1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 15. Ceza Dairesi
  4. SENETTE 3. KİŞİYİ LEHTAR GÖSTERİP CİRO ETTİREREK KENDİNİ ALACAKLI HALE GETİRME – BORÇLUNUN ADRESİNİN YANLIŞ GÖSTERİLİP TAKİBİN KESİNLEŞTİRİLMESİ – DOLANDIRICILIK VE RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇLARI

SENETTE 3. KİŞİYİ LEHTAR GÖSTERİP CİRO ETTİREREK KENDİNİ ALACAKLI HALE GETİRME – BORÇLUNUN ADRESİNİN YANLIŞ GÖSTERİLİP TAKİBİN KESİNLEŞTİRİLMESİ – DOLANDIRICILIK VE RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇLARI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Adli Tıp Kurumu raporu ile akli melekelerinin kendi başına hayat sürmesi için yeterli olmadığı, zeka geriliği bulunduğu belirlenmiş olan tanığın elinde üvey babası katılanın beyaz bonosunun bulunduğu, tanığın bu durumunu bilen ve bu halinden istifade etmek isteyen sanığın senette lehtar olarak tanığı gösterip ciro ettirerek kendisini alacaklı hale getirdiği, icra takibinde katılanın adresi olarak tanığın üvey babası adına tebligatı alabileceği bir adresi gösterip tebligatı tanığa yaptırarak icra takibini kesinleştirdiği ve katılanın taşınmazlarını icra vasıtasıyla sattırıp tapuda üzerine tescil ettirdikten sonra ertesi gün yine tapuda satarak elinden çıkardığı olayda, mahkemenin sanık yönünden “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
T.C.
Yargıtay
15. Ceza Dairesi
E: 2012/12774 K: 2013/18558 K.T.: 27.11.2013
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

1)Sanık S… hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet kararı ile sanıklar Ş…, G…, H… hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;

Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.

TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.

Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir.Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi,basılı evraklarının,kıyafetlerinin,taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.

Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;

Adli Tıp Kurumu raporu ile akli melekelerinin kendi başına hayat sürmesi için yeterli olmadığı, zeka geriliği bulunduğu belirlenmiş olan tanık N…’in elinde üvey babası katılan M…’ın beyaz bonosunun bulunduğu, tanığın bu durumunu bilen ve bu halinden istifade etmek isteyen sanık S…’ın senette lehtar olarak tanığı gösterip ciro ettirerek kendisini alacaklı hale getirdiği, icra takibinde katılanın adresi olarak tanığın üvey babası adına tebligatı alabileceği bir adresi gösterip tebligatı tanığa yaptırarak icra takibini kesinleştirdiği ve katılanın taşınmazlarını icra vasıtasıyla sattırıp tapuda üzerine tescil ettirdikten sonra ertesi gün yine tapuda satarak elinden çıkardığı olayda, mahkemenin sanık S… yönünden “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik”suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde; sanıklar Ş…, G… ve H…’ın diğer sanık S…’nin dolandırıcılık teşkil eden eylemlerine iştirak ettiklerine ve cezalandırılmalarına yeterli kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatlarına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ile sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,

2) Resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, sanık S… hakkında verilen mahkumiyet, sanıklar Ş…, G… ve H…hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz isteklerinin incelenmesinde;

a) İcra takibinin katılanın bilgisi olmaksızın kesinleşmesini sağlamak üzere, icra dosyasında katılanın adresinin gerçekte oturduğu adresten farklı bir adres olarak gösterilip bu adrese tebligat yapılması eyleminin sanık S…’ın dolandırıcılık teşkil eden eylemleri kapsamında gerçekleştirilmiş olması ve sanığın eylemlerinin kül halinde nitelikli dolandırıcılık suçunu teşkil ettiği gözetilmeden, sanığın ayrıca 5237 sayılı TCK’nın 206/1 maddesinde düzenlenen resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan da cezalandırılması,

b)5271 sayılı CMK’nın 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup yargılama konusu iddianame ile sanıklar Ş…, G… ve H… hakkında bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediklerinden bahisle 5237 sayılı TCK’nın 156/1 maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebi ile dava açıldığı ve bu suçun resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçuna dönüşmeyeceği gözetilmeden, mahkemece iddianame dışına çıkılarak kamu davası açılmayan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık S… ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları