1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 10. Ceza Dairesi
  4. YARGILAMANIN YENİLENMESİ TALEBİ – KARARI VEREN MAHKEME HEYETİNİN VE SAVCILARIN TUTUKLANMASI – MAHKEME HEYETİ VE SAVCILARIN HAKLARINDAKİ SORUŞTURMANIN DOSYA İLE ALAKASININ OLMADIĞI

YARGILAMANIN YENİLENMESİ TALEBİ – KARARI VEREN MAHKEME HEYETİNİN VE SAVCILARIN TUTUKLANMASI – MAHKEME HEYETİ VE SAVCILARIN HAKLARINDAKİ SORUŞTURMANIN DOSYA İLE ALAKASININ OLMADIĞI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Hükümlü müdafii, hükmü veren mahkemeye yapmış olduğu yargılamanın yenilenmesi talebinde hükme katılan ilk derece mahkemesi hakimleri … ve … ile fezlekeyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı … iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı C. K., duruşmaya katılan Cumhuriyet savcısı … haklarında aleyhlerine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur ettiklerinden bahisle CMK’nın 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen “Hükme katılmış olan hâkimlerden birinin, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmesi” hâli kapsamında yargılamanın yenilenmesini talep etmişse de, bahse konu Cumhuriyet savcısı ve hakimler hakkında mevcut ise adli veya idari soruşturmaların konusu itibariyle, hükümlü hakkındaki yargılamayla ilişkili olduğuna dair CMK’nın 318. ve 319. maddesi anlamında doğrulayacak somut hiçbir delil sunulmadığı, İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. maddesiyle görevli) tarafından 01/10/2015 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile “sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine” dair verilen ek kararda “Hükümlünün talep dilekçesinde yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak dayandığı yargılandığı dönemdeki mahkeme başkanının yapılan soruşturma sonucunda tutuklanmasının ve C. Savcısının ise açığa alınmasının bu dosya ile bir ilgisinin bulunmadığı” belirtildiği ve bu durumun aksini doğrulayacak somut hiçbir delil sunulmadığı, kanun yararına bozma aşamasında Daire’ye sunulan dilekçelerindeki FETÖ terör örgütü mensuplarının müvekkiline himmet adı altında para talep ederek baskı yaptığı ve müvekkilinin kabul etmemesi üzerine adı geçen terör örgütünce hedef alındığı, yönündeki beyanın soyut iddiadan ibaret olduğu ve bu yönüyle de doğrulayacak delillerin açıklanmadığı, 15 Temmuz darbe girişimi olayları ile bu olayın öncesi ve sonrasında hükümlü hakkındaki yargılamada görev almış bir kısım Cumhuriyet savcısı ve hâkim hakkında adlî ve/veya idarî soruşturma başlatılması durumunun yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında hükümlünün beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olmadığı, bu bakımdan hükümlü müdafiinin talebinin, CMK’nın 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (e) bentleri kapsamında yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabule değer olmadığı anlaşıldığından, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
T.C.
Yargıtay
10. Ceza Dairesi
E: 2016/2658 K: 2016/4291 K.T.: 26.12.2016
DAVA : Adalet Bakanlığı’nın, 07/06/2016 tarihli yazısı ile; “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak” ve “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçlarından sanık … hakkında İstanbul(Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. maddesiyle görevli) tarafından 01/04/2009 tarihinde 2007/376 esas ve 2009/54 karar sayı ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 18/05/2010 tarihli, 2009/21635 esas ve 2010/11716 karar sayılı ilamı ile “sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmasının ardından, yeniden yapılan yargılamada İstanbul(Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nce (CMK’nın 250. maddesiyle görevli) 15/09/2010 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile sanık … hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin bozulması kararına direnilmesine ve sanık …’in her iki suçtan mahkûmiyetine dair kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 31/10/2012 tarihli, 2011/10-577 esas ve 2012/1821 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesi sonrasında; İstanbul(Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. maddesiyle görevli) tarafından 01/10/2015 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile “sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine” dair verilen ek karara yönelik vaki itirazın reddine dair İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 05/11/2015 tarihinde 2015/743 değişik iş sayı ile verilen kararın kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 17/06/2016 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
Gereği Görüşülüp Düşünüldü:
KARAR : A-) Konuyla İlgili Bilgiler:
1-) Sanık … hakkında, 11.08.2007 tarihinde ve öncesinde işlediği iddia olunan “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak” ve “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçlarından İstanbul(Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 01/04/2009 tarihinde 2007/376 esas ve 2009/54 karar sayı ile;
“Uyuşturucu madde ticareti yapma” suçu bakımından, TCK’nın 188. maddesinin 3, 4 ve 5. fıkraları ile 62. maddesi gereğince 11 yıl 3 ay hapis ve 375 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 52. maddesi gereğince adlî para cezasının günlüğü 20 TL’den 7.500 TL adlî para cezasına dönüştürülmesine,
“Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak” suçu bakımından, TCK’nın 220. maddesinin 2. fıkrası ve 62. maddesi gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verildiği,
2-) Hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce 18/05/2010 tarihinde 2009/21635 esas ve 2010/11716 karar sayısı ile “Kendilerinde uyuşturucu madde ele geçmeyen sanıkların, diğer sanıklarda yakalanan uyuşturucu maddeler ile ilgilerinin saptanamadığı, telefon konuşmalarında geçen ve ticaretini yaptıkları ileri sürülen maddelerin bulunmaması nedeniyle, uyuşturucu veya uyarıcı nitelikte olup olmadığının teknik yöntemlerle belirlenemediği, böylece sanıklar … ve … hakkında teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde, sanık Bayram’ın ise bireysel olarak uyuşturucu madde ticareti yaptıklarına dair yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, beraatleri yerine, mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Yasaya aykırı…” gerekçesiyle bozulduğu,
3-) Bozma üzerine İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nce (CMK’nın 250. maddesiyle görevli) 15/09/2010 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile bozma kararına direnilmesine karar verilerek, sanık hakkında;
“Uyuşturucu madde ticareti yapma” suçu bakımından, TCK’nın 188. maddesinin 3, 4 ve 5. fıkraları ile 62. maddesi gereğince 11 yıl 3 ay hapis ve 375 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 52. maddesi gereğince adlî para cezasının günlüğü 20 TL’den 7.500 TL adlî para cezasına dönüştürülmesine,
“Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak” suçu bakımından, TCK’nın 220. maddesinin 2. fıkrası ve 62. maddesi gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verildiği,
4-) Direnme kararı üzerine; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca 31/10/2012 tarihinde, 2011/10-577 esas ve 2012/1821 karar sayı ile “İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 15.09.2010 gün ve 219-249 Sayılı direnme hükmünün sanıklar … … ve … hakkındaki suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçları yönünden usul ve yasaya uygun bulunduğundan ONANMASINA” karar verildiği,
5-) Sanık müdafii tarafından, 13.07.2015 tarihinde, sanığın yargılandığı dönemdeki mahkeme başkanının tutuklandığı ve Cumhuriyet savcısının açığa alınması sebebiyle yeni delil ve olayların ortaya çıktığından bahisle yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması talebinde bulunduğu,
6-) İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. maddesiyle görevli) tarafından 01/10/2015 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile “Hükümlünün talep dilekçesinde yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak dayandığı yargılandığı dönemdeki mahkeme başkanının yapılan soruşturma sonucunda tutuklanmasının ve C. Savcısının ise açığa alınmasının bu dosya ile bir ilgisinin bulunmadığı, mahkeme başkanı hakkında CMK 311/1-c maddesi anlamında bir kovuşturma bulunmadığı, bu sebeple CMK 311/1-c maddesinde belirtilen hükümlü aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş olma şartının kanunun aradığı anlamda gerçekleşmediği, mahkeme başkanının ve C.Savcısının yukarda değerlendirilen mevcut durumları nedeniyle, hükümlünün adil yargılanmadığına dair soyut yazılı talebinin, yeniden yargılama müessesesi anlamında CMK 311. Maddesinde sayılan hükümlü lehine yeniden yargılama sebeplerinden bulunmadığı, yeni delil veya yeni olgu olarak kabul edilebilecek bir hususun da bulunmadığı, kaldı ki hükümlü müdafıinin dilekçesinde belirttiği sebeplerin gerek yargılama gerekse temyiz aşamasında Yargıtay tarafından irdelendiği anlaşılmakla, hükümlü müdafıinin infazın durdurulması ve yargılamanın yenilenmesi talepleri kabule değer görülmediği” gerekçesiyle sanık müdafiinin yargılamanın yenilenmesine dair talebinin reddine karar verildiği,
7-) Sanık müdafiinin itirazı üzerine; İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 05/11/2015 tarihinde 2015/743 değişik iş sayı ile “İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 01/10/2015 tarihli ve 2010/219 esas, 2010/249 karar sayılı yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması talebinin reddine dair kararına yapılan itirazın yasal dayanağı olmadığından ve yargılama konusu ile ilgili yeni bir delil ya da olay söz konusu olmadığından hükümlünün yapmış olduğu itirazın REDDİNE,” karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B-) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311/1 c ve e. maddelerinde yer alan” (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: … c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. …e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.” şeklindeki düzenlemeler ile hükümlü müdafıinin 13/07/2015 havale tarihli yargılamanın yenilenmesi talep dilekçesi ve 24/05/2016 tarihli kanun yararına bozma talep dilekçesinde, fezleke savcısı … …, iddianame savcısı … …, duruşma savcısı … …, ilk derece mahkemesi hakimleri … … ve … … haklarında … ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından soruşturmalar başlatılmış olduğunun belirtilerek yargılamanın yenilenmesi talep edilmiş olması karşısında, İstanbul (kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesince 01/10/2015 tarihli kararı ile adı geçen hakim ve savcılar haklarındaki soruşturmaların yargılama konusu dosya ile ilgili olmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiş ise de, adı geçen hakim ve savcılara dair mevcut ise bütün adli veya idari soruşturmaların konusu itibariyle hangi hususlara dair olduğunun açıklığa kavuşturulması bakımından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılıklarından sorularak sonucuna göre yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 05/11/2015 tarihli ve 2015/743 değişik iş sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C-) Konunun Değerlendirilmesi:
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinde:
(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
c-) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
e-) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 312. maddesinde: “(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını ertelemez. Ancak mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir. ” ;
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 318. maddesinde:
“(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.
(2) 303. Madde gereğince Yargıtayın doğrudan hüküm kurduğu hâllerde de hükmü vermiş olan mahkemeye başvurulur.
(3) Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına dair olan karar, duruşma yapılmaksızın verilir.” ;
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 319. maddesinde:
“(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.
(2) Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur.
(3) Bu Madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.” ;
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 320. maddesinde:
“(1) Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi istemini yerinde bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu hususları yerine getirebilir.
(2) Delillerin mahkemece veya naip hâkim tarafından veya istinabe suretiyle toplanması sırasında, soruşturmaya dair hükümler uygulanır.
(3) Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden yedi günlük süre içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir.” ;
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 321. maddesinde:
“(1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311. Maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314. Maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması sebebiyle duruşma yapılmaksızın reddedilir.
(2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir.
(3) Bu Madde gereğince verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.” ;
İfade olunmaktadır.
Bu madde ve fıkralar ışığında; kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, 5271 Sayılı CMK’nın 311. maddesinde belirtilen hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülmekte olup, yargılanmanın yenilenmesi talebi üç aşamalı incelemeyi gerektirmektedir:
Birinci aşama; CMK’nın 318. maddesi uyarınca “kabule değer olup olmadığının mahkemesince duruşma yapmaksızın evrak üzerinden incelenmesi”;
İkinci aşama; CMK’nın 319. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebi kabule değer görülmesi halinde, CMK’nın 320.maddesi uyarınca “delillerin toplanması”;
Üçüncü aşama ise; toplanan delillerin yargılamanın yenilenmesini gerektirip gerektirmeyeceği belirlendikten sonra, şayet yargılamanın yenilenmesini gerektiriyor ise CMK’nın 321. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi ve son duruşmanın açılmasıdır.
Somut olayda;
Hükümlü … müdafii, hükme katılan ilk derece mahkemesi hakimleri … … ve … … ile fezlekeyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı … …, iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı … …, duruşmaya katılan Cumhuriyet savcısı … …. haklarında aleyhlerine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur ettiklerinden bahisle CMK’nın 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen “Hükme katılmış olan hâkimlerden birinin, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmesi” hâli ile (e) bendinde belirtilen “Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olması” hâli kapsamında yeniden yargılama talep etmektedir.
Hükümlü … müdafii, kanun yararına bozma incelemesine esas olmak üzere Daire’ye sunmuş olduğu 24.05.2016 ve 18.10.2016 havale tarihli dilekçelerinde özetle; hükme katılmış olan Hâkimler ile Cumhuriyet savcıları aleyhine ceza kovuşturması başlatıldığı, hakimler ve savcıların bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur ettiklerini, bu hususta 15 Temmuz darbe girişimiyle yeni olaylar ve delillerin ortaya çıktığını, FETÖ terör örgütünün müvekkilinden himmet adı altında para talep ettiğini, FETÖ mensuplarının “cemaate” bağış yapması konusunda baskı uyguladığını, halen tutuklu bulunan MNS mobilya sahibi … … ve diğer kişilerden gelen bu baskılara müvekkilinin boyun eğmemesi üzerine adı geçen terör örgütünce hedef alındığını, FETÖ/PYD örgütünün emniyet ve yargı içinde bulunan mensupları vasıtasıyla müvekkiline yönelik düzenlenen kurmaca operasyon ve kurmaca delillerle kumpas kurularak bu dosyada müvekkilinin haksız yere mahkûm olmasının sağlandığını, müvekkili hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturma aşamasında ve dosyanın Yargıtay aşamasında görev alan Cumhuriyet savcıları ve hâkimlerin FETÖ terör örgütü mensubu olup olmadıklarının Emniyet Genel Müdürlüğü’nden ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılıklarından sorularak açıklığa kavuşturulması gerektiğini; duyumlarına göre, soruşturmayı fezleke aşamasına kadar sürdüren Cumhuriyet savcısı …, İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hakimi … …, Direnme Kararının onanması yönünde oy kullanan Yargıtay Ceza Genel Kurulu Üye Hakimleri …, … …, … …, … …, … …, …, …, …, … …., …, … ve …’in FETÖ olaylarından dolayı cezaevinde bulunduğunu; iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı … ve duruşmalara katılan Cumhuriyet savcısı …’nın FETÖ olaylarından dolayı kırmızı bülten ile aranmakta olduğunu; iletişimin dinlenmesi ve tespiti kararını veren Cumhuriyet savcısı … ve İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hakimi … FETÖ olaylarından dolayı açıkta bulunduğunu; soruşturma ve yargılamanın kumpas şüphesi taşıdığını, beyan etmektedir.
Hükümlü müdafiinin esas itibariyle yargılamanın yenilenmesi yönündeki talebinin, öncelikle yukarda değinilen aşamalardan birinci aşama olan “kabule değer olup olmadığı” bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir:
1-) Olağanüstü kanun yollarından olan yargılamanın yenilenmesi müessesesinde, istemin kabule değer olup olmadığı konusundaki değerlendirme yapılırken, davanın biçimsel koşullara uyup uymadığı, dilekçede yenileme nedenleri olarak gösterilen nedenlerin bu nitelikte olup olmadıkları, bunları kuvvetlendirecek delillerin ileri sürülüp sürülmediği, hükmü veren mahkeme tarafından duruşma yapılmaksızın incelenecektir. Bu incelemelerin sonunda yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilecek, aksi hâlde ikinci aşama olan delil toplama aşamasına geçilecektir.
2-) 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen “Hükme katılmış olan hâkimlerden birinin, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmesi” hâlinin yargılamanın yenilenmesi nedeni olması için, hükme katılmış hâkimlerden birinin aleyhine ceza kovuşturması veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek görevine dair kusuru ile yeniden yargılama talep edilen dava arasında bir bağlantının bulunması gerekmektedir. Aksi halde, bu durumun yalnız başına CMK’nın 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Örneğin bir dava dosyasında verdiği hüküm kesinleşen bir hâkimin, daha sonrasında başka bir dava dosyasının yargılamasında görevini kötüye kullandığından bahisle hakkında ceza kovuşturması başlatılması veya kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü ile cezalandırılması hâlinde, bu durumun yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilmesi mümkün olmayacaktır.
3-) 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde belirtilen “Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olması” hâlinin yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabule değer olması için, yasa metninde de belirtildiği üzere yargılamanın yenilenmesi talebinde ileri sürülen yeni olaylar veya yeni delillerin yalnız veya önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde mahkûmun beraatini veya daha hafif bir suçtan cezalandırılmasını gerektirecek nitelikte olması gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, somut olay ve talep değerlendirildiğinde;
Hükümlü … müdafii, hükmü veren mahkemeye yapmış olduğu yargılamanın yenilenmesi talebinde hükme katılan ilk derece mahkemesi hakimleri … ve … ile fezlekeyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı … iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı C. K., duruşmaya katılan Cumhuriyet savcısı … haklarında aleyhlerine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur ettiklerinden bahisle CMK’nın 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen “Hükme katılmış olan hâkimlerden birinin, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmesi” hâli kapsamında yargılamanın yenilenmesini talep etmişse de, bahse konu Cumhuriyet savcısı ve hakimler hakkında mevcut ise adli veya idari soruşturmaların konusu itibariyle, hükümlü hakkındaki yargılamayla ilişkili olduğuna dair CMK’nın 318. ve 319. maddesi anlamında doğrulayacak somut hiçbir delil sunulmadığı, İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. maddesiyle görevli) tarafından 01/10/2015 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile “sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine” dair verilen ek kararda “Hükümlünün talep dilekçesinde yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak dayandığı yargılandığı dönemdeki mahkeme başkanının yapılan soruşturma sonucunda tutuklanmasının ve C. Savcısının ise açığa alınmasının bu dosya ile bir ilgisinin bulunmadığı” belirtildiği ve bu durumun aksini doğrulayacak somut hiçbir delil sunulmadığı, kanun yararına bozma aşamasında Daire’ye sunulan dilekçelerindeki FETÖ terör örgütü mensuplarının müvekkiline himmet adı altında para talep ederek baskı yaptığı ve müvekkilinin kabul etmemesi üzerine adı geçen terör örgütünce hedef alındığı, yönündeki beyanın soyut iddiadan ibaret olduğu ve bu yönüyle de doğrulayacak delillerin açıklanmadığı, 15 Temmuz darbe girişimi olayları ile bu olayın öncesi ve sonrasında hükümlü hakkındaki yargılamada görev almış bir kısım Cumhuriyet savcısı ve hâkim hakkında adlî ve/veya idarî soruşturma başlatılması durumunun yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında hükümlünün beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olmadığı, bu bakımdan hükümlü müdafiinin talebinin, CMK’nın 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (e) bentleri kapsamında yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabule değer olmadığı anlaşıldığından, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK’nın 250. maddesiyle görevli) tarafından 01/10/2015 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile “sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine” dair verilen ek karara yönelik vaki itirazın reddine dair İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 05/11/2015 tarihinde 2015/743 değişik iş sayı ile verilen karara yönelik kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı’na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 26.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları