1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 11. Hukuk Dairesi
  4. TAKİPTE ZAMANAŞIMININ VAKİ OLMADIĞININ TESPİTİ – TAKİBİN KESİNLEŞMESİNDEN SONRA ZAMANAŞIMININ DOLMASI – ZAMANAŞIMININ KESİLMESİ

TAKİPTE ZAMANAŞIMININ VAKİ OLMADIĞININ TESPİTİ – TAKİBİN KESİNLEŞMESİNDEN SONRA ZAMANAŞIMININ DOLMASI – ZAMANAŞIMININ KESİLMESİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Dava, takibe konu çeklerin hiçbirisinin kambiyo senedi niteliğinde olmadığı, bu sebeple icra mahkemesinin takibin tümüyle geri bırakılmasına karar vermesinin yanlış olduğu ileri sürülerek, takipte zamanaşımının vaki olmadığının tespiti ile takibin devamına karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, İİK’nın 33/a f.2. maddesi hükmünce Yargıtay incelemesinden geçsin veya geçmesin icranın geriye bırakılması kararlarının kesin hüküm niteliğini taşımadığı, ödeme emrinin, itiraz süresi itirazsız geçirildiği veya vaki itiraz icra mahkemesince kaldırıldığı yada mahkemede iptal edildiği takdirde itiraz hükümden düşürülmekle kesinleşeceği, İcra müdürlüğü ve icra mahkemesi dosyası incelendiğinde davalıya ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihten 5 gün içerisinde İcra Mahkemesine itiraz edildiği, İcra Mahkemesi’nin kararıyla bu itirazların kısmen kabul edildiği, ve kabul edilen çekler dışındaki diğer çekler hakkındaki itirazların reddedildiği, bu kararın 30.03.2001 tarihinde kesinleştiği, İİK’nın 71/f.2’de takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımının dolması halinde İİK’nın 33/a maddesindeki icranın durdurulması davasının açılabileceği, davalı hakkındaki takibin 30.03.2001 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten zamanaşımını kesen 15.08.2001 tarihli başka bir İcra Mahkemesine haciz talimatı yazılması istemi arasında altı aylık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen karar usul ve yasaya uygundur.
T.C.
Yargıtay
11. Hukuk Dairesi
E: 2011/9513 K: 2013/14051 K.T.: 02.07.2013
DAVA: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/03/2011 tarih ve 2008/513-2011/184 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili taralından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 02/07/2013 günü hazır bulunan davacı vekili ile davalı vekili dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
KARAR: Davacı vekili, kredi borçlularından dava dışı U… Ltd. Şti’nin müvekkiline olan borçlarının tahsili amacıyla, borçlu firma tarafından keşide edilerek teslim edilen çekler ile borçlu firma ve söz konusu çeklerde avalist olarak imzası olan davalının da da aralarında bulunduğu müşterek ve müteselsil kefiller hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının takibin zamanaşımına uğradığından bahisle açtığı dava sonucunda hakkındaki takibin geri bırakılmasına karar verilmesini sağladığını, oysa takip dosyası incelendiğinde takipte zamanaşımının vaki olmadığını, İİK’nın 33/a gereğince zamanaşımı sebebiyle icranın geri bırakılması amacıyla açılan davalarda yapılacak incelemenin “takibin kesinleşmesinden sonraki dönemle sınırlı olacağını, konunun düzenlendiği İİK’nın 71. maddesinin gerek ilk ve 2. fıkrasında bu hususun belirtildiğini, icra mahkemesinin kararında bu yasal gereğe riayet etmeyerek takibin davalı hakkında kesinleşmesinden önceki dönemi de nazara alarak icranın geri bırakılmasına karar verdiğini, takibin davalı hakkında kesinleştiği tarihin, icra mahkemesi kararında belirtilen süreden yaklaşık 5 ay kadar sonraki bir tarih olan 30.03.2001 olduğunu, 15.08.2001 tarihine kadar geçen sürenin yalnızca dört buçuk ay gibi bir süre olup takip dayanağı çeklerin kambiyo senedi niteliğinde olduğu kabul edilse dahi takibin zamanaşımına uğraması için geçmesi gereken altı aylık süre dolmadan 15.08.2001 tarihinde işlem yapıldığını,zamanaşımına ilişkin yapılacak hesaplamanın herhalukarda takibin kesinleşmesinden itibaren hesaplanması gerektiğini, takibe konu çeklerin hiçbirisinin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını, bu sebeple icra mahkemesinin takibin tümüyle geri bırakılmasına karar vermesinin yanlış olduğunu ileri sürerek, takipte zamanaşımının vaki olmadığının tespiti ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın İİK’nın 71/2. maddesindeki takibin kesinleşmesi hususunu yanlış değerlendirerek bu davayı açtığını, icra mahkemesine sunulan itirazın zamanaşımını kesmeyeceğini, davacı tarafın takibe konu çeklerin kambiyo senedi niteliğinde olmadığına ilişkin iddiasına itibar etmenin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, İİK’nın 33/a f.2. maddesi hükmünce Yargıtay incelemesinden geçsin veya geçmesin icranın geriye bırakılması kararlarının kesin hüküm niteliğini taşımadığı, ödeme emrinin, itiraz süresi itirazsız geçirildiği veya vaki itiraz icra mahkemesince kaldırıldığı yada mahkemede iptal edildiği takdirde itiraz hükümden düşürülmekle kesinleşeceği, İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 1998/11110 Esas sayılı dosyası ve İstanbul 6. İcra Mahkemesi’nin 2000/762 Esas sayılı dosyası incelendiğinde davalıya ödeme emrinin 07.12.1998 tarihinde tebliğ edildiği, İİK.nun 169 ve 168 f.5 maddeleri uyarınca 5 gün içerisinde İstanbul 6. İcra Mahkemesine itiraz edildiği, İstanbul 6. İcra Mahkemesi’nin 11.07.2000 tarih ve 2000/762 Esas, 2000/1010 Karar sayılı kararıyla bu itirazların kısmen kabul edildiği, ve kabul edilen çekler dışındaki diğer çekler hakkındaki itirazların reddedildiği, bu kararın 30.03.2001 tarihinde kesinleştiği, İİK’nın 71/ f.2’de takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımının dolması halinde İİK.nun 33/a maddesindeki icranın durdurulması davasının açılabileceği, davalı hakkındaki takibin 30.03.2001 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten zamanaşımını kesen 15.08.2001 tarihli Kocaeli İcra Mahkemesine haciz talimatı yazılması istemi arasında altı aylık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 990,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 05,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları