1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. Ceza Genel Kurulu
  4. SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ KURMA VE YÖNETME SUÇUNDA BİRLEŞTİRİLME KARARI VERİLMESİ – SANIKLAR ARASINDAKİ BAĞLANTI VE İŞTİRAK İLİŞKİSİNİN BİRLEŞTİRMEYİ ZORUNLU KILMADIĞI – DAVALARIN BİRLEŞTİRİLEREK GÖRÜLMESİ HALİNDE MAKUL SÜREDE YARGILANMA HAKKINI İHLAL EDECEĞİ

SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ KURMA VE YÖNETME SUÇUNDA BİRLEŞTİRİLME KARARI VERİLMESİ – SANIKLAR ARASINDAKİ BAĞLANTI VE İŞTİRAK İLİŞKİSİNİN BİRLEŞTİRMEYİ ZORUNLU KILMADIĞI – DAVALARIN BİRLEŞTİRİLEREK GÖRÜLMESİ HALİNDE MAKUL SÜREDE YARGILANMA HAKKINI İHLAL EDECEĞİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Yargıtay 16. Ceza Dairesi ile İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi arasında birleştirme uyuşmazlıklarına konu olan ve Ceza Genel Kurulu’na taşınan somut olayda; 2802 sayılı Kanun’a tabi olan hâkim ve Cumhuriyet savcısı sanıklarla, sivil, asker ve emniyet mensubu diğer sanıklar arasındaki bağlantı ve iştirak ilişkisinin, anılan kanunun 86. maddesi anlamında birleştirmeyi zorunlu kılacak boyutta olmadığı, gerek yargılanan sanık sayısı, gerek yargılamaya konu edilen eylemlerin karmaşıklığı gerekse kapsamları, davaların ayrı ayrı görülmesinin makul sürede yargılanma hakkına sağlayacağı yararı, birleştirilerek görülmesi halinde ise bu hakkın ihlaline neden olabilecek zararı dikkate alındığında ve açıklanan sebeplerle; Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin davaların ayrı ayrı görülmesine dair kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.03.2016 gün ve 99-78 Sayılı ve yine aynı mahkemenin 02.09.2016 gün ve 297-248 Sayılı birleştirme kararlarının kaldırılmasına karar verilmelidir.
T.C.
Yargıtay
Ceza Genel Kurulu
E: 2016/16-1280 K: 2016/432 K.T.: 22.11.2016
DAVA : 1- ) İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 2015/297 esas sayı ile görülmekte olan davada;
A- ) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23.10.2015 gün ve 41637-39902-3278 Sayılı iddianamesi ile;
Şüpheliler;
… ve …’nun; silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik, suç uydurma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ve gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından TCK’nun 37/1 ve 220/5. maddeleri delaletiyle 314/1, 312/1, 328/1, 134/1, 43/1, 135/1-2, 43/1, 204/1-2, 43/1, 271/1, 43/1, 281/1-2 ile 330/1. maddeleri ve 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi,
…, …, … ve …’ın; silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik, suç uydurma, gizli kalması gereken bilgileri açıklama ve suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/1, 312/1, 328/1, 134/1, 137/1-a, 43/1, 135/1-2, 137/1-a, 43/1, 204/1-2, 43/1, 271/1, 43/1. maddeleri ile 220/5. maddesi delaletiyle 330/1, 281/1-2. maddeleri ve 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi,
…, …, …, …, …, …, … ve …’ın; silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik, suç uydurma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ve gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/1, 312/1, 328/1, 134/1, 137/1-a, 43/1, 135, 137/1-a, 43/1, 204/1-2, 43/1, 271/1, 43/1, 281/1-2. maddeleri ile 220/5. maddesi delaletiyle 330/1. maddesi ve 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi,
…, …, …, …, …, …, …, … ve …’ın; silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi ve suç uydurma suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/2, 312/1, 328/1, 134/1, 137/1-a, 43/1, 135, 137/1-a, 43/1, 271/1 ve 43/1. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi,
…’nun; silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik, suç uydurma, ve suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/2, 312/1, 328/1, 134/1, 137/1-a, 43/1, 135/1, 137/1-a, 43/1, 204/1-2, 43/1, 271/1, 43/1 ve 281/1-2. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi,
…, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’ın; silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik ve suç uydurma suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/2, 312/1, 328/1, 134/1, 137/1-a, 43/1, 135, 137/1-a, 43/1, 204/1-2, 43/1, 271/1 ve 43/1. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi,
…, …, … ve …’ın; silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk ve suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/2, 312/1, 328/1 ve 281/1. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’nın; silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, resmi belgede sahtecilik ve suç uydurma suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/2, 312/1, 328/1, 204/1-2, 271/1 ve 43/1. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi,
…’nın; silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik ve suç uydurma suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/2, 312/1, 134/1, 137/1-a, 43/1, 135/1-2, 137/1-a, 43/1, 204/1-2, 271/1 ve 43/1. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi,
… ve …’nun; silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, resmi belgede sahtecilik ve suç uydurma suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/2, 312/1, 328/1, 204/1-2, 43/1, 271/1 ve 43/1. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi,
…’ın; silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/2 ve 312/1. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi,
…, …, …, …, …’ın; silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk suçları ile gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçuna teşebbüsten TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/2, 312/1, 328/1, 330/1 ve 35/1-2. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi,
…, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …’ın; silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk ile gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/2, 312/1, 328/1 ve 330/1. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi,
Gereğince cezalandırılmaları isteğiyle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış ve mahkemenin 2015/297 esas sayılı ana dosyasında yargılamaya başlanmıştır.
B- ) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının bila tarih ve 16308-6151-555 Sayılı iddianamesi ile şüpheliler … ve …’nın; silahlı terör örgütüne üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik ve suç uydurma suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/2, 312/1, 328/1, 134/1, 135/2, 43/1, 204/1-2, 271/1, 53, 63/1 ve 58/9. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince cezalandırılmaları isteğiyle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, mahkemece bu davanın 2015/297 esas sayılı davayla birleştirilmesine karar verilmiştir.
C- ) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2016 gün ve 36866-13411-1314 Sayılı iddianamesi ile şüpheli …’nın; silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik, suç uydurma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ve gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/1, 312/1, 328/1, 134/1, 137/1-a, 43/1, 135/1-2, 137/1-a, 43/1, 204/1-2, 43/1, 271/1, 43/1, 281/1-2, 53, 63/1, 58/9. maddeleri ile 220/5. maddesi delaletiyle 330/1. maddesi ve 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince cezalandırılması isteğiyle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, mahkemece bu davanın 2015/297 esas sayılı davayla birleştirilmesine karar verilmiştir.
D- ) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2016 gün ve 59974-21952-2299 Sayılı iddianamesi ile şüpheliler …, …’nun; silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk ile gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 314/1, 312/1, 328/1, 330/1, 53, 63/1 ve 58/9. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince cezalandırılmaları isteğiyle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, mahkemece bu davanın da 2015/297 esas sayılı davayla birleştirilmesine karar verilmiştir.
2- ) Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülmekte olan 2015/1 esas sayılı davada;
A- ) Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesince 15.07.2015 gün ve 172-176 sayı ile şüpheliler …, …, …, …, … hakkında; cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, devletin güvenliğine dair bilgileri temin etme ile devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına dair bilgileri açıklama suçlarından TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle 312/1-2, 327/1, 329/1, 63/1 ve 53. maddeleri uyarınca Yargıtay 16. Ceza Dairesinde yargılamalarının yapılması için son soruşturmanın açılmasına karar verilmiş, adı geçenler hakkında Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla 2015/1 esas sayı ana dosyada yargılamaya başlanmıştır.
B- ) Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 07.05.2014 gün ve 19640-11969-772 Sayılı iddianamesi ile şüpheliler …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, ; siyasal ve askeri casusluk ile gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından TCK’nun 37. maddesi delaletiyle 328/1 ve 330/1. maddeleri gereğince cezalandırılmaları isteğiyle Adana Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, açılan bu dava Yargıtay 16. Ceza Dairesince görülmekte olan 2015/1 esas sayılı davayla birleştirilmiştir.
C- ) Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2014 gün ve 30800-28146-2080 Sayılı iddianamesi ile şüpheliler …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …’in; siyasal ve askeri casusluk ile gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından TCK’nun 37. maddesi delaletiyle 328/1 ve 330/1. maddeleri gereğince cezalandırılmaları isteğiyle Adana Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, açılan bu dava Yargıtay 16. Ceza Dairesince görülmekte olan 2015/1 esas sayılı davayla birleştirilmiştir.
D- ) Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2015 gün ve 78106-5020-430 Sayılı iddianamesi ile şüpheli…’in; siyasal ve askeri casusluk ile gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından TCK’nun 37. maddesi delaletiyle 328/1 ve 330/1. maddeleri gereğince cezalandırılması isteğiyle Adana Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, açılan bu dava Yargıtay 16. Ceza Dairesince görülmekte olan 2015/1 esas sayılı davayla birleştirilmiştir.
E- ) İskenderun Ağır Ceza Mahkemesince 04.09.2015 gün ve 185-162 sayı ile şüpheliler … ve …’ın; devletin güvenliğine dair bilgileri temin etme ile devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına dair bilgileri açıklama suçlarından TCK’nun 37. maddesi delaletiyle 327/1 ve 329/1. maddeleri uyarınca Hatay Ağır Ceza Mahkemesince yargılamalarının yapılması için son soruşturmanın açılmasına karar verilmiş, bu dava Yargıtay 16. Ceza Dairesince görülmekte olan 2015/1 esas sayılı davayla birleştirilmiştir.
F- ) Osmaniye Ağır Ceza Mahkemesince 11.09.2015 gün ve 220-241 sayı ile şüpheli …’ın; cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, devletin güvenliğine dair bilgileri temin etme ile devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına dair bilgileri açıklama suçlarından TCK’nun 37. maddesi delaletiyle 312, 327/1, 329/1 ve 53. maddeleri uyarınca Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesince yargılamasının yapılması için son soruşturmanın açılmasına karar verilmiş, bu dava da Yargıtay 16. Ceza Dairesince görülmekte olan 2015/1 esas sayılı davayla birleştirilmiştir.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 2015/297 esas sayılı davada yapılan yargılama sırasında, sanıklar … ve … hakkında Milli İstihbarat Teşkilatına ait tırların 01.01.2014 ve 19.01.2014 tarihlerinde durdurulması ve aranması olaylarına dair olarak açılan dava ile ilgili ayırma kararı verilip, ayrılan dava aynı mahkemenin 2016/99 esas sayısına kaydedilmiş, 23.03.2016 gün ve 99-78 sayı ile bu davanın Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülmekte olan 2015/1 esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesince 14.04.2016 tarihinde 1-14 sayı ile, sanıklar … ve … yönünden İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/99 esas sayılı davasının, ilk derece yargılama yapılan 2015/1 esas sayılı dava ile birleştirilmesine yer olmadığına ve bu konudaki birleştirme talebinin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesince verilen birleştirme talebinin reddi kararından sonra İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 2015/297 esas sayılı davanın 09.06.2016 tarihli oturumunda; sanıklar … ve …’nun mahkemenin 2015/297 esas sayılı dosyasına ayrı ayrı eklenmelerine şeklinde karar verilmiştir.
3- ) Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülmekte olan 2016/2 esas sayılı davada;
Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince 19.07.2016 gün ve 94-198 sayı ile şüpheliler …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, ‘ın; silahlı terör örgütü kurma, yönetme ve bu örgüte üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma, suç uydurma ve suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlarından TCK’nun 37/1 ve 220/5. maddeleri delaletiyle 314/1-2, 312/1, 328, 330, 134, 135, 43, 204/1-2, 43, 257, 43, 271, 281, 53 ve 58/9. maddeleri ile 3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince Yargıtay 16. Ceza Dairesinde yargılamalarının yapılması için son soruşturmanın açılmasına karar verilmiş, adı geçenler hakkında Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla 2016/2 esas sayı ile yargılamaya başlanmıştır.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 05.08.2016 tarihinde, 2015/297 esas sayılı dava ile Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi olarak 2016/2 esas sayı ile görülen davanın birleştirilip birleştirilmeyeceği konusunda belirtilen Daireden görüş bildirilmesi talep edilmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesince 10.08.2016 tarihinde 2016/2 esas sayı ile her iki davanın birleştirilmesine muvafakat edilmemesine karar verilmiştir.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Yargıtay 16. Ceza Dairesi ile oluşan olumsuz birleştirme uyuşmazlıklarının giderilmesine dair 02.09.2016 gün ve 297-248 Sayılı kararı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.03.2016 gün ve 99-78 Sayılı ve yine aynı mahkemenin 02.09.2016 gün ve 297-248 Sayılı birleştirme kararlarının kaldırılması istekli 11.10.2016 gün ve 354383 Sayılı görüş yazısı ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kuruluna intikal etmiştir.
KARAR : Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken konu, Yargıtay 16. Ceza Dairesi ile İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi arasında oluşan olumsuz birleştirme uyuşmazlıklarının giderilmesine dair olup sırasıyla;
1- ) Sanıklar … ve … hakkında Milli İstihbarat Teşkilatına ait tırların 01.01.2014 ve 19.01.2014 tarihlerinde durdurulması ve aranması olaylarına dair olarak açılan ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/297 esas sayısına kayıtlı iken verilen ayırma kararı üzerine aynı Mahkemenin 2016/99 esas sayısına kaydedilen davanın, Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülmekte olan 2015/1 esas sayılı dava ile,
2- ) İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 2015/297 esas sayı ile görülmekte olan davanın, Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülmekte olan 2016/2 esas sayılı dava ile,
Birleştirilmelerinde zorunluluk bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
OLUMSUZ BİRLEŞTİRME UYUŞMAZLIKLARINA KONU DAVALAR:
1- ) İSTANBUL 14. AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE 2015/297 ESAS SAYI İLE GÖRÜLMEKTE OLAN DAVANIN KONUSU VE AŞAMALARI:
23.10.2015 ila 12.05.2016 tarihleri arasında düzenlenen dört ayrı iddianame ile toplam yüz yirmi yedi sanık hakkında silahlı terör örgütü kurma, yönetme ve bu örgüte üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik, suç uydurma, gizli kalması gereken bilgileri açıklama ve suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlarından davalar açılmıştır.
A- )İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23.10.2015 tarihli iddianamesi ile; FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kurucusu sanık … ve yöneticisi sanık …’nun talimatları doğrultusunda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırma ve görevlerini yapmasını engellemek amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü adı altında bir örgüt kurgulanarak soruşturma başlatıldığı, soruşturma kapsamında haklarında herhangi bir delil bulunmadığı halde veya gerçeğe aykırı şekilde üretilen belgelerle başta dönemin Başbakanı, Bakanları, MİT Müsteşarı ve milletvekilleri olmak üzere çok sayıda kişi, kurum, vakıf ve derneğin iletişiminin tespit edilerek kayda alındığı, teknik araçlarla izleme tutanakları düzenlendiği, bu kişilerin terör örgütü üyesi olarak gösterilmeye çalışıldığı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin milli güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken üst düzey devlet yetkililerinin yaptıkları görüşmelerin kayıt altına alındığı, bu kapsamda İstanbul ve Bursa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde çeşitli kademelerde görev yapan FETÖ/PDY üyesi yetmiş sekiz emniyet teşkilatı mensubunun da gerçeğe aykırı şekilde tanık beyanları aldıkları, haklarında terör örgütü üyeliğine dair hiçbir delil bulunmayan şikâyetçi ve mağdurlarla ilgili iletişimin tespiti ve teknik araçlarla izleme kararı talep edebilmek için gerçeğe aykırı raporlar düzenledikleri, usulsüz dinleme ve izleme yaptıkları, suç unsuru içermeyen görüşmeleri imha etmeleri gerekirken iletişim tespit tutanağı haline getirip kişilerin terör örgütü ile irtibatları bulunduğu algısını oluşturmaya çalıştıkları, sahte iletişimin tespiti ve fiziki takip tutanakları düzenledikleri, 17 Aralık 2013 günü soruşturmayla ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğünde bulunan belgeleri kaçırdıkları ve log kayıtlarını sildikleri iddialarıyla, FETÖ/PDY üyesi kırk iki askeri personelin ise Milli İstihbarat Teşkilatına ait tırların 01.01.2014 tarihinde Kırıkhan, 19.01.2014 tarihinde ise Ceyhan’da durdurulması ve aranması eylemlerinden sorumlu oldukları isnadıyla dava açıldığı,
B- ) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının bila tarihli iddianamesi ile; İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Teknik Büro Amirliğinde görev yapan iki emniyet teşkilatı mensubu hakkında, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün üyesi olarak faaliyette bulundukları, bu kapsamda sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü soruşturması sırasında gizli soruşturmacı olarak görev yaptıkları ve bir kısım şikâyetçilerin gündelik hayatlarına dair teknik araçlarla izleme tutanakları düzenleyip, suç unsuru içermemesine rağmen bu tutanaklarla şahısları terörle ilişkilendirmeye çalıştıkları iddialarıyla dava açıldığı,
C- ) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2016 tarihli iddianamesi ile; sanık …’nın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün yöneticisi olduğu, örgüt lideri …’in talimatları doğrultusunda sahte belgelerle oluşturulan sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü soruşturmasının operasyon aşamasına geçirilmesi öncesinde, örgüt tarafından kurgulanarak uygulamaya sokulan plan doğrultusunda, keyfi biçimde soruşturma kapsamına alınan kişileri toplum nezdinde ahlaken düşük gösterme, itibarsızlaştırma ve bu şekilde kendilerini savunamaz hale getirme, bu kişiler hakkında soruşturma bahanesiyle üretilen hukuka aykırı verileri delil olarak gösterme amaçlarıyla köşe yazıları yazarak kamuoyu oluşturmaya çalıştığı iddialarıyla dava açıldığı,
D- ) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2016 tarihli iddianamesi ile; Milli İstihbarat Teşkilatına ait tırların 01.01.2014 tarihinde Kırıkhan, 19.01.2014 tarihinde ise Ceyhan’da durdurulduğu tarihlerde Adana Jandarma Bölge Komutanı olarak görev yapan sanık … Celepoğlu’nun, her iki olayda da tırların durdurulması ve aranması eylemlerini koordine ettiği ve yönetici pozisyonunda rol aldığı, Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Dairesi Başkanlığı görevini yürüten sanık … Cihangiroğlu’nun ise 19.01.2014 tarihinde Ceyhan’da gerçekleştirilen örgütsel eylemden haberdar olduğu, tırları durduran FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü yönetici ve üyesi konumundaki sanıklarla örgütsel irtibat içerisinde bulunduğu iddialarıyla dava açıldığı,
Açılan bu davaların İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/297 esas sayılı dosyasında birleştirildiği, dokuz yüz seksen kişinin katılan-şikâyetçi-mağdur konumunda olduğu, toplam yüz yirmi yedi sanıktan kırk dördü hakkında açılan davanın Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece yargılaması yapılan 2015/1 esas sayılı davayla birleştirildiği, halen seksen üç sanık hakkında yargılamanın devam ettiği, iddianamenin okunduğu, onbir sanığın sorgusunun yapıldığı anlaşılmaktadır.
2- ) YARGITAY 16. CEZA DAİRESİNCE İLK DERECE MAHKEMESİ SIFATIYLA GÖRÜLMEKTE OLAN 2015/1 ESAS SAYILI DAVANIN KONUSU VE AŞAMALARI:
07.05.2014 ila 11.09.2015 tarihleri arasında düzenlenen üç ayrı son soruşturmanın açılması kararı ve üç ayrı iddianame ile toplam elli dört sanık hakkında cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, devletin güvenliğine dair bilgileri temin etme, siyasal ve askeri casusluk, devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına dair bilgileri açıklama ve gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından davalar açılmıştır.
A- ) Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesince 15.07.2015 tarihinde; Milli İstihbarat Teşkilatına ait tırların 01.01.2014 tarihinde Kırıkhan, 19.01.2014 tarihinde ise Ceyhan’da durdurulduğu tarihlerde Adana Cumhuriyet Başsavcısı, TMK 10. madde ile yetkili Cumhuriyet savcısı ve İl Jandarma Komutanı olarak görev yapan sanıklar hakkında, devletin güvenliği veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerden olan ve 2937 Sayılı Kanun kapsamında MİT tarafından yasal olarak gerçekleştirilen, özünde devlet sırrı niteliğinde olan faaliyete özgülenmiş tırları durdurma, usul ve yasaya aykırı olarak arama yaptırmaya kalkışma ve arama yaptırma, görüntü ve numune aldırma, bu görüntü ve bilgilerin basın yayın organlarında yer almasına neden olma, MİT mensuplarının gözaltına alınması talimatı verme gibi eylemlerle Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakma ve itibarsızlaştırma, El Kaide gibi terör örgütlerine yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukukî ve cezaî sorumluluk altına sokma amacıyla, haklarında ayrı dava açılan askeri personelle birlikte planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen organizasyonun parçası olarak örgütlü bir şekilde devlet sırlarını ifşa etme kastı ile hareket ettikleri, ayrıca suç tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcısı olan …’ın, 01.01.2014 tarihinde Kırıkhan ilçesinde MİT’e ait tırın durdurulması olayı ile ilgili olarak kendisini telefonla arayan Adalet Bakanı ve Müsteşarının, tırın MİT’e ait olması sebebiyle 2937 Sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca işlem yapılması ve hukuk kurallarının uygulanması taleplerine müteakip, 02.01.2014 tarihinde ilgililer hakkındaki şikayetini içerir, sadece kendi isim ve imzasının bulunduğu, hukuki anlamda tutanak vasfını haiz olmayan “Telefon Görüşme Tespit Tutanağı” başlıklı bir yazı düzenleyip, yapılan görüşme içeriğinin terör suçu ile ilgili olmamasına rağmen üst yazıya bağlayarak Kırıkhan ilçesinde MİT’e ait tırların durdurulması olayına dair soruşturma dosyasına konulmak üzere 13.01.2014 tarihinde Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan …’ya gönderdiği, bu suretle açıkça kanuna aykırı olarak başlatılmış terör örgütüne silah sağlama suçu kapsamındaki bir soruşturmaya dâhil edilmelerini sağladığı, …’nın bu yazıyı soruşturma dosyasına ekledikten sonra ayırma kararı vererek ayrı bir soruşturma numarasına kaydedip Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan …’ya gönderdiği, …’nın da hukuka aykırı şekilde Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne hitaben …’ı davacı-mağdur, Adalet Bakanı ve HSYK Başkanı …’ı ise yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs suçundan şüpheli olarak gösterip, terör örgütü üyesi olduğu algısını oluşturmak amacıyla fezleke düzenlediği, sanıkların cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs ettikleri iddialarıyla haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verildiği,
B- ) Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 07.05.2014 tarihli iddianamesi ile; MİT’e ait tırların 19.01.2014 tarihinde Ceyhan’da durdurulup aranması olayıyla ilgili on üç askeri personel hakkında dava açıldığı,
C- ) Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2014 ve 26.02.2015 tarihli iddianameleri ile; MİT’e ait tırların 01.01.2014 tarihinde Kırıkhan’da durdurulması, 19.01.2014 tarihinde ise Ceyhan’da aranması olayıyla ilgili ondokuz askeri personel hakkında dava açıldığı,
D- ) İskenderun Ağır Ceza Mahkemesince 04.09.2015 tarihinde; MİT’e ait tırların 01.01.2014 tarihinde Kırıkhan’da durdurulması olayıyla ilgili o tarihte Kırıkhan Cumhuriyet Başsavcısı ve Kırıkhan İlçe Jandarma Komutanı olarak görev yapan kişiler hakkında son soruşturmanın açılmasına karar verildiği,
E- ) Osmaniye Ağır Ceza Mahkemesince 11.09.2015 tarihinde; MİT’e ait tırların 19.01.2014 tarihinde Ceyhan’da aranması olayıyla ilgili Ceyhan İlçe Jandarma Komutanı hakkında son soruşturmanın açılmasına karar verildiği,
Açılan bu davaların Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece yargılaması yapılan 2015/1 esas sayılı davada birleştirildiği, toplam elli dört sanığın yargılandığı, otuz iki sanığın sorgusunun yapıldığı anlaşılmaktadır.
3- ) YARGITAY 16. CEZA DAİRESİNCE İLK DERECE MAHKEMESİ SIFATIYLA GÖRÜLMEKTE OLAN 2016/2 ESAS SAYILI DAVANIN KONUSU VE AŞAMALARI:
Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince 19.07.2016 tarihinde; elli dört sanık hakkında silahlı terör örgütü kurma, yönetme ve bu örgüte üye olma, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, siyasal ve askeri casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma, suç uydurma ve suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlarından son soruşturmanın açılmasına karar verilmiştir.
Son soruşturmanın açılmasına dair kararda; tamamı hâkim ve Cumhuriyet savcısı olan sanıkların, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/297 esas sayılı dosyasında yargılamaları devam eden kolluk amir ve memurları ile sivil kişi konumundaki sanıklarla birlikte, “FETÖ/Paralel Devlet Yapılanması” kapsamında planlı ve sistematik bir şekilde paralel devlet yapısı oluşturup Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yönetimini ele geçirmeyi amaçladıkları, bu kapsamda sözde Kudüs Ordusu Terör Örgütü adı altında yürütülen soruşturmada, şikâyetçiler ve mağdurlar hakkında silahlı terör örgütü faaliyetine dair bir delil olmamasına rağmen kolluk görevlilerinden gelen talep yazılarına istinaden Cumhuriyet savcılarının iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, teknik araçlarla izleme, gizli olarak ses ve görüntü kaydı alma, gizli soruşturmacı görevlendirme tedbirleri ile bu tedbirlerin uzatılmasına dair taleplerde bulundukları, hâkimlerce de bu konuda tedbir kararları verildiğinin belirtildiği,
Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılan bu davada, toplam dokuz yüz doksan yedi kişinin şikâyetçi-mağdur konumunda bulunduğu, elli dört sanık hakkında yargılama yapıldığı, iddianamenin taraflara tebliğine dair işlemlerinin yapılması aşamasında olduğu anlaşılmaktadır.
BİRLEŞTİRME UYUŞMAZLIKLARINA İLİŞKİN AŞAMALAR:
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 2015/297 esas sayılı davada yapılan yargılama sırasında 18.03.2016 tarihli oturumda; kırk iki askeri personel ile sanıklar … ve … hakkında, Milli İstihbarat Teşkilatına ait tırların 01.01.2014 tarihinde Kırıkhan, 19.01.2014 tarihinde ise Ceyhan’da durdurulması ve aranması olaylarına dair olarak açılan davalar yönünden ayırma kararı verilip, ayrılan bu davalar aynı mahkemenin 2016/99 esas sayısına kaydedilmiş, 23.03.2016 gün ve 99-78 sayı ile; sanıklar … ve … ile kırk iki askeri personelin eylemleriyle Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı davasında yargılanan dönemin Cumhuriyet savcıları ve İl Jandarma Komutanının eylemleri arasında hukuki, fiili ve şahsi irtibat bulunduğu ve yargılamanın birlikte yürütülmesinde zorunluluk bulunduğu gerekçesiyle, bu davaların Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülmekte olan 2015/1 esas sayılı dava ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince verilen birleştirme kararı üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesince 2015/1 esas sayılı davanın 14.04.2016 tarihli oturumunda; askeri personel olan kırk iki sanığın eylemleri ile 2015/1 esas sayılı davada yargılanan sanıkların eylemleri arasında irtibat bulunduğu gerekçesiyle bu kişiler hakkındaki davaların birleştirilmesine karar verilmiş,
Sanıklar … ve … yönünden ise 14.04.2016 tarihinde 1-14 sayı ile; “İlk derece yargılaması yapılan hallerde yüksek görevli mahkemenin Yargıtayın ilgili dairesi olacağı, Dairenin muvafakati temin edilmeden dava dosyasının resen birleştirme kararıyla gönderilmesi sebebiyle hukuka uygun olarak verilmiş bir birleştirme kararının bulunmadığı,
2797 Sayılı Yargıtay Kanununun 1 ve 13. maddelerine göre Yargıtayın asli görevinin, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümleri ilk ve son mercii olarak incelemek olup ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma görevinin istisnai olduğu ve aynı Kanunun 13/2. maddesinde yargılanacak kişiler ile suçların sınırlı biçimde sayıldığı, bu itibarla birlikte yargılanmalarında hukuki zorunluluk bulunmayan sanıkların ilk derece yargılamalarının Dairece yapılmasının istisnai hükmün uygulama alanını kanunun amacını aşar biçimde genişleteceği,
Sanıklar … ve … hakkında verilen birleştirme kararı ile bu karara dayanak teşkil eden iddianamede olayın anlatılış biçimi, sanıklara isnat olunan suçların niteliği, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olan sanıkların 2802 Sayılı Kanun’un 86. maddesi kapsamında Cumhuriyet savcısı olan diğer sanıklarla birlikte yargılanmalarında zorunluluk bulunmaması, her iki sanığın da kaçak konumunda ve gıyabi tutuklu olmaları ve diğer sanıkların sıfat ve tutukluluk durumları da gözetildiğinde, davaların birleştirilmesinin yargılamayı uzatacağı ve yargılamanın makul sürede sonuçlandırılması açısından herhangi bir katkı sağlamayacağı, sanıkların birlikte yargılanmalarında hukuki zorunluluk da bulunmadığı ve aynı sanıkların dayanak iddianamede anlatılan diğer olaylarla ilgili olarak da adı geçen mahkemede sanık olarak yargılandıkları” gerekçesiyle, sanıklar … ve … hakkındaki davaların, 2015/1 esas sayılı dava ile birleştirilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin sanıklar … ve … hakkında verdiği birleştirme talebinin reddi kararı üzerine İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 2015/297 esas sayılı davanın 09.06.2016 tarihli oturumunda; “sanıklar … ve …’nun mahkemenin 2015/297 esas sayılı dosyasına ayrı ayrı eklenmelerine” şeklinde karar verilmiştir.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince sanıklar … ve … hakkında Milli İstihbarat Teşkilatına ait tırların durdurulması ve aranması eylemlerinden dolayı açılan dava ile ilgili olarak ayırma kararı verilip, ayrılan bu dava aynı mahkemenin 2016/226 esas sayısına kaydedilmiş, 20.05.2016 gün ve 226-180 sayı ile; sanıkların eylemleri ile Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2015/1 esas sayılı davasında yargılanan sanıkların eylemleri arasında şahsi, fiili ve hukuki irtibat bulunduğu gerekçesiyle her iki davanın birleştirilmesine karar verilmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesince de 07.06.2016 tarihinde; sanıklar Hamza Celepoğlu ve Burhanettin Cihangiroğlu hakkında açılan dava ile 2015/1 esas sayılı davanın birleştirilmesi talebi kabul edilmiştir.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince 05.08.2016 tarihinde Yargıtay 16. Ceza Dairesine yazılan yazıda; 2015/297 esas sayılı dava ile Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi olarak görülen 2016/2 esas sayılı davanın birleştirilip birleştirilmeyeceği konusunda görüş bildirilmesi talep edilmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesince 10.08.2016 tarihinde 2016/2 esas sayı ile; adil, sağlıklı ve etkili yargılamayı olumsuz etkileyebilmesi ihtimali sebebiyle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/297 esas sayılı davasının birleştirilmesine muvafakat edilmemesine karar verilmiştir.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince ise 02.09.2016 tarihinde 297-248 sayı ile; “Yargıtay 16. Ceza Dairesinin sanıklar … ve … yönünden verilen birleştirme talebinin reddine dair 14.04.2016 tarihli ek kararına dair olarak; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2015/1 esas sayılı davada ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yaptığı, bu durumda yüksek görevli mahkeme olduğuna dair açık bir kanun hükmü bulunmadığı, yine 16. Ceza Dairesinin yargılama usulü bakımından genel hükümlere tâbi olan sanıkların 2802 Sayılı Kanun’un 86. maddesi kapsamında Cumhuriyet savcısı olan diğer sanıklarla birlikte yargılanmalarında zorunluluk bulunmadığı yönündeki görüşünün de belirtilen kanun maddesiyle bağdaşmadığı,
Mahkemenin 2015/297 esas sayısında kayıtlı davada yargılanan sanıklarla, Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece yargılaması yapılan 2016/2 esas sayılı davada yargılanan hâkim ve Cumhuriyet savcısı olan sanıkların suçlanmasına esas teşkil eden fiillerin; kamuoyunda Selam Tevhid olarak adlandırılan soruşturmadaki işlem ve eylemler olduğu, sanıkların Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasının faaliyetleri çerçevesinde iddianameye konu suçları işlediklerinin iddia olunduğu, her iki davadaki mağdur/şikâyetçilerin aynı kişiler ve bu kişilere karşı işlendiği iddia olunan suçların konusunun da aynı fiiller olduğu, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının eylemleri olmaksızın kolluğun yargılanmalarına sebebiyet veren suçları işlemelerinin mümkün olmadığı, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının da yüklenen suçlara konu fiilleri silahlı kolluk birimleri olmaksızın gerçekleştirmelerinin olanaklı olmadığı, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne mensup olan kolluk görevlileri ile hakim ve Cumhuriyet savcısı sanıkların örgütsel işbirliği ve dayanışma çerçevesinde, fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri iddia olunduğundan, CMK’nun 8. maddesi kapsamında oldukça güçlü bir bağlantı bulunduğu, 2802 Sayılı Kanun’un 86. maddesi de dikkate alındığında, her iki davanın birleştirilmesinin ve Mahkemenin 2015/297 esas sırasında kayıtlı davanın sanıklarının, sıfat ve görevleri gereği Yargıtay Ceza Dairesinde yargılanan sanıklar ile birlikte yargılanmalarının gerektiği,
Davaların birleştirilerek yürütülmesinin; her iki davada mağdur/şikâyetçiler ile delillerin ortak olması sebebiyle emek, zaman kaybı ve gereksiz harcama yapılmasını önleyeceği, delillerin birlikte tartışılmasını, maddi gerçeğe sağlıklı ve hızlı bir şekilde ulaşılmasını sağlayacağı, her iki dava arasında fiili ve hukuki bağlantı olduğu ve birlikte yürütülmesinde hukuki yarar bulunduğu, bu sebeple davaların birleştirilmesi ve yargılamanın Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2016/2 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmesi gerektiği”
Belirtilerek, her iki konudaki birleştirme uyuşmazlıklarının giderilmesi ve birleştirme kararı verilip verilmeyeceğinin takdiri bakımından dosyanın ortak yüksek görevli mahkeme olan Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkların isabetli bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi için, öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin üzerinde durulması gerekmektedir.
İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER:
5271 SAYILI CEZA MUHAKEMESİ KANUNU’NUN İLGİLİ HÜKÜMLERİ:
Bağlantı kavramı
Madde 8 – ( 1 ) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır.
( 2 ) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır.
Davaların birleştirilerek açılması
Madde 9 – ( 1 ) Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir.
Görülmekte olan davaların birleştirilmesi ve ayrılması
Madde 10 – ( 1 ) Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ayrılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir.
( 2 ) Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır.
( 3 ) İşin esasına girdikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur.
Geniş bağlantı sebebiyle birleştirme
Madde 11 – ( 1 ) Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8. maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir.
Bağlantılı suçlarda yetki
Madde 16 – ( 1 ) Yukarıdaki maddelere göre her biri değişik mahkemelerin yetkisi içinde bulunan bağlantılı ceza davaları, yetkili mahkemelerden herhangi birisinde birleştirilerek görülebilir.
( 2 ) Bağlantılı ceza davalarının değişik mahkemelerde bakılmasına başlanmış olursa, Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak koşuluyla, mahkemeler arasında oluşacak uyuşma üzerine, bu davaların hepsi veya bir kısmı bu mahkemelerin birinde birleştirilebilir.
( 3 ) Uyuşulmazsa, Cumhuriyet savcısı veya sanığın istemi üzerine ortak yüksek görevli mahkeme birleştirmeye gerek olup olmadığına ve gerek varsa hangi mahkemede birleştirileceğine karar verir.
( 4 ) Birleştirilmiş olan davaların ayrılması da bu suretle olur.
Yetkide olumlu veya olumsuz uyuşmazlık
Madde 17 – ( 1 ) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.
2802 SAYILI HÂKİMLER VE SAVCILAR KANUNU’NUN İLGİLİ HÜKÜMLERİ:
Soruşturma:
Madde 82 – Hakim ve savcıların görevden doğan veya görev sırasında işlenen suçları, sıfat ve görevleri gereğine uymayan tutum ve davranışları nedeniyle, haklarında inceleme ve soruşturma yapılması Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır. Adalet Bakanı inceleme ve soruşturmayı, adalet müfettişleri veya hakkında soruşturma yapılacak olandan daha kıdemli hakim veya savcı eliyle yaptırılabilir.
Soruşturma ile görevlendirilen hakim ve savcılar, adalet müfettişlerinin 101. maddedeki yetkilerini haizdirler.
Suça katılma:
Madde 86 – Hakim ve savcıların suçlarına iştirak edenler aynı soruşturma ve kovuşturma mercilerine tabidirler.
Kovuşturma kararı ve ilk soruşturma:
Madde 89 – Hakim ve savcılar hakkında görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar sebebiyle kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde evrak, Adalet Bakanlığınca ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına; Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarında görevli hakim ve savcılar hakkındaki evrak ise Ankara Cumhuriyet Savcılığına gönderilir.
Cumhuriyet savcısı beş gün içinde iddianamesini düzenleyerek evrakı, son soruşturmanın açılmasına veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir.
İddianamenin bir örneği Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince, hakkında kovuşturma yapılana tebliğ olunur. Bu tebliğ üzerine ilgili, Kanunda yazılı süre içinde delil toplanmasını ister veya kabul edilebilir istekte bulunursa bu husus göz önünde tutulur ve gerekirse soruşturma başkan tarafından derinleştirilir.
Son soruşturma merciileri :
Madde 90 – Haklarında son soruşturma açılmasına karar verilenlerden; birinci sınıfa ayrılmış olanlarla ağır ceza mahkemeleri heyetine dahil bulunan hakim ve Cumhuriyet savcılarının, son soruşturmaları Yargıtayın görevli ceza dairesinde görülür.
Birinci fıkra dışındaki hakim ve savcıların son soruşturmaları, yargı çevresi içinde bulundukları ağır ceza mahkemesinde yapılır.
Son soruşturma merciinin saptanması:
Madde 91 – Bu Kanun gereğince haklarında kovuşturma yapılacak olanların, son soruşturma mercilerinin saptanmasında, son soruşturma zamanındaki son soruşturmadan önce görevden ayrılanların ise ayrılma zamanındaki sıfatları esas alınır.
Geçici yetkililer hakkında soruşturma ve kovuşturma mercilerinin saptanmasında yetkili bulundukları yerdeki sıfatları esas tutulur.
Kişisel suçlarda soruşturma ve kovuşturma:
Madde 93 – Hakim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma, ilgilinin yargı çevresinde bulunduğu ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcısına ve son soruşturma o yer ağır ceza mahkemesine aittir.
Adalet Bakanlığı merkez, bağlı ve ilgili kuruluşlarındaki hakim ve savcıların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcısı ve ağır ceza mahkemesine aittir.
Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâlleri
Madde 94 – Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde hazırlık soruşturması genel hükümlere göre yapılır. Hazırlık soruşturması yetkili Cumhuriyet savcıları tarafından bizzat yürütülür.
Bu halde durumun hemen Adalet Bakanlığına bildirilmesi zorunludur.
Bu bilgi ve belgeler ışığında uyuşmazlık konuları değerlendirildiğinde;
Gerek Anayasanın 154. gerekse Yargıtay Kanunu’nun 1. maddelerine göre, Yargıtayın kuruluş amacı ve genel görevinin, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, bu bakımdan Yargıtay Dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapmasının tali bir görev olduğu,
Ceza yargılamasında genel kaide, açılan her dava üzerine ayrı bir yargılama yapılması olup, uyuşmazlıklar arasında bağlantı olduğunda, bağlantının mahiyeti icabı bu kurala aykırı hareket edilebildiği, 5271 Sayılı CMK’nun 8 ve 11. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, bağlantılı davalar ayrı ayrı görülebileceği gibi istisnai durumlardan biri olan davaların birleştirilmesine karar verebilmek için; davalar arasında bağlantı olması, davaların birleştirilmesinde yarar görülmesi, birleştirmenin gerekli olması, birleştirmeye olanak bulunması ve birleştirme yasağının mevzubahis olmaması gerektiği, kural olarak birleştirmede yarar bulunup bulunmadığının her olayda tetkik ve takdir edilmesinin de o yargılamayı yürüten hâkime ait olduğu,
Keza, Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarihli, 52-354 Sayılı kararında da benimsendiği gibi; birleştirme zorunluluğu ya da yasağının olmadığı diğer durumlarda, mahkemelerce görülmekte olan davalar arasında bağlantı olduğu tespit edildiğinde bu davaların birleştirilebileceği, fakat birleştirmenin zorunlu olmayıp, tamamen mahkemenin takdirine bırakıldığı, davaların birleştirilmesi hususu, muhakemenin hızlı ve basit bir şekilde sürdürülmesi, muhakeme işlemlerinde gereksiz tekrarların önlenmesi ve bir an evvel maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasının sağlanmasına yönelik olarak benimsenmiş bir kurum olduğundan, Anayasamızın 141. maddesindeki “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması” ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede görülmesi ilkeleri gözetildiğinde, davaların uzatılması için bir sebep olmaması gerektiği,
2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 86. maddesinde, hâkim ve savcıların suçlarına iştirak edenlerin aynı soruşturma ve kovuşturma mercilerine tabi olduklarının düzenlendiği, anılan maddenin komisyon gerekçesinde; hâkim ve savcılarla birlikte suç işleyen veya bunların suçlarına katılanlar hakkında da aynı soruşturma mercilerinin görevli olduğunun belirtildiği,
Yargıtay, bir temyiz mahkemesi olduğundan, ilk derece yargılamasına dair görevi oldukça sınırlı ve istisnai bir durum olup, Kanunda belirtilen şahısların belirtilen suçlarına dair olarak yargılama yapabileceği, bu hususta 2802 Sayılı Kanun’un 90. maddesinde; birinci sınıfa ayrılmış olanlarla ağır ceza mahkemeleri heyetine dahil bulunan hakim ve Cumhuriyet savcılarının, görevden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar sebebiyle Yargıtayın ilgili ceza dairesinde yargılanabileceklerinin belirtildiği, bu kuralın bir istisnasının aynı Kanunun 86. maddesinde düzenlendiği, buna göre; yukarda sayılan kişilerin işledikleri suçlara “iştirak” eden ( hâkim veya savcı olmayan ya da birinci sınıfa ayrılmamış hâkim ve savcılar ) diğer kişilerin de Yargıtayın ilgili dairesinde yargılanacağı, 2802 Sayılı Kanun’un 86. maddesinde “hâkim ve savcıların suçuna iştirak” ifadesinin bulunduğu, bu ifadenin bir neticesi olarak, 86. madde uyarınca Yargıtayın ilgili ceza dairesinde yargılanması gereken kişilere ait yargılama dosyaları ile diğer kişilerle ilgili yargılama dosyalarının 2802 Sayılı Kanun’un 86. maddesi uyarınca birleştirilebilmesi için kanun koyucunun “bağlantı”yı yeterli görmediği, ayrıca “iştirak” ilişkisini aradığının kabulü gerektiği,
Davaların ayrı ayrı görülmesi halinde pek çok suçu kısa bir zaman zarfında aydınlığa kavuşturmak ve hükme bağlamak mümkün iken, suçların bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği ön kabulünden hareketle gereksiz yere davaların birleştirildiği, birbirleriyle ilgisi olmayan pek çok suçun aynı davanın konusunu oluşturduğu ve birbirlerini tanımayan pek çok sanığın da aynı dava kapsamında yargılanabilir hale getirildiği, bu uygulamanın mahkemelerin hüküm vermesini oldukça güçleştireceği gibi, vereceği kararları da toplumu oluşturan bireyleri tatmin etme bakımından kuşkulu kılacağı, ( İzzet Özgenç, Suç Örgütleri, Seçkin Yayınları, 5. Baskı, sayfa 47 )
Bu bakımdan örgüt kapsamında işlenen suçlar sebebiyle birden çok sanık hakkında yürütülmekte olan davaların birleştirilmesinde, bağlantı ve iştirak kavramlarının dar yorumlanması ve uygulanması gerektiği,
Öte yandan, AİHM’nin Hentrich v Fransa A 296-A ( 1994 ) ve Rezette v Lüksemburg ( 2004 ) vb. kararlarında, iki ya da daha fazla sanığın davasının birleştirilmesinin makul olabileceği, ancak bu durumun sanıklardan herhangi birinin davasındaki gecikmeyi meşru kılmayacağının gözden ırak tutulmaması gerektiğini; hem cezai hem cezai olmayan davalarda yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın özel koşullarına göre değerlendirilmesini ( König v Federal Almanya A 27, 1978 ), mutlak bir süre sınırının bulunmadığını, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde her zaman gözetilen etkenlerin davanın karmaşıklığı, başvurucunun tutumu ve yetkili idari ve yargısal makamların tutumları olduğunun vurgulandığı,
Hukuk yargılamasından farklı olarak taraflarca hazırlama ilkesinin egemen olmadığı ceza muhakemesinde, yargılama makamlarının davayı gerekli hızla bakıp yürütme yükümlülüğünün bulunduğu, verilen birleştirme kararlarının hak ve adaletin tesisi için gerekli olduğu düşünülse dahi, bu tür kararların sanık sayısı, olayın karmaşıklığı, sanıklar ve eylemleri arasındaki bağlantı ve iştirak ilişkisinin birleştirmeyi zorunlu kılıp kılmadığı, birleştirmede yasal zorunluluk olup olmadığı, yargılamayı uzatıp uzatmayacağı gibi hususlar nazara alınarak verilmesi gerektiği, eğer davaların birleştirilmesi sanıkların makul sürede yargılanma haklarını ihlal edecekse bu yönteme başvurulmaması gerektiğinin izahtan vareste olduğu,
Bağlantı ve iştirak kavramları hususunda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesince verilen kararlar irdelendiğinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 tarihli, 137-58 Sayılı ilamı ile; birinci sınıf hâkim olan ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay özel dairesinde yargılanan sanık hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme suçundan verilen beraat kararının, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve kurulan örgüte üye olma suçlarından genel mahkemede yargılanan diğer sanıklar hakkındaki dava ile birleştirilmesine gerek görülmeyerek onanmasına karar verildiği,
Anayasa Mahkemesi’nin rüşvet alma suçundan yargıladığı Yargıtay Dairesi eski başkanının davası ile rüşvet verme suçundan genel mahkemede yargılanan sanıkların davasını bu suçla sınırlı olarak birleştirilmesine karar verdiği, suç örgütü kurmak ve üyesi olmak, nitelikli dolandırıcılık, yargı görevi yapanları etkilemek, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak suçlarını ise birleştirmediği ( Anayasa Mahkemesi’nin 2011/1 Yüce Divan Esas, 2012/1 Sayılı Kararı ), dolayısıyla dar anlamda bağlantı ve iştirak hususunun Yüksek Mahkemelerce de benimsendiği,
Yine, Anayasa Mahkemesi’nin 2014/679 Sayılı Devran Ç. başvurusunda; davada yer alan kişi sayısı, davanın örgütlü suçlara dair olması, birçok olayın davaya konu edilmesi, başvurucuya yönelik çok sayıda suçlama bulunması, dosyada birleştirme kararı verilmesi olgularının, başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koyduğu dikkate alındığında ve davaya bir bütün olarak bakıldığında, yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikme olduğu sonucuna varıldığı ve başvurucunun Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi ile İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi arasında birleştirme uyuşmazlıklarına konu olan ve Ceza Genel Kuruluna taşınan somut olayda; 2802 Sayılı Kanuna tabi olan hâkim ve Cumhuriyet savcısı sanıklarla, sivil, asker ve emniyet mensubu diğer sanıklar arasındaki bağlantı ve iştirak ilişkisinin, anılan Kanunun 86. maddesi anlamında birleştirmeyi zorunlu kılacak boyutta olmadığı, gerek yargılanan sanık sayısı, gerek yargılamaya konu edilen eylemlerin karmaşıklığı gerekse kapsamları, davaların ayrı ayrı görülmesinin makul sürede yargılanma hakkına sağlayacağı yararı, birleştirilerek görülmesi halinde ise bu hakkın ihlaline neden olabilecek zararı dikkate alındığında ve açıklanan sebeplerle; Yargıtay 16. Ceza Dairesinin davaların ayrı ayrı görülmesine dair kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmelidir.
Bu itibarla, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.03.2016 gün ve 99-78 Sayılı ve yine aynı mahkemenin 02.09.2016 gün ve 297-248 Sayılı birleştirme kararlarının kaldırılmasına karar verilmelidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle,
1- ) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 14.04.2016 gün ve 1-14 Sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 23.03.2016 gün ve 99-78 Sayılı birleştirme kararının sanıklar … ve … yönünden KALDIRILMASINA,
2- ) Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 10.08.2016 gün ve 2016/2 esas sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 02.09.2016 gün ve 297-248 Sayılı birleştirme kararının KALDIRILMASINA,
3- ) Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları