1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 15. Ceza Dairesi
  4. TAHSİL EDİLEN TUTARI KASAYA GEÇİRMEMEK SURETİYLE GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU

TAHSİL EDİLEN TUTARI KASAYA GEÇİRMEMEK SURETİYLE GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Şirketin müdür yardımcısının ve kasiyerinin pos cihazıyla tahsil edilen kısımları kasaya aktarmamak suretiyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediklerinin iddia edildiği davada, bilirkişi incelemesi yapılmadan, gerekli evraklar getirilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması hatalıdır.
T.C.
Yargıtay
15. Ceza Dairesi
E: 2012/20831 K: 2014/13948 K.T.: 10.07.2014

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Katılan vekilinin temyiz isteminin, sanıklar E. A., D.Ö. ve H. O. Ö. hakkında verilen beraat kararlarına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Müşteki şirkette müdür yardımcısı olarak çalışan sanık E.`ın aynı şirkette kasiyerlik yapan diğer sanık M. ile birlikte hareket ederek 31.5.2006 – 13.6.2006 tarihleri arasında mağazaya gelen ve F…bank`a ait kredi kartlarını mağaza aracılığıyla ödeyen tanıklar F., İ., vd`dan tahsil edilen toplam 3.979 TL`yi kasaya aktarmadıkları, ancak pos cihazından sanık M.`ın tahsilat yapmış gibi işlem yaptığı, ayrıca sanık M.`ın tanıyıp, bildiği sanık D. ve onun babası H. ile irtibat kurarak onların kullandığı kredi kartlarının tahakkuk eden 23.6.2006 – 19.7.2006 tarihleri arasındaki toplam 13.459 TL borçlarını tahsil edilmiş gibi pos cihazından geçirdiği ancak tutarı kasaya aktarmadığı, bu şekilde sanıkların birlikte hareket ederek hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1- ) Gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; sanıklar M. ve E.`ın çalıştıkları dönemlere ait banka kayıtları, işyeri kayıtları, işyerindeki muhasebe kayıtları ve pos cihazından yapılan çekimlere ait bütün kayıtların getirtilmesi, sanıklar M. ve E.`ın, hangi dönemlerde, söz konusu işyerinde çalıştığı, bu dönemde hangi görevleri üstlendiklerinin araştırılması, kredi kartı borcunu sanıklara verip yatıran C., Y. , T. ve F. isimli kişilerin bilgi sahibi sıfatıyla dinlenilmesi, kredi kartlarının ödenmesine dair banka kayıtlarının getirtilmesi, bütün delillerin toplanmasından sonra dosyanın içinde muhasebeci ve mali müşavirin de bulunduğu bilirkişi kuruluna tevdiinin sağlanarak, bu dönemde, ilgili bankanın katılan işyerinden ne kadar para çektiği, bu paranın kim tarafından çekildiği, muhasebe kayıtlarına intikal ettirilip ettirilmediği, gün sonu işlemlerinde açık bulunup bulunmadığı, gün sonu işlemlerinin devrinin kim tarafından yapıldığı, yapılan ödemenin gerçek bir ödeme olup olmadığı, sanıkların eyleminden kaynaklanan şirket zararının ne kadar olduğu hususlarında denetime elverişli bilirkişi raporu alınmasından sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-) Kabule göre de; sanık M. hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nın 155/2 maddesi gereğince hüküm kurulurken, hapis cezasıyla birlikte adli para cezasına da karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hapis cezasına hükmedilmesi,

3-) Sanık M.`ın, 5237 Sayılı T.C.K.nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla Kanun`un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal ederek haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık M. U. müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 Sayılı Kanun`un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı C.M.U.K.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun`un 326 /son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanık M.`ın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 10.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları