1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 12. Hukuk Dairesi
  4. TÜKETİCİ KREDİSİ – KREDİ SÖZLEŞMESİNİN KEFİLİ OLAN KİŞİ – TÜKETİCİNİN KORUNMASI KANUNU – KREDİ TEMİNATI – BORCUN İFASI

TÜKETİCİ KREDİSİ – KREDİ SÖZLEŞMESİNİN KEFİLİ OLAN KİŞİ – TÜKETİCİNİN KORUNMASI KANUNU – KREDİ TEMİNATI – BORCUN İFASI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Takip konusunun tüketici kredisidir. Şikayetçi borçlunun söz konusu kredi sözleşmesinin kefili olduğu, takibin asıl borçlu ile beraber şikayetçi kefil hakkında başlatıldığı görülmüştür. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 10. maddesinin 3. fıkrası Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez hükmünü içermektedir. Bu nedenledir ki; alacaklı, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemez.
T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
E: 2016/8345 K: 2017/1710 K.T.: 09.02.2017
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
KARAR : Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından tüketici kredisi ve rehin sözleşmesine dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda; sair şikayetleri ile birlikte 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 10/3. maddesi uyarınca; alacaklının asıl borçluya başvurup takibin semeresiz kalmasından sonra kendisine başvurabileceğini ileri sürerek takibin iptalini talep ettiği, mahkemece, 7 günlük itiraz süresi içinde icra dosyasına itirazda bulunulması gerektiğinden bahisle istemin reddine karar verildiği görülmüştür.
Somut olayda, takip konusunun tüketici kredisi olduğu ve şikayetçi borçlunun söz konusu kredi sözleşmesinin kefili olduğu, takibin asıl borçlu ile beraber şikayetçi kefil hakkında başlatıldığı görülmüştür.
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 10. maddesinin 3. fıkrası “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasını isteyemez” hükmünü içermektedir. Bu nedenledir ki; alacaklı, asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemez.
Bu konudaki başvuru, İİK.nun 16. maddesi kapsamında şikayet olup, anılan hüküm emredici nitelikte ve kamu düzeni ile ilgili olmakla, borçlunun, aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca süreye bağlı olmaksızın icra mahkemesine başvuru hakkı vardır.
O halde mahkemece, şikayetin esasının incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.02.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları