1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 8. Hukuk Dairesi
  4. TAŞIT KREDİSİ KULLANILARAK ALINAN ARAÇ – KATILMA ALACAĞI HESABI

TAŞIT KREDİSİ KULLANILARAK ALINAN ARAÇ – KATILMA ALACAĞI HESABI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davacı lehine hükmedilen katılma alacağının hesaplanmasında, alınan aracın saptanan değerinden, davalının önceki aracının satımından gelen 11.725,00 TL’lik paranın düşümü yapılarak davalı lehine denkleştirme yapılmış; ancak 19.09.2009 tarihinde erken ödeme ile kapatıldığı anlaşılan davalı tarafından bu aracın alımında kullanılan T.İş Bankasından çekilen taşıt kredisi hesaplamada gözetilmemiştir. Taşıt kredisinin mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden sonraya sarkan bölümleri edinilmiş mal niteliğindeki taşıtın borcu olarak davalı lehine denkleştirmeye tabi tutulması, bu amaçla yukarıda açıklanan Dairemiz ilke ve uygulamalarına göre hesap yapılması için gerekirkse ek rapor veya hesap bilirkişisi raporu alınması ve gerçekleşecek sonucuna göre hesap bilirkişisi raporu esas alınarak fazla alacağa hükmedilmesi hatalı olmuş; hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
T.C.
Yargıtay
8. Hukuk Dairesi
E: 2014/23324 K: 2016/5317 K.T.: 23.03.2016
… ile … aralarındaki katılma alacağı davasının kabulüne dair … 14. Aile Mahkemesi’nden verilen … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı … vekili evlilik birliği içerisinde edinilen davalı adına kayıtlı araç ve taşınmaz yönünden edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi ile alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, davacının katkısının bulunmadığını, kişisel malı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile 108.225,65 TL alacağın 01.01.2014 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalı vekilinin araç yönünden temyiz itirazlarına gelince; Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK 33. m). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacak hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK 229. m.) ve denkleştirmeden (TMK 230. m.) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219. m.) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231.m) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK 236/1. m). Katılma alacağı Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm(rayiç) değerleri esas alınır (TMK 227/1, 228/1, 232 ve 235/1. m). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK 222. m). Değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Somut olaya gelince; eşler, 19.08.1999 tarihinde evlenmiş, 13.08.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 03.05.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK 225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı TMK’nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM 170. m.), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı yasanın 10, TMK 202/1.m). Tasfiyeye konu araç, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 02.04.2008 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK 179. m.).
Toplanan delillerden alacak talebine konu edilen aracın alımında davalının kişisel malı olan eski aracının satımından gelen bir miktar para ile davalı adına bankadan taşıt kredisinin kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davacı lehine hükmedilen katılma alacağının hesaplanmasında alınan bu aracın saptanan değerinden, davalının önceki aracının satımından gelen 11.725,00 TL’lik paranın düşümü yapılarak davalı lehine denkleştirme yapılmış; ancak 19.09.2009 tarihinde erken ödeme ile kapatıldığı anlaşılan davalı tarafından bu aracın alımında kullanılan T.İş Bankasından çekilen taşıt kredisi hesaplamada gözetilmemiştir. Taşıt kredisinin mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihinden sonraya sarkan bölümleri edinilmiş mal niteliğindeki taşıtın borcu olarak davalı lehine denkleştirmeye tabi tutulması, bu amaçla yukarıda açıklanan Dairemiz ilke ve uygulamalarına göre hesap yapılması için gerekirkse ek rapor veya hesap bilirkişisi raporu alınması ve gerçekleşecek sonucuna göre hesap bilirkişisi raporu esas alınarak fazla alacağa hükmedilmesi hatalı olmuş; hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
3-Davalı vekilinin faiz yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece katılma alacağına 01.01.2014 tarihinden geçerli olarak yasal faiz yürütülmüş ise de; talep edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağına ilişkin olduğu ve bu tür davalarda, TMK’nın 239/son maddesi uyarınca karar tarihi olan 27.05.2014 tarihinden geçerli olarak faiz yürütülmesi gerekirken; faizin 01.01.2014 tarihinden başlatılması da hatalı olmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1). bentte gösterilen nedenle reddine, taraflarca HUMK’nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 1.874,20 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine 23.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları