1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 12. Hukuk Dairesi
  4. TAKİBİN İPTALİ – ÇEKTE DEFİLER – MENFİ TESPİT

TAKİBİN İPTALİ – ÇEKTE DEFİLER – MENFİ TESPİT

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Somut olayda, takip alacaklısı çekte ciranta olup, keşideci hakkında takip yapmıştır. Menfi tespit davası keşideciyle lehtar ve takip dışı ciranta arasında görülmektedir. Alacaklı cirantanın taraf olmadığı menfi tespit davasında verilen karar alacaklıyı bağlamaz. Takip alacaklısı üçüncü kişi ciranta olup menfi tespit davasının tarafı değildir, bu sebeple anılan karar ona karşı hüküm ifade etmez. O halde mahkemece, borçlunun İİK’nın 169-a/1. maddesinde öngörülen nitelikte bir belgeyle iddiasını kanıtlayamadığı ve alacaklı tarafından da takip dayanağı çekin teminat senedi olduğuna yönelik bir kabul beyanı bulunmadığı dikkate alınarak istemin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi
E: 2013/14225 K: 2013/23381 K.T.: 21.06.2013
DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
KARAR: Alacaklı tarafından çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, örnek 10 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal sürede icra mahkemesine başvurarak yetkiye itirazıyla birlikte, çekin teminat senedi olduğu, takip konusu çek sebebiyle borçlu olmadığına dair Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/684 E. sayılı dava dosyasıyla menfi tespit davası açtığını belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece borçlunun borçlu olmadığına dair menfi tespit davası kesinleşmiş olduğundan itirazın kabulüne, takibin iptaline karar verildiği görülmüştür.
TTK’nın 730. maddesi göndermesiyle çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 599. maddesinde; “… keşideci, lehtarla doğrudan doğruya arasında mevcut olan münasebetlere dayanan defileri, müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez. Meğer ki hamil, poliçeyi iktisap ederken, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun” hükmü düzenlenmiştir.
Menfi tespit davasında kim alacaklı olarak taraf gösterilmiş ise ona karşı hüküm ifade eder. Somut olayda, takip alacaklısı çekte ciranta olup, keşideci hakkında takip yapmıştır. Menfi tespit davası keşideciyle lehtar ve takip dışı ciranta arasında görülmektedir. Yukarıdaki yasa hükmü gözetildiğinde, alacaklı cirantanın taraf olmadığı menfi tespit davasında verilen karar alacaklıyı bağlamaz. Takip alacaklısı üçüncü kişi ciranta olup menfi tespit davasının tarafı değildir, bu sebeple anılan karar ona karşı hüküm ifade etmez.
O halde mahkemece, borçlunun İİK’nın 169-a/1. maddesinde öngörülen nitelikte bir belgeyle iddiasını kanıtlayamadığı ve alacaklı tarafından da takip dayanağı çekin teminat senedi olduğuna yönelik bir kabul beyanı bulunmadığı dikkate alınarak istemin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre de İİK’nın 169-a maddesinin 5. fıkrası gereği itirazın kabulüyle takip durdurulacağından takibin iptaline karar verilmesi de doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK 366 ve HUMK’nın 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları