1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 12. Hukuk Dairesi
  4. TESCİLLİ TASARIMA HAKSIZ MÜDAHELENİN ÖNLENMESİ – ŞAHSIN HUKUKUNA İLİŞKİN TESCİLLİ HAKKA TECAVÜZ – KESİNLEŞMEYEN İLAMIN İNFAZI – YARGILAMA GİDERİ

TESCİLLİ TASARIMA HAKSIZ MÜDAHELENİN ÖNLENMESİ – ŞAHSIN HUKUKUNA İLİŞKİN TESCİLLİ HAKKA TECAVÜZ – KESİNLEŞMEYEN İLAMIN İNFAZI – YARGILAMA GİDERİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin ürün benzerliği yoluyla tescili tasarıma haksız müdahalenin önlenmesine yönelik olarak oluşan hüküm, şahsın hukukuna ilişkin tescilli hakka tecavüz niteliğinde olduğundan, bu nitelikteki ilamlar kesinleşmeden infaz edilemeyeceği gibi, eklentisi olan yargılama giderleri ve vekalet ücreti de, kesinleşmeden takibe konulamayacağından mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekir
T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
E: 2010/2565 K: 2010/14104 K.T.: 07.06.2010
DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR: Takip dayanağı İstanbul 4. Fikri ve sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 08.05.2009 tarih ve 2006/533 Esas-2009/95 Karar sayılı kararın birinci fıkrasında; “Asıl davada 4161 no’lu tasarımın iptaline karar verilmiş olup, bu hususun kesinleştiğinden bu konuda yeniden hüküm tesisine yer olmadığına” karar verildiği, ilamın 6. fıkrasında ise; “Davalının eyleminin ürün benzerliği yolu ile haksız rekabet ve haksız müdahale oluşturduğunun tespitine ve haksız rekabet ve müdahalenin önlenmesine” karar verildiği görülmektedir.
HUMK’un 443/4. maddesinde “Aile ve şahsın hukukuna mütedair hükümlerin kesinleşmedikçe takibe konulmayacağı” düzenlenmiştir.
Somut olayda, Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi’nin ürün benzerliği yoluyla tescili tasarımına haksız müdahalenin önlenmesine yönelik olarak oluşan hüküm, HUMK’un 443/4. maddesi kapsamında şahsın hukukuna ilişkin tescilli hakka tecavüz niteliğinde olduğundan, bu nitelikteki ilamlar kesinleşmeden infaz edilemeyeceği gibi, eklentisi olan yargılama giderleri ve vekalet ücreti de, kesinleşmeden takibe konulamayacağından mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nın 366. ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 07.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları