1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 17. Hukuk Dairesi
  4. SİGORTA SÖZLEŞMESİ – TRAFİK SİGORTASI – ZORUNLU MALİ SORUMLULUK – TİCARİ DAVA

SİGORTA SÖZLEŞMESİ – TRAFİK SİGORTASI – ZORUNLU MALİ SORUMLULUK – TİCARİ DAVA

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Sigorta sözleşmesi, davacı ile davalı trafik sigortası şirketi arasında düzenlenmemiştir ve taraflar arasında 6502 sayılı kanun kapsamında bir ilişki söz konusu değildir. Bu nedenlerle; davanın, kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açıldığı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin davanın ticari dava niteliğinde olduğu ve görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu gözetilmeden yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

T.C.
Yargıtay
17. Hukuk Dairesi
E: 2014/17567 K: 2017/939 K.T.: 02.02.2017

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR: Davacı vekili, davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortalı aracın sebep olduğu kazada müvekkilinin desteğinin öldüğünü ve desteğinden yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre dava konusu eylemin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığı, uyuşmazlığa bakmakla görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğu belirtilerek mahkemenin görevsizliğine, karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesi ile müvekkilinin desteğinin kullandığı araca çarpan aracın zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketinden maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanmaktadır. Dava, davacı ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmayan zorunlu mali mesuliyet sigortası şirketine yöneltilmiştir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1483/I. maddesinde sigortacıların diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları belirtilmiş, aynı yasanın 4/1-a maddesinde de, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir. Yine 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesinin k bendinde tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi, l bendinde de tüketici işlemi; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlanmış, anılan kanunun 73. maddesinde de tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda, sigorta sözleşmesi, davacı ile davalı trafik sigortası şirketi arasında düzenlenmemiş olup, taraflar arasında 6502 sayılı Kanun kapsamında bir ilişki söz konusu değildir. Bu nedenlerle; davanın, kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açıldığı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin 6102 sayılı TTK’da düzenlendiği, davanın ticari dava niteliğinde olduğu ve görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu gözetilmeden yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 02.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları