1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 8. Hukuk Dairesi
  4. SAĞ KALAN EŞİN MURİSE AİT TAŞINMAZ ÜZERİNDE HAK İDDİASI VE TAŞINMAZI ÖZGÜLEME TALEBİ 

SAĞ KALAN EŞİN MURİSE AİT TAŞINMAZ ÜZERİNDE HAK İDDİASI VE TAŞINMAZI ÖZGÜLEME TALEBİ 

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet:Tarafların evli iken murisin ölümü ile TMK’nın 599. maddesine göre mirası bir bütün halde alacak ve borçları ile birlikte kanun gereğince kazandıklarından mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davada uygulanması gereken zaman aşımı süresi yukarıda açıklandığı üzere 10 yıldır. Hal böyle iken, tarafların murisleri arasındaki mal rejiminin sona erdiği 11.09.2009 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 29.03.2012 tarihi arasında 10 yıllık süre geçmediğinden tarafların bildirdikleri deliller toplanıp sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.
T.C.
Yargıtay
8. Hukuk Dairesi
E: 2013/20764 K: 2015/4805 K.T.: 23.02.2015
                                                   Y A R G I T A Y   İ L A M I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ         :
İstanbul Anadolu 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ                   : 27/11/2012
NUMARASI            : 2012/476 – 2012/1734
DAVACI                 : Ayşe A.
DAVALI                 : Zehra A. vs.
DAVA TÜRÜ          : Katkı payı alacağı ve aile konutunun özgülenmesi
Ayşe A. ile Zehra A. ve müşterekleri aralarındaki katkı payı alacağı ve aile konutunun özgülenmesi davasının reddine dair İstanbul Anadolu 1. Aile Mahkemesi’nden verilen 27.11.2012 gün ve 476/1734 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü
K A R A R
Davacı vekili, muris Sait A.’ın 11.09.2009 tarihinde ölümüyle geriye sağ eş davacı ve  murisin kardeşleri davalıların  kaldığını, murise ait taşınmazdan oluşan  mal varlığının  evlilik  birliği içinde davacının  kişisel malı da kullanılarak edinildiğini  ve mal rejiminin tasfiyesinden  kaynaklanan  toplam  30.000  TL’nin davalılardan  tahsiline ve  dava konusu  taşınmazın makul bedel karşılığı TMK’nun 255. maddesi gereğince sağ kalan eş davacı adına tesciline  karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan Süleyman A. davanın kabulüne, davalılar Mehmet A., Hasan A., Havva A. Acar, Emine A. K., Hanife A.Ö., Emine K. ve Zehra A. vekili ise davanın reddine  karar verilmesini savunmuştur. Diğer davalılar Mustafa A., Erkan A., Metin A. ve Süleyman A. usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece,  taraflar arasında mal rejimi sözleşmesi bulunmadığı, bu bakımdan yasal mal rejiminin uygulanması gerektiği zamanaşımının da 1 yıl olduğu bu bakımdan süresinde açılmayan dava zamanaşımından davanın reddine karar verilmesi üzerine; Hüküm,  süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalılar murisi 10.10.1977 tarihinde evlenmiş ve evlilik birliği murisinin 11.09.2009 tarihinde ölümü ile son bulmuştur. TMK’nun 225. maddesinin 1. fıkrasına göre evliliğin ölüm ile sona erdirilmesi durumunda, eşler arasındaki mal rejimi ölüm tarihi itibariyle son bulur. Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden eşler arasında evlenme tarihinden 4721  sayılı  TMK’nun  yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi gereğince mal ayrılığı, bu tarihten murisinin  öldüğü  11.09.2009  tarihine  kadar ise, 4721 sayılı TMK’nun 202. maddesi uyarınca yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir.
Dosya kapsamı, dava dilekçesindeki açıklamalar ve tapu kaydından dava konusu taşınmazın 20.08.1987 tarihinde edinildiği anlaşılmakla dava, katkı payı alacağı ve aile konutunun özgülenmesi isteğine  ilişkindir.
TMK’nun 240/1. maddesi hükmüne göre; sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetersiz ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre de konut üzerinde mülkiyet hakkının tanınacağı düzenlenmiştir. Katılma alacağı 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı TMK’nın 231 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup mal rejiminin tasfiyesi sonucu sahip olunan bir alacak hakkıdır. Başka bir anlatımla, katılma alacağı 4721 sayılı TMK’nun yürürlükte olduğu dönemde edinilen mal varlıkları hakkında doğar. 743 sayılı TKM’nin yürürlükte olduğu dönemde eşlerin herbirinin sahip olduğu malvarlıkları üzerinde katılma alacağı söz konusu olmaz. Dava konusu ev, eşler arasında 743 sayılı TKM’nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığının geçerli olduğu 20.08.1987 tarihinde edinilmiş olup, davacı eş lehine katılma alacağı oluşmadığından davacının konut üzerinde mülkiyet hakkı talebinde bulunması mümkün değildir. Davacının tescil talebinin bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekir iken yazılı gerekçeyle reddi doğru değil ise de ret kararı sonuç itibarıyla doğru görüldüğünden bu husus ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır.
Davacının mal rejiminin tasfiyesi ile alacak isteğine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece davanın bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, Dairenin ve   Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun istikrarlı içtihatlarında  evliliğin ölüm  nedeniyle  sona ermesi halinde  Borçlar  Kanunu’nun  genel hükümleri  uyarınca  uygulanacak zamanaşımı  süresi  TMK’nun 5. maddesi yoluyla 6098 sayılı TBK’nun 146. maddesinde yer alan 10 yıl  (mülga BK.m.125.)  olarak kabul edilmiştir.  Buna  karşılık  evliliğin boşanma  nedeniyle  sona ermesi halinde   Daire  tarafından 1  yıl olarak kabul edilen zamanaşımı süresi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.04.2013 tarih ve 2013/8-375 Esas, 2013/520 Karar sayılı kararıyla edinilmiş mallara katılma rejimi (katılma alacağı) bakımından  TMK’nun 5. maddesi yoluyla 6098 sayılı TBK’nun 146. maddesinde yer alan 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmekle Daire tarafından da  benimsenmiştir.
Somut olayda tarafların evli iken muris Sait A.’ın ölümü ile TMK’nun 599. maddesine göre mirası bir bütün halde alacak ve borçları ile birlikte kanun gereğince kazandıklarından mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davada uygulanması gereken zamanaşımı süresi yukarıda açıklandığı  üzere  10  yıldır. Hal böyle iken tarafların murisleri arasındaki mal rejiminin sona erdiği 11.09.2009 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 29.03.2012 tarihi arasında 10 yıllık süre geçmediğinden tarafların bildirdikleri deliller toplanıp sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasına yönelik hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 23.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları