1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 1. Hukuk Dairesi
  4. YASAL DANIŞMAN – DAVADA KANUNİ TEMSİL – EHLİYETSİZLİK HUKUKSAL NEDENİNE DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL – DAVA ŞARTI – MEDENİ HAKLARI KULLANMA EHLİYETİNE SAHİP OLMAYANLAR

YASAL DANIŞMAN – DAVADA KANUNİ TEMSİL – EHLİYETSİZLİK HUKUKSAL NEDENİNE DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL – DAVA ŞARTI – MEDENİ HAKLARI KULLANMA EHLİYETİNE SAHİP OLMAYANLAR

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip bulunmayanlar bakımından kanuni temsilci eliyle, tüzel kişiler bakımından ise yetkili organları aracılığıyla davanın yürütülmesi taraflara ilişkin dava şartıdır. Bu nedenle davada, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayan kişiler kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilirler. Bu durum HMK’nın 52. maddesinde “davada kanuni temsil” yetkisi olarak ifade edilmiştir. Yasal danışman olan davacının HMK’nın 114/1-d maddesine göre dava şartı niteliğindeki “davada kanuni temsil” yetkisi bulunmadığından, davanın reddedilmesi bu gerekçelerle doğrudur.
T.C.
Yargıtay
1. Hukuk Dairesi
E: 2013/10067 K: 2013/13576 K.T.: 30.09.2013
Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, temlik işlemini yapan ve annesi olan Ünzile’nin kısıtlanarak vasi tayini gerektiği iddiası ile dava açtığı, ancak yargılama sırasında vasi tayin talebi red edilmesine karşın 24.02.2011 tarihinde yasal danışman olarak atandığı anlaşılmaktadır.
Gerek uygulamada gerek bilimsel alanda ortaklaşa kabul edildiği üzere, kendisine danışman atanan kimse medeni hakları kullanma hakkına sahiptir. Özellikle şahıs varlığı haklarını hiçbir kısıtlama olmaksızın tek başına kullanabilir. Ancak mal varlığı haklarının kullanılmasında; oy danışmanlığında (TMK m. 429/1) daha az, idare danışmanlığında (TMK m. 429/2) daha çok olmak üzere bir takım kısıtlamalar getirilmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, oy danışmanı vasi gibi yasal danışman değildir. Kendisine danışman atanan kişi danışmanın izni ile tek başına dava açabileceği gibi danışmanla birlikte de dava açabilir ya da açılan davaya danışman sonradan icazet verebilir. Ancak yasal danışman, danışmanı olduğu kişi adına onun katılımı olmaksızın dava açamaz veya onun aleyhine açılan davayı tek başına yürütemez.
Somut olayda yasal danışman olan davacı danışmanı olduğu kişi adına onun katılımı olmaksızın dava açmış olup,davacı asil tarafından sonradan verilmiş bir muvafakatin da bulunmadığı açıktır. Ne var ki, mahkeme aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerek 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ve gerekse 6100 sayılı HMK’da aktif husumet ehliyeti diye bir kurum ya da kavram bulunmamakta, uygulamada bir çok kurum ve kavramın yerine geçmek üzere yanlış bir şekilde kullanılmaktadır.
Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip bulunmayanlar bakımından kanuni temsilci eliyle, tüzel kişiler bakımından ise yetkili organları aracılığıyla davanın yürütülmesi taraflara ilişkin dava şartıdır. Bu nedenle davada, medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmayan kişiler kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilirler. Bu durum 6100 sayılı HMK’nın 52. maddesinde “davada kanuni temsil” yetkisi olarak ifade edilmiştir.
Hal böyle olunca, yasal danışman olan davacının HMK’nın 114/1- d maddesine göre dava şartı niteliğindeki “davada kanuni temsil” yetkisi bulunmadığından, davanın reddedilmesi bu gerekçelerle doğrudur.
SONUÇ : Davacının temyiz itirazlarının reddi ile yukarıda belirtilen gerekçelerle hükmün ONANMASINA, 30.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları