1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. Hukuk Genel Kurulu
  4. TRAFİK KAZASINDA ARACIN HASARLANMASINA İLİŞKİN DAVA – DAVACININ KENDİ KUSUR ORANINI BELİRTMESİ VE TALEBİNİ SINIRLANDIRMASI – KUSUR ORANI YÖNÜNDEN ZIMNİ FERAGAT ANLAMINA GELECEĞİ – ISLAH YOLUYLA KUSUR ORANIN ISLAH EDİLMEDİĞİ 

TRAFİK KAZASINDA ARACIN HASARLANMASINA İLİŞKİN DAVA – DAVACININ KENDİ KUSUR ORANINI BELİRTMESİ VE TALEBİNİ SINIRLANDIRMASI – KUSUR ORANI YÖNÜNDEN ZIMNİ FERAGAT ANLAMINA GELECEĞİ – ISLAH YOLUYLA KUSUR ORANIN ISLAH EDİLMEDİĞİ 

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davacı vekili, aracın hasarlanmasına neden olayda davalının %50 oranında kusurlu olduğunu dava dilekçesinde açıkça belirtmiştir. Bu ifade ile davacı, kusur oranı yönünden talebini sınırlandırmış olup, davalının bu oranı aşan kusur oranı yönünden zımni feragatta bulunduğunun kabulü gereklidir. Zira davacı, dava dilekçesinde belirttiği kusur oranı yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı gibi ıslah dilekçesinde kusur oranını ıslah ettiği yönünde bir beyanda da bulunmamıştır. Bu nedenle de, tazminat miktarını artırmak için vermiş olduğu ıslah dilekçesiyle kendi feragatiyle sonlanan bir hakkı talep etme imkânı bulunmamaktadır. Hukuk Genel Kurulu’nun 03.10.2007 gün ve 2007/4-613 E., 2007/713 K.sayılı ilamında da aynı ilke benimsenmiştir.
T.C.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu
E: 2012/17-1581 K: 2013/76 K.T.: 23.01.2013

Taraflar arasındaki “tazminat ” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkeme’since davanın kabulüne dair verilen 15.07.2009 gün ve 2009/304-1547 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 18.03.2010 gün ve 2009/8891 E., 2010/2378 K. sayılı ilamı ile;

(…Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araç seyir halinde iken davalıya ait olan ve kapağı olmayan rögar çukuruna düşerek hasarlandığını ve hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kusur oranına isabet eden 972,50 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.5.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 1.552,50 TL’ye yükselttiklerini bildirmiştir.

Davalı vekili, hasarın müvekkili kurum ile ilgisinin bulunmadığını savunarak husumet itirazında bulunmuş, esas yönünden de davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kabulü ile 1.552,50 TL’nin 26.8.2008 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, TTK’nun 1301. maddesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.

Davacı sigorta şirketi, sigortalısına ödemiş olduğu 1.945,00 TL hasar miktarından davalı tarafın % 50 kusur oranına isabet eden 972,50 TL’nin tahsilini talep etmiş, bilahare bilirkişi raporu ile belirlenen tazminat miktarı ile kusur oranı yönünden ıslah dilekçesi vererek tazminat talebini 1.552,50 TL’ye yükseltmiştir.

Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı taraf %75 oranında kusurlu bulunup sigortalı araç için toplam 2.070,00 TL gerçek zarar belirlenmiş ise de; davacı vekili dava dilekçesinde sigortalıya ödenen 1.954 TL zararın %50’sine isabet eden 972,50 TL tazminatı talep ettiğine göre, bu miktara karar verilmesi gerekirken, HUMK’nun 74. maddesine aykırı biçimde talep aşılarak yazılı olduğu şekilde fazla tazminata hükmolunması doğru görülmemiştir…)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkili tarafından kasko sigorta poliçesiyle sigortalanan aracın yolda seyir halinde iken davalı tarafa ait kapağı olmayan rögara düşmek suretiyle hasarlandığını, sigortalı araçta 2.245,00 TL hasar meydana geldiğini, davalının olayda % 50 kusurlu bulunduğunu, müvekkili şirketçe sigortalıya 26.8.2008 tarihinde 1.945,00 TL ödendiğini, hasar miktarının % 50 kusur nispetine isabet eden 972,50 TL’nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiş, 12.05.2009 havale tarihli ıslah dilekçesiyle de talebini bilirkişi raporuyla tespit edilen % 75 kusur oranına göre belirlenen 1.552,50 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporuyla belirlenen % 75 kusur oranına göre davacının talep edebileceği tazminat tutarının ıslah dilekçesinde belirtilen 1.552,50 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davalı vekili getirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava dilekçesinde davalıya atfedilen kusur oranına karşılık gelen tazminat miktarının ıslah dilekçesiyle artırılıp artırılamayacağı noktasında toplanmaktadır.

1- Davacı vekili, aracın hasarlanmasına neden olayda davalının % 50 oranında kusurlu olduğunu dava dilekçesinde açıkça belirtmiştir. Bu ifade ile davacı, kusur oranı yönünden talebini sınırlandırmış olup, davalının bu oranı aşan kusur oranı yönünden zımni feragatta bulunduğunun kabulü gereklidir. Zira davacı, dava dilekçesinde belirttiği kusur oranı yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı gibi ıslah dilekçesinde kusur oranını ıslah ettiği yönünde bir beyanda da bulunmamıştır. Bu nedenle de, tazminat miktarını artırmak için vermiş olduğu ıslah dilekçesiyle kendi feragatiyle sonlanan bir hakkı talep etme imkânı bulunmamaktadır. Hukuk Genel Kurulu’nun 03.10.2007 gün ve 2007/4-613 E., 2007/713 K.sayılı ilamında da aynı ilke benimsenmiştir.

Hukuk Genel Kurulu’ndaki görüşmeler esnasında birkısım üyelerce, somut olayda davacının davasını ıslah etmiş olduğu, dava dilekçesinde ileri sürdüğü kusur oranına karşılık gelen tazminat miktarını ıslah yolu ile artırmasının mümkün bulunduğunu belirtilmişler ise de, çoğunluk tarafından bu görüş kabul edilmemiştir.

2- Her ne kadar Özel Daire bozma ilamının (2) nolu bendindeki bozma kapsamının içinde “…HUMK’nun 74. maddesine aykırı biçimde talep aşılarak” hüküm kurulduğu belirtilerek yerel mahkeme kararı bu sebeple de bozulmuşsa da, yerel mahkemece davacı tarafın ıslah dilekçesinin geçerli olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş olduğundan somut olayda HUMK 74. madde hükmü anlamında bir talep aşımından söz edilemeyecektir. Bu nedenle, bozma ilamının (2) nolu bendinde yer alan “HUMK’nun 74. maddesine aykırı biçimde talep aşılarak” kelime dizininin ilamdan çıkartılmasının gerektiği Genel Kurul çoğunluğunca benimsenmiştir.

Bu itibarla direnme kararı yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen ilave nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle Özel Daire bozma ilamında yer alan “HUMK’nun 74. maddesine aykırı biçimde talep aşılarak” kelimelerinin karar metninden çıkartılmasına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı Kanunun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 23.01.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları