1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 3. Hukuk Dairesi
  4. VAKIF TAVİZ BEDELİNİN İADESİ DAVASI – VAKIF TÜRÜNÜN VE TAVİZ BEDELİNE HAK KAZANILIP KAZANILMADIĞININ BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ – YERİNDE KEŞİF YAPILARAK UZMAN BİLİRKİŞİ KURULUNDAN RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİ

VAKIF TAVİZ BEDELİNİN İADESİ DAVASI – VAKIF TÜRÜNÜN VE TAVİZ BEDELİNE HAK KAZANILIP KAZANILMADIĞININ BELİRLENMESİ GEREKTİĞİ – YERİNDE KEŞİF YAPILARAK UZMAN BİLİRKİŞİ KURULUNDAN RAPOR ALINMASI GEREKTİĞİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu farklı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığı keşfen ve uzman bilirkişiler marifetiyle saptanmalıdır. Vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ise, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanmıştır. Bu durumda mahkemece, mahallinde keşif yapılarak; tapu kaydı ve dayanakları (kadastro tutanağı vb.) ile vakfiye örneği uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile mahalline uygulanmalı ve akabinde HMK’nın 266. maddesi uyarınca yukarıdaki ilkeleri kapsar biçimde uzman bilirkişi kurulundan rapor aldırılarak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu davanın reddine dair karar ittihazı isabetli görülmemiştir.
T.C.
Yargıtay
3. Hukuk Dairesi
E: 2015/11974 K: 2015/19248 K.T.: 01.12.2015

DAVA : Taraflar arasında görülen taviz bedelinin iadesi-istirdat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili dilekçesinde; Müvekkilleri adına, tapunun Çatalca- Çanakça (2090-2091-1668-2244-2331-4126-2199-2170-2171-2197-3163-3377-2988-4199-4049-1117-2576-2870-2723) sayılı parsellerde kayıtlı toplam 19 adet taşınmazlar üzerinde ”S. B. Han Vakfı” ibaresi bulunduğunu, tapuda işlem yapılabilmesi için Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne vakıf taviz bedelinin ödenmesinin gerektiğinin öğrendiğini, bunun üzerine 12/09/2011 tarihinde davalı idare hesabına 4.145,00 TL vakıf taviz bedelinin yatırıldığını, ancak bahsedilen vakfın gayrisahih vakıflardan olduğunu, vakıf taviz bedelinin istenemeyeceğini ileri sürerek, haksız yere ödenen 4.145,00 TL taviz bedelinin davalıdan alınarak davacılara karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Ç. Köyü’ndeki S. B.Vakfında vakfiyeli taşınmazların icareteynli taşınmazlardan olduğunu, bu tür taşınmazların taviz bedeline tabi bulunduğunu, vakfiyesinde açıkça vakfın sahih vakıflardan olduğunun belirtildiğini, vakıf gelirinin kamu hizmetine tahsis edildiğini, ayrıca davacıların dava konusu taviz bedelini ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kendi iradeleri ile ödemiş olduklarından bu bedeli geri isteyemeyeceklerini belirterek , davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; dava konusu Sultan Beyazıt Vakfı şerhi bulunan taşınmazların vakıf kuruluş belgesi ve dosyada bulunan belgeler dikkate alındığında arazi kanunnamesinin 3. maddesinde sayılan ve özel mülkiyete konu olamayan kasaba dışında yer alan bağ, bahçe ve orman niteliğindeki taşınmazlardan olduğu, bu nedenle gayrisahih vakfedildiği, aynı coğrafi bölgede bulunan ve aynı vakıf şerhini içerir benzer nitelikteki taşınmazlara ilişikin olarak taviz bedelinin iadesi yönünde verilen kararların Yargıtay’ca onandığı ve böylece dava konusu taşınmazların 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 18. maddesi uyarınca taviz bedeline tabi olmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne ve 4.145,00 TL taviz bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu 27.02.2008 tarihli Resmi Gazete de yayımlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Sözü edilen 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 18.maddesi hükmüne göre; icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar taviz bedeline tabiidir.
Kanunun 3.maddesinde yapılan tanıma göre de; Mukataalı vakıf, zemini vakfa, üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise, değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder.
Bu halde somut uyuşmazlığın çözümü için “S. B. Han Vakfının” mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.
Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu farklı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığı keşfen ve uzman bilirkişiler marifetiyle saptanmalıdır.
Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu ise, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanmıştır. Bu durumda mahkemece, mahallinde keşif yapılarak; tapu kaydı ve dayanakları (kadastro tutanağı vd.) ile vakfiye örneği uzman bilirkişi kurulu aracılığı ile mahalline uygulanmalı ve akabinde HMK.nun 266.maddesi uyarınca yukarıdaki ilkeleri kapsar biçimde uzman bilirkişi kurulundan rapor aldırılarak sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme sonucu davanın reddine dair karar ittihazı isabetli görülmemiştir.
SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları