1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 14. Hukuk Dairesi
  4. ÜÇÜNCÜ GRUP TİCARİ DAVALAR – NİSPİ TİCARİ DAVA – ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİ – GÖREV

ÜÇÜNCÜ GRUP TİCARİ DAVALAR – NİSPİ TİCARİ DAVA – ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİ – GÖREV

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara dair davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara dair davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür. Ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Dava nisbi ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu re’sen gözetilerek yukarda yazılı olduğu şekilde işlem yapılması gerekirken çekişmenin esasının incelenip hükme bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
T.C.
Yargıtay
14. Hukuk Dairesi
E: 2016/5904 K: 2016/9858 K.T.: 29.11.2016
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.11.2012 gününde verilen dilekçeyle elatmanın önlenmesi, taşınmazın tahliyesi ve ecrimisil, birleştirilen dava-davacılar vekili tarafından 30.05.2013 gününde verilen dilekçeyle ipotek şerhinin terkini ve intifa hakkının terkini istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kısmen kabulüne dair verilen 08.09.2015 tarihli hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı-davalı vekili ve davalı-davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.11.2016 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı-davalı vekili vekili Av. … ile davalı vekili Av. … geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafın sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR : Asıl dava elatmanın önlenmesi, taşınmazın tahliyesi ve ecrimil, birleştirilen dava ipotek şerhinin ve intifa hakkının terkini istemine ilişkindir.
Mahkemece asıl davanın ve birleştirlen davanın kısmen kabulune karar verilmiştir.
Hükmü, davalı davacı- davalı … ve davalı- davacı …. vekili temyiz etmiştir.
6102 ayılı TTK’nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir. Bu sebeple ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara dair davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara dair davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür.
6335 sayılı kanunun 2. maddesiyle değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır.
Yukarıda açıklandığı üzere, davacı- davalı … davalı- davacı … ve davalı … Tacir olup tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olan bu dava 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesi hükmünce nisbi ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesi görevlidir. Mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu re’sen gözetilerek yukarda yazılı olduğu şekilde işlem yapılması gerekirken çekişmenin esasının incelenip hükme bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, 1350 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya 1.350 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya karşılıklı olarak verilmesine, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istenmesi halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.11.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları