1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. Ceza Genel Kurulu
  4. TEKERRÜR HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI – İLAMIN GETİRTİLMEYEREK UYAP’TAN SABIKA KAYDI ALINMASI – ADİL YARGILAMA HAKKI KAPSAMINDA YARGILAMANIN GEREKSİZ UZATILMAMASI GEREKTİĞİ

TEKERRÜR HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI – İLAMIN GETİRTİLMEYEREK UYAP’TAN SABIKA KAYDI ALINMASI – ADİL YARGILAMA HAKKI KAPSAMINDA YARGILAMANIN GEREKSİZ UZATILMAMASI GEREKTİĞİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Sanığın adli sicil kaydında yer alan iki ilamdan birincisi mahkumiyet hükmü olup, hükmün 24.06.2002 tarihinde infaz edilmesi ve inceleme konusu ilk mühür bozma suçunun 28.01.2006 tarihinde işlenmesi karşısında anılan ilamın tekerrüre esas nitelikte olmadığı görülmektedir. İkincisi ise ağır para cezasından ibaret olup, 03.04.2003 tarihinde kesinleştiği, dosyada mevcut adli sicil kaydında ilamın infazına ilişkin bilginin bulunmadığı, bu nedenle oluşan tereddütün UYAP kullanılarak adli sicil kaydının çıkartılması suretiyle giderilmesi mümkün iken bu husus gözardı edilerek yerel mahkeme hükmünün bu yönden bozulmasına karar verilmesi, Anayasamızın 141. ve AİHS’nin 6. maddelerine aykırı olarak yargılamayı gereksiz yere uzatma sonucu doğuracaktır. Zira, bozma kararından sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca UYAP kullanılarak çıkartılıp, dosyaya eklenen adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas alınan ilamın 18.04.2011 tarihinde infaz edildiği, bu duruma göre yerel mahkemece sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulamasında ve 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27.03.2003 gün ve 946-134 sayılı ilamının esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
T.C.
Yargıtay
Ceza Genel Kurulu
E: 2012/5-1277 K: 2013/24 K.T.: 22.01.2013
Mühür bozma suçundan sanık U…’nun 5237 sayılı TCK’nın 203/1, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, TCK’nın 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına ilişkin, … 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 06.03.2008 gün ve 200-221 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 28.11.2011 gün ve 9174-24531 ile;
“…Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın tekerrüre esas alınan adli sicil kaydında yer alan ilam getirtilmeden sanık hakkında TCK’nın 58/6. maddesinin uygulanması,
Hükümde yer verilen ‘TCK’nın 53/1,2,3 maddesinin uygulanmasına’ şeklindeki cümlenin infazda tereddüte sebebiyet vereceğinin gözetilmemesi” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 27.01.2012 gün ve 183778 sayı ile;
“Sanığın mühür bozma şeklinde oluşan eylemleri 28.01.2006 tarihinde başlayarak. 17.02.2006- 28.02.2006 – 14.03.2006 – 09.05.2006 ve 23.05.2006 tarihlerinde temadi ederek gerçekleşmesi ve adli sicil kaydındaki …21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/946 E., 2003/134 K., 27.03.2003 tarihli kararın 03.04.2003 tarihinde kesinleşmiş bulunması, ayrıca yasanın aradığı 3 yıllık sürenin suç tarihi olarak kabul edilmesi gereken 28.01.2006 tarihi itibariyle geçmemiş bulunması ve bu kararın 18.04.2011 tarihinde yerine getirilmiş bulunması nedeniyle mahkemece sanığın 5237 sayılı TCK’nın 203/1, 43 ve 53. maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve yukarıda belirtilen suç tarihinden önce kesinleşen … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı dolayısıyla TCK’nın 58/6. maddesi gereğince sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine yerel mahkemece karar verilmiştir. Mevcut adli sicil kaydı gözetildiğinde tekerrüre esas alınması gereken kararın bu olması ve suç tarihi itibariyle kesinleşmiş bulunduğunun da anlaşılması karşısında bu ilamın getirilmeksizin hüküm kurulması bir eksiklik olarak görülmediğinden … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2008 T, 2007/200E, 2008/221 K. sayılı kararının TCK’nın 53/1. maddesi yönünden düzeltilerek onanması gerektiği” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve hükmün TCK’nın 53. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
5271 sayılı CMK’nın 308. maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazını inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 10.09.2012 gün ve 9693-8707 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğine karar verilmesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Sanığın mühür bozma suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; yerel mahkeme hükmünün Özel Dairece, “sanığın tekerrüre esas alınan adli sicil kaydında yer alan ilam getirtilmeden TCK’nın 58/6. maddesinin uygulanması” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğinden;
Sanığın adli sicil kaydına göre:
1- 07.06.2001 tarihinde işlemiş olduğu mühür bozma suçundan … 18. Asliye Ceza Mahkemesince 30.04.2002 gün ve 928-388 sayı ile, 765 sayılı TCK’nın 274/1, 80 ve 647 sayılı Kanunun 4. maddeleri uyarınca 664.372.800 Lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 21.05.2002 tarihinde kesinleştiği, ilamın 24.06.2002 tarihinde infaz edildiği, infaz tarihine göre bu ilamın tekerrüre esas nitelikte olmadığı,
2- 16.08.2001 tarihinde işlemiş olduğu mühür bozma suçundan … 21. Asliye Ceza Mahkemesince 27.03.2003 gün ve 946-134 sayı ile, 765 sayılı TCK’nun 274/1, 80, 72 ve 647 sayılı Kanunun 4. maddeleri uyarınca 691.092.000 Lira ağır para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 03.04.2003 tarihinde kesinleştiği, ilamın infaz edildiğine ilişkin bilginin kayıtta yer almadığı, yerel mahkemece bu ilam tekerrüre esas kabul edilerek TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği,
Adli sicil kaydında geçen ilamların dosya içinde yer almadığı,
Özel Daire bozma kararından sonra Yargıtay C.Başsavcılığınca UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) kullanılarak elde edilen adli sicil kaydına göre, yerel mahkemece tekerrüre esas alınan ilamın infaz tarihinin 18.04.2011 olduğu, iddianamede dava konusu yapılan mühür bozma suçlarının 28.01.2006, 17.02.2006, 28.02.2006, 14.03.2006, 27.03.2006, 15.04.2006, 25.04.2006, 09.05.2006 ve 23.05.2006 tarihlerinde işlendiği,
Anlaşılmaktadır.
5237 sayılı TCK’nın 58. maddesi ile; önceden işlenen suçtan dolayı verilen hükmün kesinleşmesinden sonra, yeni bir suçun işlenmesi halinde, sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanacağı, tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için önceki hükmün kesinleşmesi ve ikinci suçun da kesinleşmeden sonra işlenmesi yeterli olup, ayrıca cezanın infaz edilmiş olmasının gerekmediği,
Ancak, beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
Beş yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasına mahkûmiyet halinde ise, cezanın infazı tarihinden itibaren üç yıl geçtikten sonra kişiler hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı,
Ayrıca, mükerrir sanık hakkında sonraki suç nedeniyle kanun maddesinde seçimlik ceza olarak, hapis veya adli para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunacağı, cezanın da mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği, ayrıca hükümlü hakkında, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için sanık bakımından tekerrürün şartlarının oluşup oluşmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirlemenin yapılabilmesi için de önceki mahkumiyetlerin kesinleşme ve infaz tarihlerinin bilinmesi gerekmektedir.
Bu aşamada, uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözülebilmesi için adli sicil kaydına göre sabıkalı olduğu anlaşılan sanığın mükerrir olup olmadığının nasıl belirleneceği hususu üzerinde durulmalıdır.
Yerel mahkemeler ve Yargıtayca, sabıka kaydı bulunan sanıkların adli sicil kaydında yer alan ilamların tekerrüre esas olup olmadıklarının belirlenmesi amacıyla ilgili mahkemelerden kesinleşme ve infaz tarihlerini gösterir onaylı örneklerinin getirtilmesi, değerlendirme ve denetlemenin dosya içerisine getirtilen ilamlar üzerinden yapılması sürdürülen bir uygulamadır.
Anayasamızın 141/4. maddesinde; davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu belirtilmiş, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesinde de davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) Yüksek Mahkemeler de dahil olmak üzere bütün yargı organları ile birlikte adli tıp ve icra daireleri arasında bilgi alışverişinin elektronik ortama taşınması, evrakın elektronik ortamda güvenli bir şekilde depolanması, kişilere internet üzerinden hizmet verilmesi, diğer kurumlarla elektronik ortamda hızlı, etkin ve güvenilir bilgi alışverişinin sağlanması ve bu kurumlardan istenilmesi gereken bilgilerin sistem tarafından hazır edilmesi, kısaca adalet hizmetlerinin daha hızlı ve güvenilir bir şekilde yerine getirilmesi amacıyla uygulamaya konulan bir bilişim sistemidir.
Bu doğrultuda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Elektronik İşlemler” başlıklı 445. maddesinde; “UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi), adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemidir. Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır”, 5271 sayılı CMK’na 6352 sayılı Kanunun 95. maddesi ile eklenen “Elektronik işlemler” başlıklı 38/A maddesinin birinci fıkrasında; “Her türlü ceza mahkemesi işlemlerinde UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır” şeklindeki düzenlemeler ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminin işlevi ve kullanılacağı alanlar tanımlanmıştır.
5352 sayılı Adli Sicil Kanununun “Adlî sicil kayıtlarının tutulması” başlıklı 2. maddesi; “(1) Hakkında Türk mahkemeleri veya yabancı ülke mahkemeleri tarafından kesinleşmiş … tüm adlî sicil bilgileri; mahallinde bilgisayar ortamına aktarılmasını takiben, Adalet Bakanlığı Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğündeki Merkezî Adlî Sicilde tutulur”,
“Adlî sicile kaydedilecek bilgiler” başlıklı 4. maddesi; “(1) Türk mahkemeleri tarafından vatandaş veya yabancı hakkında verilmiş ve kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri adlî sicile kaydedilir. Bu bağlamda;
a) Hapis cezaları ile ilgili olarak;
1. Hapis cezasına mahkûmiyet kararı,
2. Koşullu salıverilme kararı,
3. Koşullu salıverilmede denetim süresinin uzatılmasına ilişkin karar,
4. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dair karar,
5. Hapis cezasının infazının tamamlandığı hususu,
… c) Adlî para cezası ile ilgili olarak;
1. Adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmü,
2. Adlî para cezasının ödenmek suretiyle infaz edildiği hususu,
3. Adlî para cezasının tazyik hapsi suretiyle kısmen veya tamamen infaz
edildiği hususu,
4. Adlî para cezasının tazyik hapsinden sonra kalan kısmının ödenmek suretiyle
infaz edildiği hususu,
… Adlî sicile kaydedilir”,
“Adlî sicil ve arşiv kayıtlarında sorgulama yetkisi verilmesi” başlıklı 13. maddesi ise;
“(1) Bir suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma kapsamında adlî sicil ve arşiv kayıtlarında;
a) Mahkeme, hâkim, askerî hâkim, Cumhuriyet Başsavcılığı ve askerî savcılık doğrudan doğruya,
b) Kolluk ve diğer kamu kurum ve kuruluşları Adalet Bakanının onayı ile,
Sorgulama yapabilirler” şeklinde düzenlenmiş, Kanunun amacı ise; “kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine mahkûmiyete ilişkin bilgilerin otomatik işleme tâbi bir sistem kullanılarak toplanmasına, sınıflandırılmasına, değerlendirilmesine, muhafaza edilmesine ve gerektiğinde en seri ve sağlıklı biçimde ilgililere bildirilmesi” olarak ifade edilmiştir.
Bu düzenlemeler ile Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü bünyesinde “adli sicil” adı altında elektronik ortamda tutulan adli sicil kayıtlarından adli makamların ve diğer kurumların da doğrudan yararlanmasının kanuni dayanağı oluşturulmuş, soruşturma ve yargılama makamlarının tüm aşamalarda adli sicil kayıtlarına doğrudan ulaşmalarına imkan sağlanmıştır. Bu durumda, kanunen Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü tarafından bilişim sistemleri kullanılarak depolanan adli sicil bilgilerinin adli makamlarca UYAP kullanılarak doğrudan çıkartılıp, dosyaya eklenmesinde ve bu bilgilerin hükme esas alınmasında kanuni bir engel bulunmamaktadır. Bu nedenle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden alınan adli sicil kayıtları incelendiğinde tereddüte neden olacak bir durumla karşılaşılmaması durumunda adli sicil kayıtlarında geçen ilamların dosya içerisine getirtilmesine gerek yoktur. Ancak, adli sicil kaydında bulunan ilamların silinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı gibi konularda tereddüt oluşması halinde ilamların kesinleşme ve infaz tarihlerini içerir örnekleri getirtilmek suretiyle tereddütlerin giderilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, Özel Dairelerce de UYAP kullanılarak çıkartılan güncel adli sicil kayıtlarına göre sanığın sabıkalı olup olmadığı, adli sicil kaydında yer alan ilamların infaz edilip edilmediği, silinme koşullarının bulunup bulunmadığı veya sanığın mükerrir sayılıp sayılmayacağı hususları değerlendirilmekte, bu uygulama ile temyiz incelemesi sırasında dosyada tespit edilen eksiklerin veya oluşan tereddütlerin giderilmesi sağlanmaktadır. Nitekim temyiz incelemesi sırasında bu yolla gidermesi mümkün olan tereddüt ve eksikliklerin bozma nedeni yapılmaması da Yargıtayca sürdürülen bir uygulamalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu hükümlerine göre Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce bilişim sistemleri kullanılarak depolanan adli sicil kayıtlarının, adli makamlarca UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) kullanılarak çıkartılması ve soruşturma ile yargılama aşamalarında resmi nitelikteki bu kayıtların esas alınması kanuni ve yerinde bir uygulamadır.
Yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden diğer adli makamların olduğu gibi Yargıtay Dairelerinin de gerek adli sicil kayıtlarını, gerekse diğer bilgileri çıkartarak kullanmasında ve kararlarına dayanak yapmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmayıp, usûl ekonomisi de gözetildiğinde, yargılamaların süratle sonuçlandırılabilmesi için gerektiğinde temyiz aşamasında UYAP kullanılarak adli sicil kayıtları çıkarılmalı ve inceleme sırasında değerlendirilmelidir. Böylece adil yargılanma hakkının bir gereği olarak yargılamaların gereksiz yere uzamasının önüne geçilebilecektir.
Somut olayda, sanığın adli sicil kaydında yer alan iki ilamdan birincisi … 18. Asliye Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü olup, hükmün 24.06.2002 tarihinde infaz edilmesi ve inceleme konusu ilk mühür bozma suçunun 28.01.2006 tarihinde işlenmesi karşısında anılan ilamın tekerrüre esas nitelikte olmadığı görülmektedir.
İkincisi ise; … 21. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 691.092.000 Lira ağır para cezasından ibaret olup, 03.04.2003 tarihinde kesinleştiği, dosyada mevcut adli sicil kaydında ilamın infazına ilişkin bilginin bulunmadığı, bu nedenle oluşan tereddütün UYAP kullanılarak adli sicil kaydının çıkartılması suretiyle giderilmesi mümkün iken, bu husus gözardı edilerek yerel mahkeme hükmünün bu yönden bozulmasına karar verilmesi, Anayasamızın 141. ve AİHS’nin 6. maddelerine aykırı olarak yargılamayı gereksiz yere uzatma sonucu doğuracaktır.
Zira, bozma kararından sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca UYAP kullanılarak çıkartılıp, dosyaya eklenen adli sicil kaydına göre, tekerrüre esas alınan ilamın 18.04.2011 tarihinde infaz edildiği, bu duruma göre yerel mahkemece sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulamasında ve … 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.03.2003 gün ve 946 – 134 sayılı ilamının esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, hükümde sanık hakkında hak yoksunluğuna karar verilirken tereddüte neden olunduğuna ilişkin Özel Dairenin (2) nolu bozma nedeninin isabetli olduğu, ancak bu aykırılığın hükmün düzeltilerek onanması suretiyle giderilmesi isteminde bulunulmuş ise de; yerel mahkeme hükmündeki hak yoksunluğuna ilişkin bölümün “TCK’nın 53/1,2,3 maddesinin uygulanmasına” şeklinde olduğu, bu ifadenin hükmün infazında herhangi bir tereddüte neden olmadığı gibi, yasal ve yeterli olduğu anlaşıldığından, Özel Dairenin (2) nolu bozma nedeni de isabetsiz olup, yerel mahkeme hükmünün düzeltilmesine gerek bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına, usul ve kanunu uygun bulunan yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Genel Kurul üyesi; “itirazın reddine karar verilmesi gerektiği” düşüncesiyle karşıoy kullanmışlardır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28.11.2011 gün ve 9174-24531 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- …1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2008 gün ve 200-221 sayılı hükmünün ONANMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2013 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları