1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 6. Hukuk Dairesi
  4. TEMERRÜT NEDENİYLE TAHLİYE İSTEMİ -SÖZLEŞME İLE BELİRLENEN TEMERRÜT FAİZİNİN BORÇLAR KANUNUNDAKİ ÜST SINIRI AŞAMAYACAĞI

TEMERRÜT NEDENİYLE TAHLİYE İSTEMİ -SÖZLEŞME İLE BELİRLENEN TEMERRÜT FAİZİNİN BORÇLAR KANUNUNDAKİ ÜST SINIRI AŞAMAYACAĞI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Taraflar arasında imzalanan sözleşmeden sonra yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nın 88. maddesinde sözleşme ile kararlaştırılan faiz oranlarının yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı belirlenmiştir. Bu durumda İcra takibinde, davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan %10 aylık gecikme faizi üzerinden talep edilen işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren asıl alacak üzerinden işleyecek olan aylık %10 faiz, TBK’nın 120. maddesindeki temerrüt faizinin üst sınırını aştığından, TBK’nın 120/2. maddesi gereğince mevzuat hükümlerine göre belirlenen faizin yüzde yüz fazlası olarak uygulanarak, işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren bu miktar üzerinden faize hükmedilmesi gerekir. 
T.C.
Yargıtay
6. Hukuk Dairesi
E: 2014/11800 K: 2014/13679 K.T.: 09.12.2014
DAVA: İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR: Dava, davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece tahliye yönünden davanın reddine, alacak yönünden davanın kısmen kabul ile kısmen reddine karar verilmiş, karar davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisi tarafından kiralanan taşınmazın 17.02.2012 tarihinde satın alındığını, 2013 Aralık ayı kira bedeli ile muacceliyet kaydı sebebiyle 7 aylık kira bedellerinin sözleşme şartlarında öngörüldüğü şekilde artış yapılmadan eksik ödenmesi üzerine başlatılan takibe borçlu kiracının kısmi itirazda bulunduğundan itirazın kaldırılması, asıl alacağın % 20 sinden az olmamak üzere davacı lehine icra inkar tazminatı verilmesi ve kiralananın tahliyesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yapılan kira ödemelerinin davacıların murisi tarafından kabul edildiğinden davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
1-) Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına, ihtarlı ödeme emrinin davalı borçluya 10.12.2013 tarihinde tebliğ edilmesine, tahliyenin 30 günlük süre dolmadan 19.12.2013 tarihinde istenilmiş bulunmasına göre davacıların tüm davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davalı kiracının alacağa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Davacı alacaklıların 08.12.2013 tarihli takip talebi ile 01.08.2012 tarihli kira sözleşmelerine dayanarak ödenmeyen 2013 Aralık ayı kira bedeli 2.495,50 TL, muacceliyet kaydı sebebiyle 7 aylık kira bedeli 17.468 TL, 2012 Mart ayı ile 2013 Kasım ayı arasında eksik ödenen kira bedelleri toplamı 4.730 TL, gecikme faizi toplamı 5.322 TL ve 1.396 TL damga vergisi olmak üzere toplam 31.997 TL’nin borçlu davalıdan tahsilinin istendiği, davalı borçlunun aylık kira miktarına kısmen itiraz etmekle birlikte 2013 Aralık ayı kirası 2.495,50 TL ile kira farkı 2.412,00 TL olmak üzere toplamı 4.907,50 TL kira borcu bulunduğunu kabul ederek ödediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüyle 30.070,75 TL alacak yönünden itirazın kaldırılmasına ve takibin bu miktar üzerinden devamına ve asıl alacak 24.081,39 TL üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmişse de, takipte itiraz edilmeyen kısımla ilgili olarak davacının itirazın kaldırılması isteminde hukuki yararı bulunmadığından kabul edilen 4.907,50 TL alacağın dışında kalan alacak miktarı üzerinden itirazın kaldırılmasına ve icra inkar tazminatına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3-) Davalıların faize dair itirazlarına gelince; taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin özel şartlar 20. maddesinde, ‘kiracı kira bedellerini zamanında ödemediği takdirde %10 gecikme cezası ödemeyi kabul ve taahhüt eder’ hükmüne yer verilmiştir. Davacı bu düzenlemeye dayanarak davada aylık %10 oranında işlemiş faiz talebinde bulunmuştur.
Yargıtay HGK’nın 18.02.2004 tarih ve 2004/10-104 Esas, 2004/94 Karar sayılı ilamında belirtildiği şekilde gecikme zammı nitelik itibariyle temerrüd faizidir. Sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda, taraflar sözleşmede faiz ödeme borcu kararlaştırabileceği gibi, borcun ifasında temerrüde düşülmesi durumunda uygulanacak faiz oranını da kararlaştırabilirler. Bu durumda, uyuşmazlık halinde kural olarak sözleşmede kararlaştırılan faizin uygulanması gerekir. Yasal faizin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Ancak, taraflar arasında imzalanan sözleşmeden sonra yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK’nın 88. maddesinde sözleşme ile kararlaştırılan faiz oranlarına, 120. maddesinde ise temerrüt faizine yönelik düzenlemelere yer verilmiştir. TBK’nın 120. maddesi ‘Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, 1. fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdi faiz oranı da 1. fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdi faiz oranı geçerli olur.’ şeklinde olup, taraflarca kararlaştırılan temerrüt faizinin üst sınırı, faiz borcunun doğduğu tarihteki yasal faizin yüzde yüz fazlası olarak sınırlandırılmıştır. Bu durumda İcra takibinde, davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan %10 aylık gecikme faizi üzerinden talep edilen işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren asıl alacak üzerinden işleyecek olan aylık %10 faiz, TBK’nın 120. maddesindeki temerrüt faizinin üst sınırını aştığından, TBK’nın 120/2. maddesi gereğince mevzuat hükümlerine göre belirlenen faizin yüzde yüz fazlası olarak uygulanarak, işlemiş faiz ve takip tarihinden itibaren bu miktar üzerinden faize hükmedilmesi gerekir. Ayrıca gecikme cezası niteliği itibarıyla temerrüt faizi hükmünde bulunduğundan TBK’nın 120. maddesi de gözetilerek tek kalem halinde işlemiş faiz belirlenmesi gerekirken davacı alacaklının geçmiş gün faizi ve gecikme cezasına dair taleplerinin tümden kabulü doğru değildir.
Karar bu sebeple bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan sebeplerle tahliyeye dair kararın ONANMASINA, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle 6100 Sayılı HMK’ya 6217 sayılı kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK’un 428 ve İİK.nın 366. maddesi uyarınca kararın alacağa yönelik olarak BOZULMASINA ve onanan kısım için temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları