1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 10. Ceza Dairesi
  4. UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ – KOKAİN SATIŞI – ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİ UYGULANMAYACAĞI – ÖNCEKİ CEZANIN MAHSUBU GEREKTİĞİ

UYUŞTURUCU MADDE TİCARETİ – KOKAİN SATIŞI – ZİNCİRLEME SUÇ HÜKÜMLERİNİ UYGULANMAYACAĞI – ÖNCEKİ CEZANIN MAHSUBU GEREKTİĞİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Birden fazla alım olduğundan bahisle TCK’nın 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağı, somut olayda sanığın ağır olan hareketinin 04.07.2010 tarihinde gerçekleştirdiği kokain satma eylemi olup bu suç nedeniyle cezalandırılması ve 03.07.2010 tarihli eylemi sonucu verilen ve daha önce kesinleşen sonuç 4 yıl 2 ay hapis cezasının mahsubu gerektiği gözetilmeden, birden fazla uyuşturucu madde sattığı kabul edilerek sanık hakkında zincirleme suçla ilgili TCK’nın 43. maddesinin uygulanması, yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
T.C.
Yargıtay
10. Ceza Dairesi
E: 2016/2758 K: 2017/26 K.T.: 10.01.2017
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
I) Hükümlüler … ve … hakkında Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 08.06.2011 tarihli 2011/9 esas 2011/189 sayılı kararı ile zincirleme olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen ve 21.01.2014 tarihinde kesinleşen mahkûmiyet hükümlerine yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının incelenmesi:
İtiraz yazısı ile dava dosyası incelendi.
A) KONUYLA İLGİLİ BİLGİLER
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanıklar … ve … hakkında, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonucu 08.06.2011 tarihinde 2011/9 esas ve 2011/289 karar sayı ile zincirleme olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş, hüküm sanık tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizce 21.01.2014 tarihinde 2012/53 esas ve 2014/516 karar sayı ile hükümlerin onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, Dairemizin bu kararına itiraz edilmiştir.
B) İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz yazısında; ” Antalya 3 üncü Ağır Ceza Mahkemesi, 8.6.2011 gün ve 9-189 sayılı kararı ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, sanık …’nın 5237 Syl. TCK 188/3, 4, 43/1, 62, 52, 52/4, 53/1, 58, 63, 54 üncü maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis ve 2.046 TL adli para cezası, sanık …’nın, 5237 Syl. TCK 188/3, 4, 43/1, 62, 52, 52/4, 53/1, 63, 54 üncü maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis ve 2.046 TL adli para cezası ile tecziyelerine karar vermiştir.
5237 sayılı TCK’nın 43 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin yerel mahkemenin kabulü yerinde değildir.
Şöyleki; esas olan gizli soruşturmacı görevlinin, bir suç işlendiğini tespit ettiğinde suç işleyeni yakalayıp yargı önüne çıkarmasıdır. Somut olayda gizli soruşturmacı 4.7.2010 tarihinde sanıklardan kokain almıştır. Böylece satmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu belirlenmiş ve delil elde edilmiştir. Buna rağmen gizli soruşturmacının sanıkları yakalamayıp, 5.7.2010 ve 28.7.2010 tarihlerinde tekrar uyuşturucu madde alması gereksizdir. Gizli soruşturmacı tarafından sanıklardan yeniden uyuşturucu maddeler alınması, ayrıca suç oluşturmamalıdır. Bu sebeple, zincirleme suç hükümleri uygulanarak sanıklara fazla ceza verilmemelidir.
Ayrıca; sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 62 ve 52 inci maddelerinin tatbiki sonrasında, sonuç olarak 1.860 TL yerine 2.046 TL fazla adli para cezaları belirlenmesi yasaya aykırıdır.” denilerek Dairemizin onama kararının kaldırılması ve yerel mahkeme hükmünün bu sebeplerle bozulması istenilmiştir.
C) İTİRAZIN VE KONUNUN İRDELENMESİ:
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi doğrultusunda, Antalya 6. Sulh Ceza Mahkemesi’nce 23.06.2010 tarihinde, Antalya İli … bölgesinde uyuşturucu madde satışı yapanların tespiti için “gizli soruşturmacı” görevlendirilmesine karar verilmiştir. Gizli soruşturmacılardan üçü 04.07.2010 tarihinde 50 TL verip sanıklardan 0,08 gram kokain almışlar, ancak sanıkları yakalama yoluna gitmemişlerdir. Aynı gizli soruşturmacılar 05.07.2010 tarihinde sanık …’dan 50 TL karşılığında 0,07 gram kokain ve 28.07.2010 tarihinde …’nın yönlendirmesi üzerine hakkındaki hüküm kesinleşen diğer sanık …’dan 30 TL karşılığında 0,1 gram kokain ile son olarak 03.08.2010 tarihinde sanık … ile birlikte hakkındaki hüküm kesinleşen diğer sanık …’tan 0,045 gram kokain satın almışlardır. Daha sonra 19.10.2010 tarihinde sanıkların birlikte kaldığı evlerinde yapılan aramada ise 0,85 gram kokain ele geçirilmiştir. Gizli soruşturmacıların 04.07.2010 tarihinde sanıklardan kokain almaları üzerine sanıkların “satmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçu belirlenmiş ve bu suçun delili elde edilmiştir. Buna rağmen daha sonra sanıklardan tekrar kokain almaları hem gereksizdir hem de görevleri kapsamında değildir. Öte yandan, gizli soruşturmacıların asıl amacı “uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak” değil, “suçu ve failini belirlemek, suçla ilgili delilleri elde etmekten ibaret” olduğundan, gerçek anlamda bir “alım-satım” da söz konusu değildir. Sanıkların hareketlerinin bütünüyle “uyuşturucu maddeyi satışa arzetme” suçunu oluşturduğu ve zincirleme suçun söz konusu olmadığı anlaşıldığından, sanık hakkındaki itirazın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
D) KARAR: Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İTİRAZININ KABULÜNE,
2- Dairemizin 21.01.2014 tarihli 2012/353 esas ve 2014/516 karar sayılı … ile … hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna ilişkin ONAMA KARARININ KALDIRILMASINA,
3- Sanıklar … ve … hakkında zincirleme olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Mahkemece sanıklar hakkında adli para cezası 1860 TL yerine 2046 TL olarak fazla belirlenmiş ise de; Mahkemece bu aykırılık ek kararlar ile düzeltilerek infaza verildiği anlaşıldığından itiraz yazısında belirtilen bu yöndeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Antalya 6. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 23.06.2010 tarihinde “alıcı görevli” görevlendirilmesi kararı uyarınca 04.07.2010 tarihinde üç alıcı görevlinin 50 TL karşılığında sanıklardan kokain aldıkları, aynı alıcı görevlilerin 05.07.2010 tarihinde sanık …’dan 28.07.2010 ve 03.08.2010 tarihlerinde sanık …’ten kokain aldıkları, daha sonra 19.10.2010 tarihinde sanıkların ikametinde yapılan aramada 0,85 gram kokain ele geçirildiği olayda, kolluk görevlilerinin değişik tarihlerdeki satın alma ve ev arama işlemlerinin suç delillerini elde etmeye yönelik çalışmalar olduğu, dolayısıyla kolluk görevlilerinin gerçek iradelerinin uyuşturucu madde satın alma değil, suç delilini elde etme olduğundan, somut olayda “uyuşturucu madde satma”nın gerçekleşmediği; böylece sanıkların hareketlerinin bütünüyle “uyuşturucu maddeyi satışa arzetme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanıkların birden fazla kez uyuşturucu madde sattığı kabul edilerek haklarında zincirleme suçla ilgili TCK’nın 43. maddesinin uygulanması,
Yasaya aykırı sanıkların müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA,
II) Sanık … hakkında Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 18.09.2014 tarihli 2014/123 esas 2014/326 sayılı kararı ile zincirleme olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün temyizen incelenmesi:
Bozmaya uyulduğu, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın uyuşturucu madde sattığına ilişkin edinilen bilgiler üzerine, alıcı görevlilerin 03.07.2010 tarihinde 20 TL verip sanıkla birlikte hareket eden hakkındaki uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen diğer sanık …’dan 2 gram esrar aldıkları, aynı görevlilerin 04.07.2010 tarihinde sanıkla birlikte hareket eden haklarındaki uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan verilen mahkûmiyet hükümleri kesinleşen diğer sanıklar … Kaya ile …’dan 50 TL karşılığında 0,08 gram kokain aldıkları; kolluk görevlilerinin gerçek iradesinin uyuşturucu madde satın alma değil, suç delilini elde etme olduğundan, somut olayda “uyuşturucu madde satma”nın gerçekleşmediği; böylece sanığın hareketlerinin bütünüyle “uyuşturucu maddeyi satışa arzetme” suçunu oluşturduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 28.04.2015 tarih 2014/10-848 esas ve 2015/316 sayılı kararında da “şüphelinin ilk alımdan sonra yakalanmayarak görevlilerce birden fazla alım yapılması durumunda da, esasen tek bir alım olayı ile şüphelinin satmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu ve suçunun delilleri ortaya çıktığından, şüphelinin sonraki alımlara konu uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi önceki alımlardan sonra temin ettiğine ilişkin delil bulunmadığı ahvalde, satmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmanın temadi ettiği kabul edilip, hareketin en ağırına göre ceza verilecektir” şeklinde belirtildiği üzere birden fazla alım olduğundan bahisle TCK’nın 43. maddesi gereğince zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağı, somut olayda sanığın ağır olan hareketinin 04.07.2010 tarihinde gerçekleştirdiği kokain satma eylemi olup bu suç nedeniyle cezalandırılması ve 03.07.2010 tarihli eylemi sonucu verilen ve daha önce kesinleşen sonuç 4 yıl 2 ay hapis cezasının mahsubu gerektiği gözetilmeden, birden fazla uyuşturucu madde sattığı kabul edilerek sanık hakkında zincirleme suçla ilgili TCK’nın 43. maddesinin uygulanması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 10.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları