1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 21. Hukuk Dairesi
  4. SİGORTASIZ İŞÇİ ÇALIŞTIRMA – KENDİ OĞLUNU SİGORTASIZ ÇALIŞTIRMA – SİGORTA PRİMLERİNİN ÖDENMEMESİ

SİGORTASIZ İŞÇİ ÇALIŞTIRMA – KENDİ OĞLUNU SİGORTASIZ ÇALIŞTIRMA – SİGORTA PRİMLERİNİN ÖDENMEMESİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davalı işverenin davacının babası olduğu anlaşılmış olup bir babanın kendi oğlunu sigortasız çalıştırması hayatın olağan akışına aykırıdır. Dönem bordrosu vermemesine aylık sigorta primleri bildirgesini vermiş çalışan işçileri sayı olarak belirterek primleri vermiştir. Bu durumda primi ödenen süre için dönem bordrosunun verilmemesi çalışan oğlunun davalı tarafından bildirilmemesi düşünülemez. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
 
T.C.
Yargıtay
21. Hukuk Dairesi
E: 2015/17554 K: 2016/9195 K.T.: 06.06.2016
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının sigorta prime esas ücretlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.04.1988-31.03.1989 tarihleri arasında davalı işverene ait iş yerinde geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile hükümde yazılı şekilde karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverence davacı adına 01.04.1988 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, davalı işyerinden davacının bildirilen hizmetinin bulunmadığı, davalı işyerinin 01.04.1988-31.5.1988 tarihleri arasında kanun kapsamında bulunduğu, ihtilaflı döneme ilişkin dönem bordrosu verilmediği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı işveren …’ın, davacının babası olduğu anlaşılmış olup bir babanın kendi oğlunu sigortasız çalıştırması hayatın olağan akışına aykırıdır.
Kaldı ki davalı dönem bordrosu vermemesine aylık sigorta primleri bildirgesini vermiş çalışan işçileri sayı olarak belirterek primleri vermiştir. Bu durumda primi ödenen süre için dönem bordrosunun verilmemesi çalışan oğlunun davalı tarafından bildirilmemesi düşünülemez.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 06.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları