1. Anasayfa
  2. Danıştay
  3. 13. Daire
  4. TV PROGRAMINA YAYIN DURDURMA CEZASI – KANALA İDARİ PARA CEZASI KESİLMESİ

TV PROGRAMINA YAYIN DURDURMA CEZASI – KANALA İDARİ PARA CEZASI KESİLMESİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Yayın durdurma cezası, fiilen televizyon yayınının veya programın durdurulması şeklinde değil, yayını durdurulan programların yerine, aynı yayın kuşağında ve ticarî iletişim yayını içermeksizin, Üst Kurulca temin edilen eğitim, kültür, trafik, kadın ve çocuk hakları, gençlerin fiziksel ve ahlakî gelişimi, uyuşturucu ve zararlı alışkanlıklarla mücadele, Türk dilinin güzel kullanımı, çevre eğitimi, özürlü sorunları, sağlık ve benzeri kamuya yararlı konularda programlar yayınlanır. Her televizyon kanalına göre, idari para cezasının mı yoksa yayın durdurma cezasının mı daha ağır bir yaptırım olduğunu kesin olarak tespit etmek mümkün olmadığından, 3984 sayılı kanun hükümlerinin mi yoksa 6112 sayılı kanun hükümlerinin mi daha lehe olduğunu tespite imkan bulunmamaktadır.
T.C.
Danıştay 13. Dairesi
E: 2015/1979 K: 2015/2984 K.T.: 04.09.2015
İstemin_Özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce verilen 28.01.2015 tarih ve E:2014/4053, K:2015/236 sayılı kararın, temyiz aşamasında öne sürülen iddialarla düzeltilmesi istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hâkimi Düşüncesi: Kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Danıştay dava daireleri ile İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesinde yazılı nedenlerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise adı geçen yasa maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymamaktadır.
Bu nedenle, kararın düzeltilmesi isteminin REDDİNE, yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 04.09.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü yer almaktadır.
Aynı kanunun “Cezalar” başlıklı 45. maddesinde, “Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis ve adlî para cezalarıdır.” hükmüne yer verilmiş, 46. maddesinde hapis cezaları; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, müebbet hapis cezası ve süreli hapis cezası olarak sayılmıştır. 52. maddesinde ise, “Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” hükmü bulunmaktadır.
Anılan kanunun 53 ve devamı maddelerinde ise güvenlik tedbirleri sayılmış olup, bunlar; belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, eşya müsaderesi, kazanç müsaderesi, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri, sınır dışı edilme ve tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirleridir.
Bir suçun işlendiği zamandaki Kanun ile sonradan yürürlüğe giren Kanun birbirinden farklı olduğu takdirde, anılan Kanun’un 7. maddesi uyarınca lehe olan Kanun uygulanmalıdır.
Lehe olan Kanun’un saptanabilmesi için, suç tarihinde yürürlükte bulunan Kanun ile sonradan yürürlüğe giren Kanun, tüm hükümleriyle olaya birlikte uygulanmalı, kesin olarak lehe olanı belirlemek mümkün ise lehe Kanun uygulanması yapılmalıdır.
Bu kapsamda, fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan 3984 sayılı Kanun ile karar tarihinde yürürlükte olan 6112 sayılı Kanun incelendiğinde;
3984 sayılı Kanun’da müeyyideler; uyarı, yayın durdurma ve para cezası olarak sıralanmışken, 6112 sayılı Kanun’da idari yaptırımlar, ihlale konu fiile göre, ikili ayrıma tabi tutulmuş olmakla birlikte, genel olarak; uyarı ve para cezası şeklinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla, ihlalin niteliğine göre değişmekle birlikte, yayın durdurma cezası idari yaptırımlar arasında yer almamaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere, lehe olan Kanun hükmünün uygulanabilmesi için, kesin olarak lehe olanın belirlenebilmesi gerekmektedir.
3984 sayılı Kanun’da para cezası maktu olarak belirlenmiş iken, 6112 sayılı Kanun’da, fiilin ağırlığına göre bir önceki ay brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine ve yüzde birinden üçüne kadar olmak üzere iki ayrı ceza bulunmaktadır.
Dolayısıyla 6112 sayılı Kanun hükmü uyarınca, televizyon kanallarına verilen idari para cezası brüt iletişim gelirine göre belirlendiği için çok farklılık gösterebilmektedir.
Yayın durdurma cezası, iki Kanuna göre de, fiilen televizyon yayınının veya programın durdurulması şeklinde değil, yayını durdurulan programların yerine, aynı yayın kuşağında ve ticarî iletişim yayını içermeksizin, Üst Kurulca temin edilen eğitim, kültür, trafik, kadın ve çocuk hakları, gençlerin fiziksel ve ahlakî gelişimi, uyuşturucu ve zararlı alışkanlıklarla mücadele, Türk dilinin güzel kullanımı, çevre eğitimi, özürlü sorunları, sağlık ve benzeri kamuya yararlı konularda programlar yayınlanır.
Bu itibarla, her televizyon kanalına göre, idari para cezasının mı yoksa yayın durdurma cezasının mı daha ağır bir yaptırım olduğunu kesin olarak tespit etmek mümkün olmadığından, 3984 sayılı Kanun hükümlerinin mi yoksa 6112 sayılı Kanun hükümlerinin mi daha lehe olduğunu tespite imkan bulunmamaktadır.
Bu durumda, “lehe kanun ilkesi” uyarınca işlemi usulden iptal eden Mahkeme kararını onayan Dairemiz kararı kaldırılmak suretiyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yönde oluşan karara katılmıyorum.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları