1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 15. Hukuk Dairesi
  4. ZAHİRİ GEREKÇELİ KARAR – GEREKÇESİ BELLİ OLMAYAN KARARIN TEMYİZ İNCELEMESİNİN YAPILMASININ FİİLİ OLARAK MÜMKÜN OLMADIĞI

ZAHİRİ GEREKÇELİ KARAR – GEREKÇESİ BELLİ OLMAYAN KARARIN TEMYİZ İNCELEMESİNİN YAPILMASININ FİİLİ OLARAK MÜMKÜN OLMADIĞI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Kararın 12. sayfaya kadar olan kısmında dava dilekçesi ile ıslah dilekçelerine yer verildiği, 12. ve 13. sayfalarda cevap dilekçesinin özetlendiği, akabinde “Deliller” başlığı altında toplanan delillerin gösterildiği ve 14. sayfadan itibaren “Gerekçe” başlığı altında 16. sayfaya kadar taraflarca karşılıklı olarak yapılan ihtar yazışmalarına yer verilmiş, 17. sayfadan itibaren alınan bilirkişi raporları özetlenmeye başlanarak 28. sayfanın başına kadar raporların tekrarlandığı, 28. sayfada gerekçe kısmının son paragrafında ise, hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin aynen tekrarlandığı görülmektedir. Görüldüğü üzere kararın hangi hukuki sebebe dayandırıldığı, hangi delilin karara dayanak yapıldığı, hangi delilin diğerine neden üstün tutulduğu belli değildir. Karar, “Zahiri Gerekçeli Karar” niteliğindedir. Bu nedenle, kararın gerekçeli bir karar olduğundan söz edilemez. Gerekçesi belli olmayan kararın temyiz incelemesinin yapılması fiili olarak imkan dahilinde olmadığından, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
T.C.
Yargıtay
15. Hukuk Dairesi
E: 2014/3986 K: 2015/1430 K.T.: 20.3.2015
DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ile davalı vekili geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli, sözleşme dışı ilave işler bedeli, kâr kaybı, makine kira bedelleri ile genel giderlerin tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın ıslah edilen kısımla birlikte kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde anlamını bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı”nın da en doğal sonucudur. Nitekim, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27/2 maddesinde hukuki dinlenilme hakkının yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını ve en önemli mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerdiği açıkça ifade edilmiştir. Davanın taraflarının o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı ya da haksız olduğunu anlayıp değerlendirilebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimi yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçenin bulunması bu düzenlemelerin bir gereğidir.
Mahkeme kararının gerekçeli olması kuralı, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin kararda yazılması ile yetinilmeyerek delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, bu kapsamda, hangi delile neden üstünlük tanındığının belirlenmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin de kararda mutlaka yazılı olmasını zorunlu kılar. Gerekçe sayesinde kararların doğru olup olmadığı denetlenebilir. Gerekçesiz bir kararın Yargıtay tarafından denetlenmesi de mümkün değildir. Gerekçe, doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukukî gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermelidir. Ayrıca, kararda maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiği, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuki düzenlemelere dayandırıldığı ortaya konulmalı, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantı açıklanmalıdır. Aksi halde, kararın gerekçeli olduğundan bahsetmek mümkün değildir.
Ayrıca, maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen kararın da gerekçe olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bu şekilde gerekçeli karar yazılması yeterli olmadığından, bu türden kararların, doktrinde “Zahiri Gerekçeli Karar (Görünürde Gerekçeli Karar)” olarak adlandırıldığı unutulmamalıdır. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve Yargıtay’ın kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkündür. Gerekçesi olmayan ya da görünürde gerekçeli olan kararların Yargıtay’ca denetimi yapılamaz.
Bu ilkeler dairesinde somut olaya gelince; Kararın 12. sayfaya kadar olan kısmında dava dilekçesi ile ıslah dilekçelerine yer verildiği, 12 ve 13. sayfalarda cevap dilekçesinin özetlendiği, akabinde “Deliller” başlığı altında toplanan delillerin gösterildiği ve 14. sayfadan itibaren “Gerekçe” başlığı altında 16. sayfaya kadar taraflarca karşılıklı olarak yapılan ihtar yazışmalarına yer verilmiş, 17. sayfadan itibaren alınan bilirkişi raporları özetlenmeye başlanarak 28. sayfanın başına kadar raporların tekrarlandığı, 28. sayfada gerekçe kısmının son paragrafında ise, hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin aynen tekrarlandığı görülmektedir. Görüldüğü üzere kararın hangi hukuki sebebe dayandırıldığı, hangi delilin karara dayanak yapıldığı, hangi delilin diğerine neden üstün tutulduğu belli değildir. Karar, “Zahiri Gerekçeli Karar” niteliğindedir. Bu nedenle, kararın gerekçeli bir karar olduğundan söz edilemez. Gerekçesi belli olmayan kararın temyiz incelemesinin yapılması fiili olarak imkan dahilinde olmadığından, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı şirket yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamadan incelenmesine yer olmadığına, 1.100,00 TL avukatlık vekâlet ücretinin davacı şirketten alınarak kendisini Yargıtay duruşmasında vekille temsil ettiren davalı şirkete verilmesine ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 20.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları