1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. Ceza Genel Kurulu
  4. ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR PRENSİBİ

ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR PRENSİBİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Olay sanıkların uyuşturucu madde kullanmak suçundan mahkumiyetleri üzerinedir. Kararın temyizi üzerine ilk derece mahkemesi mahkumiyet hükmünde direnmiştir. Bunun üzerine Ceza Genel Kurulu iki sanığın olay öncesinde tartıştıklarından dolayı husumetli oldukları keyfiyetinin suçlamaları atfı cürüm niteliğinde değerlendirmek ve bu nedenle yeter ciddiyette kabul etmemek gerekmekte ve bu durumda ilgili sanığın cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir kanıt bulunmadığını ortaya çıkarmakta olduğu gerekçesiyle, “Kuşkunun sanık lehine yorumlanacağı” prensibi sanığın yüklenen uyuşturucu madde satmak suçundan beraatı yerine, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle mahkûmiyetine ilişkin verilen Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetsiz olduğundan bozulmasına karar vermiştir.
T.C.
Yargıtay
Ceza Genel Kurulu
E: 2005/10-62 K: 2005/94 K.T.: 12.07.2015
Uyuşturucu madde satmak suçundan sanık Tokcan K……….’ın TCY.nın 403/5, 59. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay ağır hapis ve 288.985.000 lira ağır para cezasıyla; uyuşturucu madde kullanmak suçundan sanıklardan Muammer A…..’ın TCY.nın 404/2, 405/2, 59 ve 81/2-3. maddeleri uyarınca 5 ay 1 gün hapis; sanık Kazım B……’ın ise TCY.nın 404/2, 405/2 ve 59. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, bu sanıkların uyuşturucu madde temini suçundan beraatlarına ilişkin Edirne 2. Ağır Ceza Mahkemesince 19.03.2004 gün ve 44-57 sayı ile verilen kararın, sanıklar Tokcan ve Kazım tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesince 04.10.2004 gün ve 10051-9649 sayı ile; sanık Kazım B…… hakkındaki hükmün onanmasına, sanık Tokcan K………. yönünden ise;

“Kendisinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçmeyen ve aşamalarda suç ile ilişkisinin olmadığını ileri süren sanık Tokcan K……….’ın müsnet suçu işlediğine dair; hakkındaki mahkûmiyet hükmü temyize gelmeyen sanık Muammer A…..’ın suça konu esrarı sanıktan aldığı şeklinde atfı cürüm niteliğindeki beyanı ve bu beyanı nakleden diğer sanık Kazım’ın ifadesi dışında her türlü kuşkudan uzak mahkûmiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, beraatı yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi” isabetsizliğinden hükmün oyçokluğuyla bozulmasına karar verilmiştir.

Daire Başkanı Ş.Güngör ile Üye lerden Ö.Y.Çamlıbel ise; “Olay öncesi ve olay sırasında sanık Kazım B……’ın Muammer A…..’ın anlatımını tamamlayıp doğrulayan açıklamaları karşısında ellerindeki uyuşturucu maddeyi sanık Tokcan K……….’tan temin ettiği sabit olduğu düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.” görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

Yerel Mahkeme ise 24.12.2004 gün ve 291-263 sayı ile; “Sanık Tokcan ile diğer sanıklar arasında husumet bulunduğuna ilişkin bir takım tanıklar dinlenmiş ise de olay tutanaklarına göre sanık Kazım ve Muammer’in, yanlarında bulunan Hasan ile konuşurlarken polisin gelmesi üzerine hızla oradan uzaklaşmaya çalıştıkları ve zabıtaca yakalanıp üzerlerinde esrar bulununca henüz sıcağı sıcağına her ikisinin de esrarı sanık Tokcan’dan alındığına yönelik beyanlarda bulundukları aşikardır. Bu aşamada hiçbir baskı olmadığı ve olay sıcak iken alınan beyana itibar edilmesi gerektiği kanaati hasıl olduğu” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu kararın da sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının “düzelterek onama” istekli 18.05.2005 gün ve 17614 sayılı tebliğnamesi ile Birinci Başkanlığa gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca müzakere edilip, aşağıdaki karar verilmiştir.

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanık Tokcan K……….’ın uyuşturucu madde satmak suçundan cezalandırılmasına karar verilen somut olayda Özel Daire çoğunluğu ile Yerel Mahkeme arasındaki hukuki uyuşmazlık, dosya kapsamındaki kanıtlara göre sanığın suçunun sübuta erip ermediğinin belirlenmesine ilişkindir.

Sanığın süresi içinde usulüne uygun biçimde açtığı temyiz davası üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunda esasa ilişkin incelemeye geçilmeden önce, Kurul Üyelerinden 11. Ceza Dairesi Başkanı Ersan Ülker’in, “sanığın yüklenen suçtan cezalandırılmasına karar verilmiş olması ve Yargıtay C.Başsavcılığının da tebliğnamesinde hükmün onanmasını istemesi karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunması da nazara alınarak dosyanın esasının incelenmesinin olanaksız olduğunu, sanık hakkında 765 sayılı Türk Ceza Yasası hükümlerinin mi, yoksa 5237 sayılı Türk Ceza Yasası hükümlerinin mi daha lehe olduğunun belirlenmesinin ilk derece mahkemesine ait bulunduğunu bu nedenle hükmün diğer yönlerinin incelenemeyeceğini” belirterek bu hususu ön sorun olarak gündeme getirmesi üzerine, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca ileri sürülen husus öncelikle ele alınıp, bu konuda oylama yapılmıştır.

Yapılan oylamada onyedi Üye, hukuki uyuşmazlığın sübuta ilişkin olması nedeniyle işin esasının görüşülmesi gerektiği yönünde oy kullanmaları üzerine, dosyanın esasının görüşülmesine geçilmesi kararlaştırılmıştır.

İncelenen dosya içeriğine göre;

17.01.2003 tarihinde düzenlenen olay tutanağında, saat 17.30 sıralarında daha önceden esrar içmak suçundan sabıkası olması nedeniyle tanınan Muammer A….., Kazım B…… ve Hasan Y…..’in polis ekip otosunu görünce ara sokağa girerek hızlanmaları üzerine şüphe edilerek durdurulduklarında yapılan üst aramasında Muammer A…..’ın montunun cebinde gazete kağıdına sarılı dişi hint keneviri çıktığı ve bunu Tokcan adlı arkadaşından aldığını beyan ettiği, ayrıca Kazım B……’ın üzerinde de dişi hint keneviri elde edildiği ve bunu Muammer’in verdiğini belirttiği, Hasan Y…..’in üzerinden ise herhangi bir şey çıkmadığı, adı geçenlerin gözaltına alındıkları belirtilmiştir.

Aynı tarihte düzenlenen ev arama tutanağına göre, sanık Tokcan K……….’ın evinde saat 19.00 sıralarında yapılan aramada herhangi bir suç unsuru elde edilemediği, yakalama tutanağına göre ise saat 19.30 sıralarında kendiliğinden emniyete gelerek teslim olduğu anlaşılmaktadır.

Sanık Tokcan K………., kolluktaki ifadesinde, saat 19.00 sıralarında evine gittiğinde eşinin, polislerin evi aradıklarını ve kendisini de aramakta olduklarını söylemesi üzerine kendiliğinden emniyete geldiğini, sormuş oldukları hint kenevirini, mahalleden tanıdığı Muammer A…..’a kesinlikle kendisinin satmadığını, o gün hiç görmediğini, hint keneviri satmak gibi bir olayının hiç olmadığını, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.

C.savcılığındaki ifadesinde ise; amcasının kızı Gönül ile boşanmış olan Muammer A…..’ın, 4-5 gün önce çalıştığı kahvehaneye gelip çay istediğini, çayı verdikten sonra kendisine küfürler etmeye başladığını, “seni yakacağım, seni vuracağım” dediğini, o sırada kahvehanede Metin U….., Hikmet U….. ve Aydoğan U…’nun da bulunduğunu, olaya tanık olduklarını, zaten Muammer’in aşırı derecede sarhoş olduğunu, daha sonra Metin U…..’ın, Muammer’i dışarı çıkarttığını, olay günü polislerin evinde arama yaptıklarını eşinden öğrendiğini, kesinlikle Muammer A…..’a esrar maddesi satmadığını belirtmiş, duruşmada da benzer şekilde anlatımda bulunarak diğer sanıkların iftirasına uğradığını, her ikisi ile de aralarının açık olduğunu söylemiş, Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda ve duruşmada da benzer şekilde anlatımda bulunmuştur.

Hakkındaki hüküm kesinleşen sanık Muammer A….., kolluktaki ifadesinde, saat 17.00 sıralarında mahalleden tanıdığı Kazım B…… ile hint keneviri içmeyi karalaştırdıklarını ve Kazım’ın kendisine 20 milyon lira verdiğini, mahallede hint keneviri satan soyadını bilmediği Tokcan adlı kişiyi Kayalıdere sokak üzerinde bulunan Tavukçunun kahvesinin orada rastladığını, ondan 20 milyon liralık esrar istediğini, birlikte bu sanığın evine gittiklerini, kendisine iki ayrı kağıt içinde sarılı hint kenevirini getirdiğini, bunları alarak Kazım’ın yanına döndüğünü ve birini ona verdiğini, bu sırada sokak üzerinde Hasan Y….. adlı kişi ile karşılaştıklarını ve kendilerine hal hatır sorduğunu, o esnada sivil polislerin gelerek üzerlerini aradığını ve Kazım ile üzerlerinde esrar maddesinin bulunduğunu ve emniyete götürdüklerini, hint keneviri içicisi ve bağımlısı olduğunu beyan etmiştir

C.savcılığındaki ifadesinde ise, kendisi gibi esrar bağımlısı olan Kazım B…… ile esrar içmeye karar verdiklerini, mahalleden duyduğu kadarıyla Tokcan K………. adlı kişinin esrar sattığını, Tavukçu’nun kahvesi diye bilinen yerde ona rastladığını, Kazım B……’ın verdiği 20 milyon lirayı göstererek esrar istediğini, karşılığında yaklaşık 3 gram esrar verdiğini, tekrar Kazım ile buluşup esrarı paylaştıklarını, daha sonra kendilerinden şüphelenen polislerin yakaladıklarını belirtmiş, Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda ve duruşmada da benzer anlatımda bulunmuştur.

Sanık Kazım B…… ise kolluk tarafından alınan ifadesinde, saat 17.00 sıralarında mahalleden tanıdığı Muammer A….. ile hint keneviri içmeyi kararlaştırdıklarını, ona 20 milyon lira verdiğini, mahallede hint keneviri satan soyadını bilemediği Tokcan adlı kişiye giderek alacağını söyleyip yanından ayrıldığını, bir süre sonra tekrar buluştuklarını, Muammer’in kağıda sarılı olarak aldığı hint kenevirinin birisini kendisine verdiğini, karşılaştıkları Hasan Y….. adlı kişinin hal hatır sorduğunu, bu sırada sivil polislerin gelerek üzerlerini aradığını ve hint kenevirlerini bulduklarını, Muammer’in kendisine verdiği hint kenevirini soyadını emniyette öğrendiği Tokcan K……….’tan satın aldığını bildiğini, hint keneviri içicisi ve bağımlısı olduğunu beyan etmiştir.

C.savcılığında Muammer ile kendisinin esrar bağımlısı olduklarını ve esrar içmeye karar verdiklerini, Muammer’in, Tokcan K……….’ta esrar olabileceğini, onun esrar sattığını duyduğunu söylemesi üzerine ona 20 milyon lira vererek esrar almasını söylediğini, daha sonra buluştuklarında Muammer’in, Tokcan’dan aldığını söylediği esrarın yarısını kendisine verdiğini, yolda mahalleden tanıdıkları Hasan Y….. ile karşılaştıklarını, sohbet ederken polisler tarafından yakalandıklarını belirtmiş, Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda ve duruşmada da benzer anlatımda bulunmuştur.

Savunma tanığı Metin U….. ise son soruşturma aşamasında alınan ifadesinde aynen; “Sanık Tokcan K………. benim işlettiğim kahvehanede ocakçı olarak çalışıyordu. Olay günü aynı mahalleden olmamız nedeniyle tanıdığım Muammer A….. kahvehaneye geldi ve çay istedi. Ancak halinden bir tedirginliği olduğunu anladım. Çayı ben kendisine götürdüm ve bu sırada Muammer birden ayağa kalktı ve arka cebinden çakı bıçağını çıkartarak Tokcan’ın üzerine yürümeye başladı. Ben bu durumu görünce Muammer’i engelledim. Muammer, Tokcan’a “karını sk edecem, şimdilik elimden kurtuldun, seni yakacağım” dedi. Ben Muammer’i sakinleştirerek dışarı çıkardım. Tokcan olay akşamı yemekten kahvehaneye geri geldiğinde polislerin kendisini aradığını söyledi. Bunun üzerine Tokcan polise gitti. Uzun bir süre dönmemesi üzerine hanımı bana geldi ve ben de kahvehaneyi kapattıktan sonra polise gittim ve olayı öğrendim. Ben Tokcan Küçükkarkaş’ın ve diğer sanıkların uyuşturucu madde sattıklarını ve kullandıklarını görmedim” şeklinde beyanda bulunmuştur.

Diğer savunma tanıkları Aydoğan U… ve Hikmet U….. ise olay hakkında herhangi bir görgülerinin ve bilgilerinin olmadığını söylemişler, tanık Hasan Y….. ise aşamalardaki ifadelerinde, sanıklar Muammer ve Kazım’ın yakalandıkları sırada yanlarında olduğunu, kendisinin de eskiden esrar kullandığını, son dönemde bıraktığını belirtmiştir.

Bütün bu bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde;

Sanık Tokcan, yargılama aşamalarında alınan savunmalarında tutarlı bir şekilde yüklenen suçu işlemediğini, diğer sanıklardan kendisine cürüm atfeden Muammer ile aralarında husumet bulunduğunu beyan etmiştir. Sanıklar Tokcan ile Muammer arasında husumet bulunduğu, savunma tanıklarından Metin U…..’ın antlı anlatımı ile doğrulanmıştır. Sanık Tokcan’ın evinde yapılan aramada ve kendiliğinden teslim olduğunda üzerinde yapılan aramada herhangi bir uyuşturucu madde veya suç unsuru elde edilememiştir. Sanıklardan Kazım ise aşamalardaki ifadelerinde, diğer sanık Muammer’in uyuşturucu maddeyi sanık Tokcan’dan alacağını söylediğini belirtmiş, ancak bu sanığın uyuşturucu maddeyi aldığı sırada yanında bulunmadığı gibi, yalnızca duyuma dayalı olarak uyuşturucu maddenin sanık Tokcan’dan alınmış olduğuna ilişkin kişisel kanaati söz konusudur.

Görüldüğü gibi, suça konu uyuşturucu maddeyi sanık Tokcan’ın sattığı hususunda eldeki tek kanıt sanık Muammer’in doğrudan sanık Tokçan’ın ise Muammer’den naklen yaptığı anlatımlarıdır. Sanık Tokcan ile Muammer’in olay öncesinde aynı gün tartıştıkları, bu nedenle husumetli oldukları keyfiyetinin, tanık Metin’in anlatımları ile doğrulandığı nazara alındığında, suçlamaları atfı cürüm niteliğinde değerlendirmek ve bu nedenle yeter ciddiyette kabul etmemek gerekmektedir. Dosya içeriği, sanık Tokcan’ın savunmasının aksine, cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir kanıt bulunmadığını ortaya çıkarmaktadır. Bu yorum “kuşkunun sanık lehine yorumlanacağı” temel ilkesinin sonucudur.

Bu itibarla sanığın yüklenen uyuşturucu madde satmak suçundan beraatı yerine, dosya kapsamına uymayan, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle mahkûmiyetine ilişkin verilen Yerel Mahkeme direnme hükmü isabetsiz olduğundan bozulmasına karar verilmelidir.

Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Kurul Üyesi ise, Yerel Mahkemenin önceki hükümde direnme gerekçeleri isabetli olduğundan, hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;

1- Sanık Tokcan K……….’ın cezalandırılmasına yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı nazara alınarak, beraatı yerine mahkûmiyetine ilişkin kurulan Yerel Mahkeme direnme hükmünün BOZULMASINA,

2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 12.07.2005 günü tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oyçokluğuyla karar verildi.

Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları