kırmızı ışık yandığında dönüş yapmak isterken merkez istikametinden seyreden 61 AS … plakalı araç ile çarpışmış ve çarpmanın etkisiyle kopan tampon parçasının aynı and havaalanı istikametinden merkez istikametine seyreden 61 FE … plakalı araca çarpması sonucu araçlarda hasar meydana gelmiştir. Kaza tesbit tutanağına göre davalı kırmızı ışıklı trafik işaretinde veya yetkili memurun dur işaretinde geçme kuralını ihlal etmekten asli ve tam kusurlu bulunmuştur. Kazadan sonra saat 23.21’de yapılan ölçüme göre davalı B. Y.1.85 promil alkollüdür. Kaza sonucu zarar gören 3. kişiye ait 61 FE … plakalı araçta bu aracın kasko sigortası şirketi (İsviçre Sigorta A.Ş) tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesine göre KDV dahil 438,29 TL tutarında, 61 AS … plakalı araç için bu aracın kasko sigortası şirketi (Başak Sigorta A.Ş) tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesine göre KDV hariç 8.654.78 TL 25.3.2006 tarihli faturaya göre KDV dahil 10.244,22 TL tutarında hasar meydana gelmiştir. Dava dışı kasko sigortalı şirketlerinin müracaatı üzerine davacı şirket tarafından 61 FE … plakalı araç için 438 TL 30.5.2008 tarihinde 61 AS … plakalı araç için ise ZMSS teminatından 5.750 TL, İMSS teminatından 4.462 TL hasar bedeli ilgili sigorta şirketlerine ödenerek ibraname alınmıştır.
Davacı tarafça zarar gören 61 AS … plakalı araç için İMSS kapsamında ödenen 4.462 TL asıl alacak ve ferileri yönünden Kartal 2. İcra Müdürlüğünün 2007/4750 sayılı takip dosyasında davalı hakkında icra takibi yapılmış, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verilmiş; davacı vekili tarafından mahkemenin 2009/1119 esas sayılı dosyasında davalının itirazının iptali istemiyle dava açılmış, bu dosyada alınan 23.8.2010 tarihli bilirkişi raporunda davalının olayda %100 oranında kusurlu ve 61 AS … plakalı araçta KDV hariç 8.654 TL hasar olduğu tesbit edilmiş, mahkemece 03.11.2010 tarihli 2010/1573 sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Eldeki dava ise; davacı vekili tarafından, zarar gören araçlar için ZMSS poliçesi kapsamında ödenen (61 FE … plakalı araç için 438 TL; 61 AS … plakalı araç için 5.750 TL olmak üzere 6.188 TL toplam 6.188 TL asıl alacak ve ferileri yönünden davalı aleyhinde Kartal 4. İcra Müdürlüğünün 2007/3695 sayılı takip dosyasında yapılan icra takibine, davalının itirazı üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemenin 2009/1119-2010/1573 sayılı dosyasında; İMSS nedeniyle 61 AS … plakalı araç için ödenen 4.462 TL tazminatın sigortalı davalıdan rücuen tahsili istemiyle işbu davada ise olayda zarar gören 61 FE … ve 61 AS … plakalı araçlarda oluşan hasar nedeniyle ZMSS poliçesinden yapılan ödemeler toplamı 6.188 TL.nın ferileriyle birlikte sigortalıdan rücuen tahsili istemiyle talepte bulunulmuştur.
İcra ve dava dosyalarındaki talepler aynı borçla ilgili olmadığı gibi mükerrer takipte bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece 61 AS … plakalı araçla ilgili olarak davacı tarafından ZMSS poliçesi kapsamında 3. kişiye ödenen 5.750 TL hasar bedeli yönünden de inceleme yaptırılarak bu araçta meydana gelen hasar miktarının tesbiti hususunda konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde aynı borçla ilgili mükerrer takip olduğundan (Kartal 2. İcra Müdürlüğünün 2007/4750 sayılı takip dosyası ve mahkemenin 2009/1119 – 2010/1573 karar sayılı dava dosyası nedeniyle) 61 AS … plakalı aracın hasarı ile ilgili davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda davalı sürücü 1.85 promil alkollü olarak araç kullanırken kaza tesbit tutanağına göre kavşakta kendisine yanmakta olan kırmızı ışıkta geçmek isterken davaya konu 3 araçlı trafik kazası meydana gelmiştir. Yukarıda açıklanan ilkelere göre sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Mahkemece sadece kusur ve hasar durumunun tesbiti konusunda uzmanlığı bulunan ancak kazanın salt (münhasıran) alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği konusunda uzmanlığı bulunmayan makine yüksek mühendisi bilirkişiden alınan rapora dayanılarak hüküm kurulmuş olayda alkolün münhasıran etkili olup olmadığı hususu incelenmemiştir. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda mahkemece İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek aralarında nöroloji ve kusur, hasar konusunda uzmanların bulunduğu bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli yol, hava, trafik, gün durumu ve dosyadaki diğer deliller birlikte değerlendirilerek tüm dosya kapsamına göre kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin başka unsurlarında etkili olup olmadığının 61 AS … plakalı araçta davaya konu kaza nedeniyle meydana gelen hasar miktarının davalının kusur durumunun tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli önceki bilirkişi raporunda irdelendiği denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı Allianz Sigorta A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 28.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları