1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 22. Hukuk Dairesi
  4. TAKSİDE ŞOFÖRLÜK YAPANIN İŞÇİLİK ALACAK TALEBİ – VERGİLENDİRME – İŞ SÖZLEŞMESİ – BAĞIMLILIK UNSURLARI

TAKSİDE ŞOFÖRLÜK YAPANIN İŞÇİLİK ALACAK TALEBİ – VERGİLENDİRME – İŞ SÖZLEŞMESİ – BAĞIMLILIK UNSURLARI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davalı basit usulde vergilendirilmiştir, talep konusu dönem içerisinde davalının ekonomik faaliyetin bedeni çalışmasına dayanmadığının anlaşılması karşısında uygun esnaf faaliyeti bulunduğundan söz edilemez. İş sözleşmesinin ücret ve zaman bakımından bağımlılık unsurlarının da gerçekleştiği anlaşılmakla, taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olduğu ve davaya bakmakla iş mahkemelerinin görevli olduğunun kabulü ile işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
T.C.
Yargıtay
22. Hukuk Dairesi
E: 2015/33974 K: 2015/36007 K.T.: 28.12.2015
“İçtihat Metni”
Y A R G I T A Y İ L A M I
MAHKEMESİ : İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davayı görev yönünden reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili müvekkilinin, mülkiyeti ve hattı davalıya ait olan … plakalı ticari takside 2011-2014 yılları arasında şoför olarak çalıştığını, çalışmasının bir tam gün dinlenme ve bir tam gün çalışma şeklinde gerçekleştiğini, sigorta kaydının yapılmadığını ve iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek kıdem, ihbar tazminatı ve birkısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, davalının çocuğunun tedavisi için sürekli olarak İzmir’e gidip geldiğini ve İzmir’e gittiğinde zamanlarda davacının ticari taksiyi kullandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesi’ne görevsizlik kararı verilmiştir.
Karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu kanunun uygulanacağı belirtilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’nun 2. maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde bu kanun hükümleri uygulanmaz.
507 sayılı Kanun’un 2. maddesinde “İster gezici olsun ister bir dükkân veya bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar, ticarî sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer ve gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla ticaret ve sanayi odasına kayıtları gerekmeyen, ayni niteliğe (sermaye unsuru olsun olmasın) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren hizmet, meslek ve küçük sanat sahipleriyle bunların yanında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin 1. maddede belirtilen amaçlarla kuracakları dernekler bu kanun hükümlerine tabidir” denilmektedir.
507 sayılı Kanun, 21.06.2005 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 76. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin ikinci cümlesi ile diğer kanunların 507 sayılı Kanuna yaptıkları atıfların 5362 sayılı Kanuna yapılmış sayılacağı açıklanmıştır. Bu durumda 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinde 507 sayılı Kanuna yapılan atıf, 5362 sayılı Kanuna yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni kanuni düzenlemede esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir. Yeni Kanun’un 3. maddesine göre esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak belirtilmiştir. 507 sayılı Kanunda yazılı olan “geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin” sözcüklerine yeni kanunda yer verilmemiştir. Yeni kanunun değinilen hükmü karşısında, 21.06.2005 tarihinden sonraki dönem açısından İş Kanunu’nun kapsamı belirlenirken, “geçimini münhasıran bu işten sağlama” ölçütü dikkate alınmamalıdır.
5362 sayılı Kanundaki düzenleme ile esnaf ve tacir ayrımında başka ölçütlere yer verilmiş olup, kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlük yapanların da ekonomik sermayesi, kazancının tacir sanayici niteliğini aşmaması ve vergilendirme gibi ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekecektir. 507 sayılı Kanun döneminde esnaf sayılan kamyoncu, taksici, dolmuşçu gibi kişilerin de bu yeni ölçütler çerçevesinde esnaf sayılmama ihtimali ortaya çıkmaktadır. Ekonomik faaliyetini daha çok bedeni çalışmasına dayandıran düşük gelirli taksi ve minibüs işletmesi sahiplerinin esnaf olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağını belirtmek gerekir.
Somut olayda davacı, davalıya ait ticari takside 2011 – 2014 yıllarnı arasında şoför olarak çalıştığını iş sözleşmesinin haksız olarak davalı işveren tarafından feshedildiğini belirterek birkısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı ise, hasta olan çocuğunun tedavisi için İzmir’e gittiği zamanlarda davacının yardım amacı ile ticari taksiyi kullandığını, bu çalışmalarının süreklilik taşımadığını belirtmiştir. Mahkemece, genel mahkemelere görevsizlik kararı verilmiştir. Ancak, özellikle yeminli dinlenen davalı tanıkları, davalının kızının hastalığının tedavisi sona erinceye kadar, 2012 ve 2013 yıllarında, bağlı olduğu durağın çalışma sistemine göre davacının sözkonusu ticari takside şoför olarak çalıştığını belirtmişlerdir. Davacının çalıştığı süre içerisinde davalının fiilen ticari taksiyi kullanmadığı konusu taraflar arsında tartışmasızdır. Her ne kadar davalı basit usulde vergilendirilmişse de, talep konusu dönem içerisinde davalının ekonomik faaliyetin bedeni çalışmasına dayanmadığının anlaşılması karşısında 5362 sayılı Kanun’un 76. maddesindeki tanımlamaya uygun esnaf faaliyeti bulunduğundan söz edilemez. İş sözleşmesinin ücret ve zaman bakımından bağımlılık unsurlarının da gerçekleştiği anlaşılmakla, taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olduğu ve davaya bakmakla iş mahkemelerinin görevli olduğunun kabulü ile işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile görevsizlik kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.12.2015 günü oybirliği ile karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları