1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 9. Hukuk Dairesi
  4. SGK PRİM BORDROLARI, EMEKLİLİK – SGK GELİR BAĞLAMA – İŞÇİ GİRİŞ ÇIKIŞ BİLDİRİMLERİ

SGK PRİM BORDROLARI, EMEKLİLİK – SGK GELİR BAĞLAMA – İŞÇİ GİRİŞ ÇIKIŞ BİLDİRİMLERİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Mahkemece kendiliğinden tespite konu işyeri veya işletmede çalışan işçi ve üye sayısının başvuru tarihi itibarıyla kesin olarak tespit edilmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerekir. Bunun içinde başvuru itibarıyla işyerinde çalışan işçi sayısının SGK prim bordroları, emekli olanların SGK gelir bağlama kararları, ücret bordroları ve işçi giriş çıkış bildirimleri ile işçi listesinin istenmeli, bu işçilerin üyelik durumlarının saptanması içinde, işyerinin kurulu bulunduğu işkolunda faaliyet gösteren sendikalardan ve ilgi çalışma bölge müdürlüklerinden üye kayıt fişleri ile üyelikten çekilme bildirimleri getirtilmelidir. Tüm deliller toplandıktan sonra gerektiğinde uzman bir bilirkişiden rapor alınarak ortaya çıkan sonuca göre karar verilmelidir.
T.C.
Yargıtay
9. Hukuk Dairesi
E: 2011/11740 K: 2011/9416 K.T.: 29.03.2011
DAVA: Davacı, iş kolu itirazının bekletici mesele yapılarak B.13.O.ÇGM.0.12.04.00-140 Sayılı 06/09/2010 tarihli Yetki Tespit belgesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y   K A R A R I
Dava, 2822 sayılı toplu iş sözleşmesi grev ve lokavt Kanunun 12, 13 ve 15. maddeleri uyarınca açılmış bulunan olumlu yetki tespitine itiraza ilişkindir
Davacı vekili; … İş Sendikasının işyerinde toplu iş sözleşmesi yapmak için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Müdürlüğü’ne başvurusu sonucu yapılan tespitte, şirkete ait ….parselde bulunan işyerinin (fabrika) ve ….. adresinde bulunan işyerinin (depo) metal iş koluna kayıtlı olması sebebiyle dikkate alındığını ancak …… adresinde bulunan işyerinin (Genel Müdürlük) dikkate alınmadığını, Genel Müdürlükte asıl iş haricinde iş yapılmamasına rağmen diğer işyerlerinden farklı olarak Büro İş kolunda tescil edildiğini, yapılan bu işkolu tespitine itiraz ettiklerini, bu itirazın yetki itirazını doğrudan ilgilendirdiğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini, firmanın faaliyet konusu iş ve organizasyon bütünlüğü dikkate alındığında fabrika, depo ve genel müdürlük olarak ayrı adreslerde faaliyet gösteren işyerlerinde bir işletme bütünlüğü ve ekonomik bağımlılığının söz konusu olduğunu, bu işyerlerinin ayrık ve bağımsız işyerleri olarak değerlendirilmesi ve düşünülmesinin 4857 sayılı kanunun 2. maddesi anlamında mümkün olmadığı, fabrikada yapılan üretimi bir yana bırakıldığında, Genel Müdürlüğün ticari ve ekonomik bir işlevi kalmayacağını, fabrika olmaksızın Genel Müdürlüğün bir imalatı ve hizmet üretmesinin de söz konusu olmadığını, 30.07.2010 başvuru tarihi itibariyle firmaya ait işletmede toplamda 199 çalışan olmasına rağmen Bakanlık tarafından bu sayının 154 olarak kabul edildiğini, …. İş Sendikasının sayısal çoğunluğu sağlayamadığını belirterek iş kolu itirazının bekletici mesele yapılmasını, Yetki Tespit Belgesinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … İşçileri Sendikası vekili, davaya bakmaya … İş Mahkemelerinin olduğunu, davacı tarafın İşkolu itirazında bulunmuş olmasının davanın yetkili mahkemeye gönderilmesi yönünden karar verilmesini geciktirmemesi gerektiğini ,merkezde yapılan işlerin ,fabrika işyerinde yapılan işlere yardımcı işler niteliğinde olduğundan, işyeri düzeyinde yetki itirazının asıl işin yapıldığı fabrika (…) işyerinin bağlı bulunduğu …. Bölge Çalışma müdürlüğü ‘nün bulunduğu yerdeki Kocaeli İş Mahkemesinin yetkili mahkeme olmasını ortadan kaldırmayacağını, işyeri mevcudunun muvazaalı olarak artırıldığını ve Sendika üye sayısının çoğunluk için yeterli olduğunu , gerçek sendika üye sayısının 96 olduğunu, esas yönünden de davanın reddine karar verilmesini gerektiğini belirtmiştir.
Davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vekili, işyerinin bağlı bulunduğu Bölge Müdürlüğü’nün Kocaeli olması nedeniyle davanın …. İş Mahkemesi’nde açılması gerektiğini, yapılan incelemede işyerlerinde 154 işçinin çalıştığı, bunlardan 89 işçinin sendikaya üye olduğunun tespit edildiği ve buna ilişkin 06.09.2010 tarihli yetki yazısının taraflara gönderildiği, … adresinde faaliyet gösteren bir işyerinin daha bulunduğuna dair kayıtlarında bir bilgi, belge olmadığını , işveren tarafından 21.09.2010 tarihli yazı ile işkolu tespit başvurusunda bulunulduğunu, incelemenin henüz tamamlanmadığını, belirterek davanın reddine karar verilmesi istemiştir.
Mahkemece, 2822 sayılı yasanın 15. maddesine göre itiraza bakma yetkisinin işyerinin bağlı olduğu bölge müdürlüğünün bulunduğu yerdeki İş Mahkemelerine ait olduğu, …’de bulunan işyerinin …. Bölge Müdürlüğü’ne bağlı olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile, dava dilekçesinin yetkisizlik nedeni ile reddine, dosyanın yetkili ve görevli … Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından, firmaya ait olan ve farklı adreslerde kurulu bulunan işyerlerinin tamamının bir işletmesel bütünlük içinde olduğu, bu nedenle 2822 sayılı kanunun 3/2 maddesi gereğince bir işletme toplu sözleşmesinin yapılması gerektiği, işletme merkezi Düzce olduğundan yetkili/ mahkemenin de 2822 sayılı kanunun 15/1 maddesi gereğince …. İş Mahkemesi olduğu, 2822 sayılı kanunun 3. ve 15. maddeleri dikkate alındığında Mahkemenin yetki konusunda karar vermeden önce iş kolu tespitinin sonucunu beklemesi gerektiği belirtilerek temyiz edilmiştir.
Bakanlık tarafından yapılan Yetki Tespiti ile , …. A.Ş. ( …. ve …) işyerlerinde 30.7.2010 başvuru tarihi itibari ile çalışan işçi sayısının 154 , sendika üye sayısının 89 olduğu, … İş Sendikasının çoğunluğu sağladığı tespit edilmiştir.
İşveren tarafından 21.09.2010 tarihinden bakanlığa işkolu tespit başvurusu yapılarak, firmanın merkezi … fabrika işyerinin metal işkolunda olduğu, … adresinde bulunan işyerinde firmanın idari işlerinin yürütüldüğü, merkezde yürütülen iş ve işlemler haricinde bir hizmet veya ürün imalatı söz konusu olmadığı, buna rağmen bu işyerinin “Ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar” İşkolunda tescil edildiği, asıl işe yardımcı işlerinde asıl işe ait işkoluna tabi olur hükmü uyarınca bu işyerinin de “metal işkolunda” olduğunun tespiti istenmiştir.
Taraflar arasında … adresinde bulunan( genel müdürlük ) işyerinin hangi işkoluna girdiği, bu anlamda davacı şirketin, bir işyeri mi, yoksa aynı işkolunda kurulu birden çok işyerinden oluşan bir işletme mi olduğu, davalı sendikanın toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olup olmadığı ve davaya bakmaya yetkili mahkeme konularında uyuşmazlık vardır.
Dava dilekçesinden anlaşılacağı şekilde, davacının istekleri arasında yetki tespitin iptali ile birlikte, ….. adresinde bulunan (genel müdürlük) işyerinin İşkolları Tüzüğünün hangi sıra numarasına girdiğinin de belirlenmesi yer almaktadır. Bu halde uyuşmazlıkta 2821 s. Sendikalar Yasasının 4’üncü maddesi de söz konusu olmaktadır. Bu maddeye göre bir işyerinin girdiği işkolunun tespiti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Resmi Gazetede yayınlanan tespit kararına karşı ilgililer 15 gün içerisinde iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemede dava açabilirler. Bu halde öncelikle davacı tarafından işkolunun tespiti için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yapılan başvuru ve bu tespit sonucu ön mesele yapılarak ve işkolu tespit başvurusunun sonucuna göre işin esasını çözüme kavuşturmak gerekir.
İşkolu tespitinde dairemiz kararlarında belirtildiği üzere aşağıdaki ilkeler dikkate alınmalıdır.
“Türk toplu iş hukukundaki normatif düzenlemelerde iş kolu kavramı önemli bir yer tutmaktadır. 2821 sayılı Sendikalar Kanununa göre, öncelikle işci ve işveren sendikaları işkolu esasına göre kurulmaktadır (m.3). İşkolunun belirlenmesi konusunda özel bir norm düzenlenmiştir (m.4). Anılan maddeye göre işkolu tespiti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılacaktır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılan tespit ile ilgili kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasına müteakip bu tespite karşı ilgililer iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkemede onbeş gün içinde dava açabileceği belirtilmiştir. Belirtilen süre hak düşürücüdür.
İşçi ve işveren sendikalarının kurulabilecekleri işkolları Sendikalar Kanununun 60.maddede gösterilmiştir. Anılan maddede, bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de, asıl işin dahil olduğu işkolundan sayılacağı ifade edilmiştir. Yine aynı maddede; bir işkoluna giren işlerin neler olacağı, işçi ve işveren konfedarosyanlarının görüşü de alınarak ve uluslararası normlarda göz önünde bulundurularak bir tüzükle düzenleneceği belirtilmiştir.
Söz konusu tüzükte işkollarına giren işler, tüzüğe ekli listede belirtilmiştir. Bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işlerde, asıl işin dahil olduğu işkolundan sayılacağı vurgulanmıştır. (Tüz m.3)
2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu. (Toplu GLK)’nun üçüncü maddesinde “bir toplu iş sözleşmesi aynı işkolunda bir veya birden çok işyerini kapsayabilir” tümcesi ile esas olarak işyeri toplu iş sözleşmesini esas almıştır.
Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre, bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurumu ve kuruluşlarına ait aynı iş kolunda birden çok işyerine sahip bir işletmede ancak bir toplu iş sözleşmesi yapılabilir. Bu kanun anlamında yapılan sözleşme tipine işletme toplu iş sözleşmesi denir. Ancak, fıkrada ayrık bir düzenlemeye de yer verilerek, kamu kurum ve kuruluşları için tek bir işletme toplu iş sözleşme yapılabilmesine olanak tanınmıştır.
İşkolu kavramı sendikaların faaliyet alanlarını belirleyen temel bir öğedir. Birbirine benzer işler bir hukuki kalıp altında toplu iş hukukuna sunulmaktadır.
İş kolu tespitinde birim olarak işyerinin alınacağı normatif düzenlemelerin tartışmasız bir sonucudur. 4857 sayılı yasanın 2. maddesinin gerekçesinde iş yeri tanımı teknik bir amaca, diğer bir deyişle mal ve hizmet üretimine yönelik ve değişik unsurlardan meydana gelen bir birim olduğu belirtilmiştir. İşyerinin sınırlarının saptanmasında “işyerine bağlı yerler” ile “eklentiler” ve “araçların” bir birim kapsamında oldukları belirtildikten sonra özellikle bir işyerinin mal ve hizmet üretimi için ayrı bir alanı da kullanması halinde bunların tek işyerimi yoksa bir birinden bağımsız işyerleri mi sayılacağı konusunda “amacta birlik”, aynı teknik amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünden bağlılık ile “yönetimde birlik”, aynı yönetim altında örgütlenmiş olma koşullarının aranacağı düzenlenmiştir. Öte yandan teknolojik ve ekonomik gelişmeler bir işyeri çerçevesinde mal ve hizmet üretimi, pazarlama ve müşterilere sunulması yönünden çok yönlü bir yapısal değişikliği gerektirmesi nedeniyle bir işyerinin amacının gerçekleşmesinde işlerin görülmesi işyerinin kurulu bulunduğu “yerin” dışına taşmış, özellikle “işveren kurulan iş organizasyonu” içerisinde işyeri niteliğinde olmayan irtibat bürolarına veya yurt genelinde veya ilin içinde işlerin yürütüldüğü örgütlenmeye kadar genişletmek gereksinimi duyulmuştur. Bu bağlamda 2.maddede “iş yeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür” hükmü getirilmiştir (Bu konuda ayrıntılı bilgi için Bkz.Esener, Turhan: İş Hukuku Bası 3 Ankara 1978 sh 83-84; Ekonomi, Münir: İş Hukuku, Ferdi İş Hukuku C 1, İstanbul 1987 sh 59; Çelik, Nuri: İş Hukuku Dersleri Bası 21, İstanbul 2008 sh 56-57; Narmanlıoğlu, Ünal: İş Hukuku II Ferdi İş İlişkileri Bası 3 İzmir 1998 sh 121; Süzek Sarper; İş Hukuku Bası 4 Ankara 2008 sh 173-178; Mollamahmutoğlu Hamdi İş Hukuku Bası 3 Ankara 2008 sh 191-201; tüm genişliği ve ayrıntılarıyla Yenisey/Doğan, Kübra: İş Hukukunda İşyeri ve İşletme, Yayınlanmış Doçentlik Tezi, İstanbul 2007 sh 23-37).
İşyerinin özelliğini veren temel öğe teknik amaçtır. Mal ve hizmetin kazanç amacıyla yahut başka bir amaçla üretilmesi arasında bir fark bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla hizmet üretimi veya mal üretimi tek başına teknik bir amaç olabilir. Sonuç olarak işyeri teknik bir amacı gerçekleştiren temelde örgütsel bir birlikteliktir. İşyeri sürelikli bir organizasyon içerisinde örgütlenmeyi gerektirir. Organizasyon özünde maddi ve maddi olmayan öğelerin yanında emeğin varlığını da içinde barındırır.
Aynı işverene ait iki üretim birimi aynı teknik amacı elde etmek için örğütlenmişse yahut bu yerlerde aynı teknik amacın farklı üretim amaçları gerçekleşiyorsa amaçta birlik sağlanmıştır.
Farklı üretim birimlerinin tek bir işyeri sayılması için aynı arazi sınırları içinde bulunmaları gerekmemektedir. Fakat birimler arasındaki uzaklık işlerin tek elden yürütümünü engelleyecek boyutta olmamalı çünkü farklı birimler arasında amaçta birlik bulunsa dahi yönetimde birliğin sağlanmasının zorluğu tartışmasızdır.
Toplu İş Hukuku anlamında işyerinin işçilerin dayanışmadan kaynaklanan ortak menfatleri oluşmasına olanak sağlayan ve faliyetlerini sürdürebileceği bir sürekliliğe sahip ve işverenede asıl işin girdiği iş kolunda sendikal muhatap yaratacak bir birim olması gerekmektedir. Alman ve Fransız Hukukunda işyerinin neresi olduğu ve sınırlarının belirlenmesi sosyal tarafların özerkliğine terk edilmiştir. Oysa hukukumuzda işyeri mutlak ve tartışmasız olarak kabul edilmektedir. İşyeri kavramı fonksiyonel bir kavramdır (Doğan, Yenisey: sh 443,447). İşletme ise genel olarak iktisadi bir amacın gerçekleşmesi için aynı işverene ait birden fazla işyerinin örgütlenmesi ile oluşmuş bir ünite olarak tanımlanmaktadır. İşyerini işletmeden ayıran temel ölçütlerden biri izlenen amaçtır. İşletme mutlaka ekonomik bir amaç gütmesi gerekmez. İşyeri işletmenin genel olarak bağımsız bir bölümü olarak düşünülmesi gerekir. Ticaret Hukukundaki işletmeden farklı bir amaç gütmektedir. Çünkü ticari işletmelerde işçi çalıştırma zorunluluğu bulunmamaktadır.
İşyeri ve işletme ayırtımında organizasyon kavramıyla bir ayrıştırmaya gitmek de mümkün değildir. Çünkü işletmenin de işyerinin de bir organizasyon içerisinde örgütlenmesi mümkündür. Ancak işletmenin işyerine göre büyüklüğü aynı şekilde organizasyondaki büyüklüğünü gerektireceği kaçınılmazdır. Öte yandan işverenin ötesinde işletmenin profosyonel bir yönetim kadrosu oluşturacağı da gerçektir.
Temel sorun 4857 Sayılı Yasadaki işyeri kavramının genişliğinin Toplu İş Hukukuna yansımamasıdır. İşletme ve işyeri ayrımının bu bağlamda sorun çıkarması kaçınılmazdır.
Özetleyecek olursak işyerindeki faaliyet hangi teknik amacı taşıyorsa asıl iş odur. İşyeri organizasyonu içerisinde asıl işin gerçekleşmesini sağlayan diğer işler ise yardımcı işlerdir. Mal ve hizmetler için yatırım araçları ve işçi sayısı bu konuda ölçüt olabilir. Ancak bir işyerinde başka bir işverene ait ayrı bir işkolunda faaliyet var ise ayrı iş kolundan söz edilebilir. İşletme iş kolu tespiti için asıl iş ve yardımcı iş kavramına yer verilemez.
Tüzükteki 26 sıra numaralı “Milli Savunma” işkollu ve 28 sıra numaralı “Genel İşler ” işkollu’ na ilişkin düzenlemeler sebebi ile Belediyeler ve Milli Savunma Bakanlığınca işletilen işyerleri, yukarıda belirlenen kriterlere tabi değildir.”
Bundan başka, 2822 sayılı TİSGLK’nın 3. maddesinin 2. fıkrasına göre bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerine sahip bir işletmede ancak bir toplu iş sözleşmesi yapılabileceği, bu kanun anlamında bu sözleşmeye işletme toplu iş sözleşmesi denileceği belirtildikten sonra, kamu kurum ve kuruluşlarına ait müessese ve işyerleri ayrı tüzel kişiliğe sahip olsalar dahi bu kurum ve kuruluşları için tek bir işletme toplu iş sözleşmesi yapılacağı hükme bağlanmıştır.
2822 s.y. 3. maddesinde işletme toplu iş sözleşmesinin hangi hallere yapılabileceğinden hareketle işletmenin tanımı yapıldığında aynı gerçek veya tüzel kişiliğe ait aynı işkolunda kurulu birde çok işyerinin bulunması halinde söz konusu işyerlerinin bir işletme oluşturduğu kabul edilmektedir. Buna göre aynı işkolunda kurulu birden çok işyerinin bulunması olgusu işletmenin bir unsuru olarak kabul edildiğinde bu işyerlerinin aynı işkolunda kurulu ancak birbirinden bağımsız işyerleri olması gerekir.
Yukarıda açıklandığı şekilde 2821 s. Sendikalar Yasasının 4’üncü maddesi prosedürüne uygun olarak yapılacak işkolu tespiti bekletici mesele yapılacaktır. İşkolu tespiti prosedürü tamamlandıktan sonra sonucuna göre ; somut olayda çözümlenmesi gereken konu, 2822 s. yasanın 3/2 fıkrasında belirtilen “Bir gerçek ve tüzelkişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerine sahip bir işletmede ancak bir toplu iş sözleşmesi yapılabilir.” tanımına uygun aynı işkolunda kurulu birden çok işyerinden oluşan bir işletme olup olmadığı tespit edilmelidir.
2822 sayılı yasanın 15. maddesinde gösterilen yetki belirlemesi, kamu düzeni ile ilgili olup kesin yetki saptamasıdır.
Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu 15. maddesi “Kendilerine 13 ve 14’üncü maddeler uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren, taraflardan birinin veya her ikisinin gerekli yetkiyi haiz olmadıkları veya kendisinin çoğunluğu bulunduğu yolundaki itirazını sebeplerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ tarihinden itibaren altı iş günü içinde işyerinin bağlı olduğu bölge müdürlüğünün bulunduğu yerdeki iş davalarına bakmakla görevli mahkemeye yapabilir. Toplu iş sözleşmesi birden fazla bölge müdürlüğünün yetki alanına giren işyerlerini kapsadığı hallerde itiraz Ankara’daki iş mahkemesine yapılır. İşletme toplu iş sözleşmesi için itiraz, işletme merkezinin bulunduğu yerdeki iş mahkemesine yapılır ….” düzenlemesini içermektedir.
Kural olarak toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi tespiti istenen işyeri veya işyerlerinin bağlı bulunduğu Bölge Çalışma Müdürlüğüne göre, Bakanlık kararına itiraz edilecek mahkeme belirlenir. Ancak bir işverene ait aynı işkolunda birden çok işyerinin oluşturduğu işletme kapsamında yer alan işyerlerinde çoğunlukla ilgili itirazın yapılacağı yere ilişkin 2822 sayılı yasadaki boşluk, işletme merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili sayılarak doldurulmuştur (3451 sayılı Yasa ile değişik TİSGLK m. 15/1).
Öte yandan, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev Ve Lokavt Kanunun 12/1 fıkrası uyarınca tespite konu işyeri veya işletmede başvuru tarihi itibarıyla çalışan işçilerin yarısından fazlasının işçi sendikasının kendi üyesi olması toplu iş sözleşmesi yapmak için yeterlidir.
Toplu iş sözleşmesinin yapılacağı işyeri veya işyerlerinin her birinde çalışan işçilerin= yarıdan fazlasının= başvuruda bulunan sendikanın üyesi olması koşulunda , işçilerin yarıdan bir fazlasının (= %50+ 1 =) değil , yarıdan fazlasının sendika üyesi olması yeterlidir. Örnek : başvuru tarihinde çalışan işçi sayısı 11 olan işyerinde yarıdan fazlası 6 işçidir. (Yargıtay 9. HD 15.06.2000 gün ve 2000/8746 E, 2000/8620 K.). İşletme sözleşmeleri için işyerleri bir bütün olarak nazara alınır ve yarıdan fazla çoğunluk buna göre hesaplanır. (2822 sk.m 12 /1)
2822 sayılı Yasanın 15. maddesi gereği açılan yetki tespitine itiraz davaları kamu düzeni ile ilgili olduğundan mahkemece delillerin yargılamanın tüm safhalarında kendiliğinden toplanması ve değerlendirilmesi gerekir.
O halde, Mahkemece kendiliğinden tespite konu işyeri veya işletmede çalışan işçi ve üye sayısının başvuru tarihi itibarıyla kesin olarak tespit edilmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerekir. Bunun içinde başvuru itibarıyla işyerinde çalışan işçi sayısının SGK prim bordroları, emekli olanların SGK gelir bağlama kararları, ücret bordroları ve işçi giriş çıkış bildirimleri ile işçi listesinin istenmeli, bu işçilerin üyelik durumlarının saptanması içinde, işyerinin kurulu bulunduğu işkolunda faaliyet gösteren sendikalardan ve ilgi çalışma bölge müdürlüklerinden üye kayıt fişleri ile üyelikten çekilme bildirimleri getirtilmelidir. Tüm deliller toplandıktan sonra gerektiğinde uzman bir bilirkişiden rapor alınarak ortaya çıkan sonuca göre karar verilmelidir
Bu süreçte işverenin muvazaalı işlemleri ile ilgili iddianın bulunması halinde veya taraflarca ileri sürülmese dahi mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Diğer taraftan 2821 sayılı Sendikalar Kanunu işkolu esasına göre işçi ve işveren sendikalarının kurulma ve faaliyet bulunma zorunluluğu getirdiğinden, İşçinin çalıştığı işyerinin girdiği işkolunda kurulu sendikadan farklı bir işkolunda kurulu sendikaya üye olması halinde bu üyelik geçersizdir.
Somut olayda bu açıklamalar uyarınca sonuca gidilmesi gerekir iken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları