1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 6. Hukuk Dairesi
  4. TEMERRÜT İHTARNAMESİ – DAVA AÇILDIKTAN SONRA BORÇ ÖDEME TAKSİTLENDİRME ANLAŞMASININ DAVALIYI TEMERRÜTTEN KURTARMAYACAĞI

TEMERRÜT İHTARNAMESİ – DAVA AÇILDIKTAN SONRA BORÇ ÖDEME TAKSİTLENDİRME ANLAŞMASININ DAVALIYI TEMERRÜTTEN KURTARMAYACAĞI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davalı kiracı, Borçlar Kanununun 260. maddesi gereğince temerrüt ihtarnamesinin tebliğinden sonraki yasal 30 günlük sürede, karşı çıkılmayan kira borçlarını ödemediğinden yukarıdaki esaslar doğrultusunda temerrüde düşmüştür. Dava açıldıktan sonra taraflar arasında kararlaştırılan, borç ödeme taksitlendirmesi anlaşması, davalıyı temerrütten kurtarmaz. Bu durumda tahliye davasının kabulü ile davalının tahliyesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi hatalı olmuştur.
T.C.
Yargıtay
6. Hukuk Dairesi
E: 2011/2368 K: 2011/6737 K.T.: 21.06.2011
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye-alacak davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, temerrüt sebebiyle kiralananın tahliyesi ile kira alacağının tahsiline ilişkindir. Mahkemece tahliye davasının reddine, kira alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından tahliye davasının reddine ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 260.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının muaccel (istenebilir) olması ve bu kira bedelinin verilen otuz (30) günlük sürede ödenmemiş bulunması ve ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kira parası götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olduğundan kiralayana götürülüp elden ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla gönderilmesi gerekir.Bundan ayrı, sözleşmede özel bir koşul kabul edilmişse bu hususta gözönünde tutulmalıdır.Açıklanan şekilde yapılmayan ödemeler yasal ödeme olarak kabul edilemez. Ancak teamül haline gelmiş bir ödeme şekli varsa bu şekilde yapılan ödemede geçerlidir.
Olayımıza gelince; davacı kiralayan, 29.03.2010 havale tarihli yasal içerikli ihtarname ile kiracı davalının ödemediğini iddia ettiği 21.02.2010 tarihinden itibaren 14 aylık kira bedeli tutarı 3,570,00 TL’nin 30 günlük sürede ödenmesini istemiş, iş bu ihtarnamenin 05.04.2010 tarihinde davalıya tebliğ edilmesine ve borcun verilen süre içerisinde ödenmemesinden bahisle de, açmış olduğu bu dava ile temerrüde düşen davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir. Davalı, borcun varlığını kabul ederek 15 ay vadeli taksitler halinde borcunu ödeyeceğini, buna ilişkin olarak da davacı kiralayan ile taksitlendirme çizelgesi düzenlendiğini savunmuştur. Mahkemece davalının dava tarihi itibariyle kira borcunu ödememesi sebebiyle temerrüde düştüğü kabul edilmiş, ancak davadan sonra yapılan taksitlendirme sebebiyle davacının, kira parasının 30 günlük sürede ödenmesi iradesinden vazgeçmiş sayılacağının kabulü ile temerrüt şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı kiracı, Borçlar Kanununun 260. maddesi gereğince temerrüt ihtarnamesinin tebliğinden sonraki yasal 30 günlük sürede, karşı çıkılmayan kira borçlarını ödemediğinden yukarıdaki esaslar doğrultusunda temerrüde düşmüştür. Dava açıldıktan sonra taraflar arasında kararlaştırılan, borç ödeme taksitlendirmesi anlaşması, davalıyı temerrütten kurtarmaz. Bu durumda tahliye davasının kabulü ile davalının tahliyesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 21.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları