1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 4. Ceza Dairesi
  4. ŞÜPHELİNİN KİMLİK BİLGİLERİNİN TWITTER’DAN TEMİN EDİLEMEYECEĞİ GEREKÇESİYLE TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMEMESİ GEREKTİĞİ – EKSİK SORUŞTURMA

ŞÜPHELİNİN KİMLİK BİLGİLERİNİN TWITTER’DAN TEMİN EDİLEMEYECEĞİ GEREKÇESİYLE TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMEMESİ GEREKTİĞİ – EKSİK SORUŞTURMA

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, şikâyetçi vekilinin müvekkiline www.twitter.com adlı internet sitesinden hakaret edildiği iddiası ile yürütülen soruşturma sonucu, adı geçen sitenin adresinin Amerika Birleşik Devletlerinde bulunduğundan kovuşturma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
T.C.
Yargıtay
4. Ceza Dairesi
E: 2013/38721 K: 2014/34488 K.T.: 27.11.2014
Hakaret suçundan şüpheli C.C. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11/12/2012 tarihli ve 2012/79877 soruşturma, 2012/64717 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/02/2013 tarihli ve 2013/50 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14/11/2013 gün ve 352830 sayılı istem yazısıyla dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, şikâyetçi vekilinin müvekkiline www.twitter.com adlı internet sitesinden hakaret edildiği iddiası ile yürütülen soruşturma sonucu, adı geçen sitenin adresinin Amerika Birleşik Devletlerinde bulunduğundan kovuşturma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, şikâyetçi vekili tarafından verilen şikâyet dilekçesinde şüphelinin Doğan ve İhlas Haber Ajanslarında çalıştığının, ayrıca kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itiraz sırasında şüphelinin Celal Bayar Üniversitesinde öğrenci olduğunun belirtilmesi karşısında, bu hususlarda da bir araştırma yapılmadığı, ortada 5271 sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I- Olay:
Hakaret suçundan şüpheli C.. C.. hakkında yapılan soruşturma sonucunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 11/12/2012 tarihli kararıyla, şüphelinin hakaret sözlerini yazdığı www.twitter.com isimli web sitesinin adresinin ABD’de olduğu, hakaret eyleminin bu ülkede suç olarak kabul edilmemesi nedeniyle kimlik bilgilerinin elde edilemeyeceği, bu şekilde kovuşturma olanağının bulunmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği, müşteki Emre Belözoğlu vekilinin karara süresinde itirazı üzerine, merci Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/02/2013 tarihli kararıyla itirazın reddine karar verildiği, kesin olan bu karara karşı müşteki vekilinin eksik soruşturma yapıldığına ilişkin müracaatı üzerine, kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara müşteki vekili tarafından eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle yapılan itirazın reddine dair merci kararının, hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” 2. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.” 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde ise;
“(3) Mahkeme, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer sulh ceza hâkimini görevlendirebilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Mahkeme istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. – Finlandiya kararı 2007; Sürmeli – Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
İncelenen dosyada, müşteki E. B. vekilinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 06.06.2012 tarihli dilekçesinde, şüpheli C.. C..’ın Twitter isimli sosyal medya platformunda oluşturduğu hesap üzerinden müvekkiline hakaret ettiğini, şüphelinin foto muhabiri olarak D. Haber Ajansı ve İ.Haber Ajansında çalıştığını, itiraz dilekçesinde ise, şüphelinin 27.06.1991 Gaziantep doğumlu olup, Manisa’da yaşadığı ve Celal Bayar Üniversitesinde öğrenci olduğuna dair bilgiler verilmesine karşın, şüphelinin belirtilen adreslerden araştırılmadan, kimlik bilgilerinin Twitter.com isimli sosyal medya kuruluşundan temin edilemeyeceği gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği görülmektedir.
Bu nedenle itiraz merciince soruşturmanın eksik yapılmış olduğu gözetilerek, itirazın kabulüyle Ceza Genel Kurulunun 04.12.2007 tarih ve 2007/247-257 sayılı kararı uyarınca, soruşturmanın tamamlanması için dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerekirken, itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/02/2013 tarih ve 2013/50 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 27.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları