1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 10. Hukuk Dairesi
  4. YAŞLILIK AYLIĞI KESİLEN VE AKTİF SİGORTALI YAPILAN DAVALI – İCRA TAKİBİNE İTİRAZ

YAŞLILIK AYLIĞI KESİLEN VE AKTİF SİGORTALI YAPILAN DAVALI – İCRA TAKİBİNE İTİRAZ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: 1479 sayılı Kanunun 38. ve 5335 sayılı Kanunun 30. maddelerine aykırı olarak davalının yaşlılık aylığı kesilerek aktif sigortalı yapılmasının nedeni araştırılarak, ulaşılacak sonuca göre, yaşlılık aylığı kesilerek aktif sigortalı olmasının mümkün olmadığı durumda yaşlılık aylığı alan sigortalı olarak davacı genel sağlık sigortası yardımlarından faydalanması gerektiğinden davanın reddine karar verilmeli; şayet kuşku ve duraksamaya yer kalmayacak şekilde yaşlılık aylığı kesilerek aktif sigortalı olduğu kabul edilirse 5510 sayılı Kanunun 60. ve devamı maddeleri gereğince sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihten önceki son bir yıl içinde toplam 30 gün genel sağlık sigortası primi ödedikten sonra sağlık hizmetlerinden faydalanabileceği değerlendirilmeli ve belirtilen 30 gün genel sağlık sigortası primi ödemeden sağlık hizmetlerinden faydalanma durumu söz konusu olursa geçici 45. madde hükmünün uygulanması gerektiği düşünülmeli ve sonradan çıkarılan kanun nedeniyle uyuşmazlık konusunun ortadan kalktığı durumlarda taraflar lehine yargılama masrafına karar verilmemesi gerektiği gözetilerek karar verilmelidir.Mahkemenin, bu maddi ve hukuki olguları gözardı ederek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.
T.C.
Yargıtay
10. Hukuk Dairesi
E: 2014/27422 K: 2015/2420 K.T.: 17.02.2015

Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Mahkeme, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

Hükmü, davalı vekilinin temyiz etmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi M..A.. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Davanın konusuz kaldığından bahsedilebilmesi için, uyuşmazlık konusu çekişmenin ortadan kalkması, başka bir anlatımla; her iki tarafın da davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmamış olması gerekir.

Dava açıldıktan sonra meydana gelen bir olay nedeniyle dava konusunun ortadan kalkması; eş söyleyişle, tarafların davanın esası hakkında karar verilmesinde hukuki yararının kalmaması halinde, bu olayın hükümde göz önüne alınması ve mahkemenin, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

Somut olayda, davalının 01.06.2004 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı aldığı, belediye başkanı seçilmesi nedeniyle 29.03.2009 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4-c maddesi statüsünde sigortalı yapılarak yaşlılık aylıklarının kesildiği ve bu tarihten sonra ödenen yaşlılık aylıklarını davalının iade ettiği; 29.03.2009 tarihi sonrası yapılan sağlık giderlerinin tahsili için icra takibi yapıldığı; davalının itiraz ettiği, davalı avukatının iddiasının aksine sağlık giderlerinin iade edilmediği ve davanın konusunun ortadan kalkmasının mevcut durum itibariyle sözkonusu olmadığı anlaşılmaktadır.

Davaya konu uyuşmazlığın çözümünde, yasal dayanaklardan olan 1479 sayılı Kanunun 38. maddesi, “Bu Kanuna göre yaşlılık aylığı alanların istekleri halinde, aylıkları kesilerek son defa prim ödedikleri basamaktan malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile sağlık sigortası primi ödemeye devam edebilirler. Bunların tekrar yaşlılık aylığı talep etmeleri halinde, yeniden bağlanacak yaşlılık aylığı, talep tarihini takip eden ödeme döneminden başlanarak ödenir…” düzenlemesini içermekte iken;

5335 sayılı Kanunun 30. maddesindeki, “…Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar. Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11 inci maddesine göre 1.1.2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları uygulanmaz. Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri; … d) Mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görev alanlar,… Hakkında uygulanmaz. (Ek fıkra: 10/1/2013-6385/2 md.) İkinci fıkraya göre emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilenlerin sigortalılıklarının sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylıkları yeniden bağlanır.”

5510 sayılı Kanunun 60/a-1 maddesindeki, “İkametgahı Türkiye’de olan kişilerden; a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının; 1) (a) ve (c) bentleri gereğince sigortalı sayılan kişiler, … genel sağlık sigortalısı sayılır.” 61. maddesindeki, “Genel sağlık sigortalılığı başlangıcının tespiti ve tescil işlemleri aşağıdaki hükümlere göre yürütülür. 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının; a) (a) ve (b) bentlerinde sayılanlar; sigortalı veya isteğe bağlı sigortalı olarak tescil edildikleri tarihten itibaren genel sağlık sigortalısı sayılır ve ayrıca bir bildirime gerek olmaksızın tescil edilmiş sayılır…” Sağlık hizmetlerinden yararlanma şartları başlıklı 67. maddesindeki, “18 yaşını doldurmamış olan kişiler, tıbben başkasının bakımına muhtaç olan kişiler, trafik kazası halleri, acil haller, iş kazası ile meslek hastalığı halleri, bildirimi zorunlu bulaşıcı hastalıklar, 63 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri gereğince sağlanan sağlık hizmetleri, 75 inci maddede sayılan afet ve savaş ile grev ve lokavt hali hariç olmak üzere sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanabilmek için; a) 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) ve (f) bentleri hariç diğer bentleri gereği genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihten önceki son bir yıl içinde toplam 30 gün genel sağlık sigortası prim ödeme gün sayısının olması,… şarttır.”

5510 sayılı Kanunun geçici 45. maddesindeki, “Bu Kanuna göre genel sağlık sigortalısı ya da bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına girmekle birlikte, asli olarak hak etmediği bir kapsamda sağlık hizmeti alanlara 31/1/2012 tarihine kadar verilen sağlık hizmetlerine ilişkin Kurumca tahakkuk ettirilmiş veya ettirilecek borçlar, varsa ilgililerin bu nedenle açtıkları davadan vazgeçmeleri halinde tahsil edilmez. Bu borçlara ilişkin açılmış olan dava ve icra takiplerinden Kurumca vazgeçilir.” hükümleri de eldeki davaya konu uyuşmazlığın çözümünde gözetilmesi gereken yasal düzenlemelerdir.

Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olayda ise, öncelikle, 1479 sayılı Kanunun 38. ve 5335 sayılı Kanunun 30. maddelerine aykırı olarak davalının yaşlılık aylığı kesilerek aktif sigortalı yapılmasının nedeni araştırılarak, ulaşılacak sonuca göre, yaşlılık aylığı kesilerek aktif sigortalı olmasının mümkün olmadığı durumda yaşlılık aylığı alan sigortalı olarak davacı genel sağlık sigortası yardımlarından faydalanması gerektiğinden davanın reddine karar verilmeli; şayet kuşku ve duraksamaya yer kalmayacak şekilde yaşlılık aylığı kesilerek aktif sigortalı olduğu kabul edilirse 5510 sayılı Kanunun 60. ve devamı maddeleri gereğince sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihten önceki son bir yıl içinde toplam 30 gün genel sağlık sigortası primi ödedikten sonra sağlık hizmetlerinden faydalanabileceği değerlendirilmeli ve belirtilen 30 gün genel sağlık sigortası primi ödemeden sağlık hizmetlerinden faydalanma durumu sözkonusu olursa geçici 45. madde hükmünün uygulanması gerektiği düşünülmeli ve sonradan çıkarılan kanun nedeniyle uyuşmazlık konusunun ortadan kalktığı durumlarda taraflar lehine yargılama masrafına karar verilmemesi gerektiği gözetilerek karar verilmelidir.

Mahkemenin, bu maddi ve hukuki olguları gözardı ederek eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.

O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 17.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları