1. Anasayfa
  2. Danıştay
  3. 15. Daire
  4. TAZMİNAT DAVASI – KARAR DÜZELTME İSTEMİ – İDARECE TESCİL İŞLEMİNİN KUSURLU OLARAK İŞLETİLMİŞ OLMASI NEDENİYLE DAVACININ UĞRAMIŞ OLDUĞU ZARARIN TAZMİNİN GEREKECEĞİ – DAVANIN REDDİNİN İSABETSİZ OLUŞU – KARAR DÜZELTME İSTEMİNİN KABULÜYLE HÜKMÜN BOZULDUĞU

TAZMİNAT DAVASI – KARAR DÜZELTME İSTEMİ – İDARECE TESCİL İŞLEMİNİN KUSURLU OLARAK İŞLETİLMİŞ OLMASI NEDENİYLE DAVACININ UĞRAMIŞ OLDUĞU ZARARIN TAZMİNİN GEREKECEĞİ – DAVANIN REDDİNİN İSABETSİZ OLUŞU – KARAR DÜZELTME İSTEMİNİN KABULÜYLE HÜKMÜN BOZULDUĞU

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davalı idarece; davacıya ait araca el konulmak suretiyle gerçekleştirilen eylem ve işlemlerin idarenin yürüttüğü hizmetin bir gereği olarak tesis edildiği düşünülse de, bu durum davalı idarenin aracın tescili aşamasında kusurlu hareket ettiği gerçeğini ortadan kaldırmayacağından davalı idarece tescil işleminin kusurlu olarak işletilmiş olması nedeniyle davacının uğramış olduğu zararın tazmini gerekeceğinden aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
T.C.
Danıştay
15. Daire
E: 2046/9944 K: 2015/954 K.T.: 19.02.2015
İstemin Özeti: Danıştay Onbeşinci Dairesi’nin 20.05.2014 tarih ve E:2013/1025, K:2014/3935 sayılı kararının, hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54 üncü maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma Verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi: Karar düzeltme isteminin kabulüyle, İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi’nce, davacının kararın düzeltilmesi istemli dilekçesindeki iddialar Dairemizin 20.05.2014 tarih ve E:2013/1025; K:2014/3935 sayılı kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görüldüğünden kararın düzeltilmesi isteminin kabulüyle Dairemizin anılan kararı kaldırılarak gereği görüşüldü:
Dava; davacının 01.10.2007 tarihinde Bakırköy 25. Noterliğince tanzim olunan 28839 yevmiye nolu satış sözleşmesi ile 34 RB … plakalı 1998 model Renault 19 marka aracı satın aldığı, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince yapılan operasyon sonucunda aracın çalıntı olduğunun tespiti üzerine 24.07.2008 tarihinde aracın emniyete teslim edildiği, trafik tescil kayıtlarına güvenilerek satın alınan araca hırsızlık malı olması nedeniyle el konulması sonucunda davacının aracın satış bedeli olarak gösterilen 9.900,00 TL zarara uğradığı ve bu zarara davalı idarenin hizmet kusurunun sebebiyet verdiği iddiasıyla ve zararın tazmini istemiyle açılmıştır.
İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nce davacının zararının 3. kişilerin eyleminden kaynaklandığı ve suretle üçüncü kişilerin eylemleri nedeniyle zararla idari eylem arasındaki illiyet bağının kesilmesi karşısında zararın oluşmasında idareye atfedilebilecek bir hizmet kusuru olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Anayasanın 125 inci maddesinde; İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ve idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Buna göre idarece hizmetin işleyiş ve yerine getirilmesi sırasında gerekli önlemlerin alınmaması, hizmetin iyi işlememesi, kusurlu işlemesi gibi nedenlerle kişilere verilen zararlar idare tarafından tazmin edilmek durumundadır.
Hizmetin iyi işlememesi sonucu kişilerin zarara uğramaları halinde, doğan zararların idare tarafından karşılanması gerekmektedir. Ayrıca, hizmeti yürüten personelin görevi sırasında yaptığı eylem ve işlemlere ilişkin kişisel kusurunun hizmet kusuru oluşturacağı ve idarenin de bu zararın tazminiyle sorumlu tutulacağı, idare hukukunun bilinen ilkelerindendir.
Hizmet kusuru, kamu hizmetinin organizasyonu ve işleyişinden kaynaklanır. Kamu hizmeti eksik veya kötü yürütülmekteyse veya bu faaliyet hizmet gerekleriyle bağdaştırılamayacak nitelikteyse, idarenin hizmeti kusurlu yürüttüğünün kabulü zorunludur. Ancak idarenin işlem ve eylemleri dolayısıyla hizmet kusuru işlediğini söyleyebilmek için saptanan hukuki sakatlığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; 34 RB … plakalı aracın 06 .. 0991 plaka sayı ile C. Ö. adına kayıtlı iken 17.11.2006 tarihinde Büyükçekmece 4. Noterliği tarafından düzenlenen 47168 nolu satış sözleşmesiyle Fatih Kandemir adlı şahsa satıldığı, bu şahsın aracı Büyükçekmece Büro Amirliğine müracaat ederek nakil almak istediği, 07.12.2006 tarihinde F. K. adına 34 .. 174 plakalı aracın nakil alındığı ve tescilinin yapıldığı, 01.10.2007 tarihinde Bakırköy 25. Noterliğince tanzim olunan 28839 yevmiye nolu satış sözleşmesiyle aracın davacıya satıldığı ve 11.10.2007 tarihinde davacı adına tescilinin yapıldığı, 24.07.2008 tarihinde aracın emniyet ekiplerince muhafaza altına alındığı, araç üzerinde yapılan kriminal inceleme sonucu, plaka ve tescil belgelerinin orjinal olduğu, ancak Renault 19 marka otomobilin şase numaraları değiştirilmek suretiyle change adı verilen orijinal motor ve şasi numaralarının kesilmesi ve kesilen motor ve şasi numaraları yerine trafikte kayıtlı ancak hurda haline gelmiş kullanılmaz durumdaki araçların motor ve şasi numaralarının yerleştirilmesi yöntemiyle satışlarının sağlandığının tespit edildiği, söz konusu aracın motor ve şase numaralarının 03.03.2006 tarihinde Bahçelievler’de çalınan 34 .. 9432 plakalı araçla change edilen araç olduğunun belirlendiği, davacının satın aldığı 34 .. 174 plakalı araçta İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi Otomotiv Anabilim Dalı Öğretim üyeleri tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 30.07.2008 tarih ve 08/795 sayılı bilirkişi raporunda özetle; aracın motor numarasının, motor bloku sol yanındaki özel set üzerine perçinli etikette kabartma olarak görüldüğü ve etiket perçinlerinin orjinal olmadığının tespit edildiği, aracın şasi numarasının son sekiz hanesinin silinip sonradan vurma olduğunun belirlendiği, aracın model yılı 1998 olması gerekirken 2000 olarak gösterildiği, sonuç olarak aracın komple çalıntı olduğu, araç üzerinde bulunan güvenlik numaralarına göre aracın daha önce çalınan 34 .. 9432 plakalı otomobil olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.
Motorlu araçların trafiğe tescilinden amaçlanan, bu araçlar üzerinde tasarruf güvenliğinin sağlanması ve çalıntı araçların bir başkası adına tescilinin önlenmesidir. İdarenin bu hizmeti yerine getirirken, kayıtların düzenli tutulması, taşıtların model, motor ve şasi numaralarıyla tescili istenen aracın karşılaştırılması ve bunun yanında sunulan belgelerin doğruluğunun araştırılması gerekmektedir.
Davalı idarece; davacıya ait araca el konulmak suretiyle gerçekleştirilen eylem ve işlemlerin idarenin yürüttüğü hizmetin bir gereği olarak tesis edildiği düşünülse de, bu durum davalı idarenin aracın tescili aşamasında kusurlu hareket ettiği gerçeğini ortadan kaldırmayacağından davalı idarece tescil işleminin kusurlu olarak işletilmiş olması nedeniyle davacının uğramış olduğu zararın tazmini gerekeceğinden aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54 üncü maddesi uyarınca davacının karar düzeltme isteminin kabulüyle İstanbul 7. İdare Mahkemesi’nin 29.04.2010 tarih ve E:2009/469, K:2010/826 sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 19.02.2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Karar düzeltme isteminin reddiyle hukuka uygun olan mahkeme kararının onanmasına karar verilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları