1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 6. Hukuk Dairesi
  4. TAHLİYE İSTEKLİ İCRA TAKİBİ – 30 GÜNLÜK SÜREDEN SONRA ÖDEME YAPILMASI NEDENİYLE TEMERRÜT ŞARTLARININ OLUŞTUĞU VE TAHLİYE DAVASININ KABUL EDİLMESİ GEREKTİĞİ

TAHLİYE İSTEKLİ İCRA TAKİBİ – 30 GÜNLÜK SÜREDEN SONRA ÖDEME YAPILMASI NEDENİYLE TEMERRÜT ŞARTLARININ OLUŞTUĞU VE TAHLİYE DAVASININ KABUL EDİLMESİ GEREKTİĞİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davacı tarafından tahliye istekli olarak başlatılan icra takibinde, kira paralarının 30 günlük süre içerisinde ödenmesi isteği ve tahliye davası açılacağı uyarısını içeren Örnek 13 ödeme emri davalıya 27.03.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı icra takibinde istenen kira paralarının ödeme emri ile verilen süre dolduktan sonra 07.08.2013 tarihinde icra dosyasına ödemiştir. Yasal otuz günlük ödeme süresi içinde borcun ödenmemesi karşısında temerrüt şartlarının oluşması nedeniyle temerrüt nedeniyle tahliye davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
T.C.
Yargıtay
6. Hukuk Dairesi
E: 2015/4311 K: 2016/2084 K.T.: 16.03.2016
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali-Tahliye
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali ve tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve temerrüt nedeni ile kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece itirazın iptali isteminin kısmen kabulüne icra inkar tazminatı ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 22.05.2011 başlangıç tarihli bir yıl süreli aylık 1000 TL bedelli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira bedelinin her ayın biri ila beşi arasında ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından 13.03.2013 tarihinde başlatılan icra takibinde; 2012 yılı Eylül ayından 30,99 TL bakiye kira alacağı ile aylık 1.100 TL den 2012 yılı Ekim, Kasım, Aralık ve 2013 yılı Ocak, Şubat ve Mart ayları kira alacakları 6.600 TL asıl alacak ve 396,08 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 6.996,08 TL alacağın tahsili ve kiralananın tahliyesi istenmiştir. Yasal ödeme süresi ve tahliye ihtarını içeren örnek 13 ödeme emri davalıya 27.03.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 01.04.2013 tarihli dilekçesi ile faizleri ve vekalet ücretleri hariç borcu kabul ettiğini, süresinde kira borçlarını ödeyeceğini bildirmiştir. İcra dosyası içerisinde bulunan 07.08.2013 tarihli banka ödeme dekontu ve aynı tarihli icra dosyası tahsilat makbuzu ile davalı borçlunun toplam 7.245,25 TL ödeme yaptığı anlaşılmıştır.
Davacı vekili tarafından 12.06.2013 tarihinde açılan davada, davalı borçlunun örnek 13 ödeme emri tebliğ tarihinden itibaren 30 günlük süre içerisinde ödeme yapmadığını belirterek davalının kiralanandan temerrüt nedeni ile tahliyesine ve davalının icra takibine itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise kira paralarının 30 gün içinde ödendiğini, icra takibi yapılmadan önce kiralananın teslim edilmesi nedeni ile yapılan masrafların kiradan düşüleceği konusunda tarafların anlaştıklarını faiz miktarının da fahiş olduğunu, faize itirazlarının da haklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı borçlunun sadece faize itiraz ettiği asıl alacakla ilgili açılan itirazın iptali davası bulunmadığı, alacak miktarının süresinde ödendiği, istenen faizin de temerrüde esas teşkil etmeyeceği belirtilerek davalının 365,09.-TL faiz ve diğer alacakla ilgili yapmış olduğu itirazın iptaline, davacının icra inkar tazminatı ve tahliye taleplerinin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Davacının alacakla ilgili hükme yönelik temyiz itirazları yönünden; İcra takibinde istenen asıl kira alacağı davalı borçlu tarafından kabul edilip icra takibi bu kısım yönünden kesinleşmiştir. Açılan davada asıl alacağın ferileri yönünden itirazın iptali istenmiş olup 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 14.7.2004 tarih, 5219 sayılı kanunla değişik 427.maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2.3.2005 tarih ve 9-82 esas ve 126 karar sayılı ilamı uyarınca temyiz konusu alacak hüküm tarihinde 2.080-TL’nin altında bulunduğundan hükmün kesin olması nedeniyle temyiz isteminin REDDİNE karar verilmesi gerekmiştir.
2-) Davacının tahliye ile ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Türk Borçlar Kanununun 315.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için istenen kira parasının veya yan giderin muaccel(istenebilir) olması ve kira bedeli ile yan giderin verilen sürede ödenmemiş bulunması, ihtarnamede verilen süre içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Kiracıya verilecek süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, ürün kiralarında en az altmış gün, diğer kira ilişkilerinde ise en az on gündür. Kira parası götürülüp ödenmesi gereken borçlardan olduğundan kiralayana götürülüp elden ödenmesi veya gideri kiracıya ait olmak koşuluyla konutta ödemeli olarak PTT kanalıyla gönderilmesi gerekir. Bundan ayrı, sözleşmede özel bir koşul kabul edilmişse bu hususta gözönünde tutulmalıdır. Açıklanan şekilde yapılmayan ödemeler yasal ödeme olarak kabul edilemez. Ancak teamül haline gelmiş bir ödeme şekli varsa bu şekilde yapılan ödemede geçerlidir.
Olayımıza gelince; Davacı tarafından tahliye istekli olarak başlatılan icra takibinde, kira paralarının 30 günlük süre içerisinde ödenmesi isteği ve tahliye davası açılacağı uyarısını içeren Örnek 13 ödeme emri davalıya 27.03.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı icra takibinde istenen kira paralarının ödeme emri ile verilen süre dolduktan sonra 07.08.2013 tarihinde icra dosyasına ödemiştir. Yasal otuz günlük ödeme süresi içinde borcun ödenmemesi karşısında temerrüt şartlarının oluşması nedeniyle temerrüt nedeniyle tahliye davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin alacakla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarının miktar itibarıyla REDDİNE, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tahliye ile ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün bu kısmının BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları