1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 1. Hukuk Dairesi
  4. PAYDAŞ MİRASÇILAR ARASINDA ECRİMİSİL TALEBİ – ECRİMİSİL – PAYDAŞ MİRASÇILIK – MUVAFAKATA GEREK OLAN HALLER – TEREKE – TAŞINMAZLARIN MİRASI

PAYDAŞ MİRASÇILAR ARASINDA ECRİMİSİL TALEBİ – ECRİMİSİL – PAYDAŞ MİRASÇILIK – MUVAFAKATA GEREK OLAN HALLER – TEREKE – TAŞINMAZLARIN MİRASI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Taşınmazların hangi tarih aralığında davalılarca kullanıldığının şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, doğal ürün getiren taşınmazlarda intifadan men koşulunun aranmayacağı, diğer taşınmazlar yönünden ise ortaklığın giderilmesi davası ile intifadan men koşulunun sağlandığının dikkate alınması, çekişmeye konu taşınmazlardan hangisi için ve hangi tarihler arası ecrimisile hükmedildiğinin hüküm yerinde gösterilmesi, taleplerin tamamının karşılanması, bu konuda tarafların delillerinin eksiksiz toplanması, toplanacak delillerin, toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi, atiye bırakılan taşınmaz yönünden HMK.nun 123.maddesi gereği işlem yapılması gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
 
T.C.
Yargıtay
1. Hukuk Dairesi
E: 2015/3030 K: 2016/5021 K.T.: 25.04.2016
DAVA : Taraflar arasında görülen ecrimisil davası sonunda; yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davacı ve davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR : Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Davacılar, kök muris Veli’ den intikal eden, 144 ada 3, 144 ada 1, 131 ada 16, 131 ada 34, 131 ada 25, 113 ada 92, 113 ada 102, 113 ada 107, 133 ada 19, 108 ada 29, 137 ada 15, 137 ada 126, 137 ada 45, 137 ada 11, 101 ada 10, 115 ada 8, 108 ada 14, 177 ada 166, 117 ada 109,117 ada 38, 117 ada 62, 117 ada 20, 117 ada 7, 118 ada 8, 121 ada 218, 121 ada 56, 121 ada 28, 138 ada 2, 138 ada 8, 141 ada 16, 109 ada 19 parsel olmak üzere toplam 31 adet taşınmaz ile 64 AR … plaka sayılı bir adet traktöre davalılar ile birlikte iştirak halinde malik olduklarını, taşınmazlar ve traktörün uzun zamandır davalılar tarafından kullanıldığını, kendilerine ödeme yapılmadığını, davalılara gönderilen 22/03/2004 tarihli ihtarnameden de sonuç alınmadığını ileri sürüp, ecrimisil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, dava konusu traktörün parasının ödendiğini, kullanılan taşınmazlar karşılığı davacılara ayni yardımda bulunulduğunu, yiyecek, yakacak ve sair ihtiyaçlarının giderildiğini belirtip, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dosyada mevcut bilirkişi raporlar doğrultusunda iddianın ispatlandığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın ( bağ, bahçe gibi ) doğal ürün veren yada ( işyeri, konut gibi ) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz.
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı ).
25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay’ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Ayrıca, mahkemelerce verilen kararların 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde ( 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ) belirtildiği üzere, her bir istek hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi ve infaza imkan sağlayacak içerikte bulunması zorunludur.
Hemen belirtmek gerekir ki; hüküm fıkrası hükmün esasıdır. Hüküm fıkrasında neye hükmedildiği açıkça gösterilmelidir. Hüküm fıkrasında verilen karar ile iki tarafa yükletilen ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddütü gerektirmeyecek şekilde gayet açık olarak yazılmalıdır. Diğer bir söyleyişle hüküm açık olmalı ve taraflara hüküm ile yükletilen hak ve borçlar tereddüte yer bırakmayacak şekilde hüküm fıkrasında belirtilmelidir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tarafların dava konusu 31 adet taşınmazın paydaşı oldukları, dava dışı paydaşların da bulunduğu, taraflar arasında dava konusu taşınmazlar ve traktöre yönelik 11.11.2003 tarihinde açılmış, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş ve onanarak kesinleşmiş ortaklığın giderilmesi davası bulunduğu, mahkemece, 13.09.2006, 28.09.2007, 10.04.2009, 08.05.2009 tarihlerinde keşif yapılarak bilirkişi raporları alındığı, 08.05.2009 tarihli keşifte davacılar vekilinin 141 ada 16 parsel sayılı taşınmaz yönünden davasını atiye terk ettiği, keşifte hazır bulunan davalı Hilmi’nin adı geçen parsele yönelik davanın atiye bırakılmasına karşı beyanının alındığı, ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 123. maddesi gereğince diğer davalıların beyanının alınmadığı, 27.09.2010 tarihli bilirkişi raporunda traktör, 09.10.2013 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlar yönünden ecrimisil hesabı yaptırılarak, anılan bilirkişi raporlarında belirtilen miktarların karara esas alındığı, karara esas 09.10.2013 tarihli bilirkişi raporunda, 117 ada 62, 117 ada 7, 117 ada 109, 117 ada 166, 115 ada 8, 137 ada 126, 137 ada 45, 101 ada 10, 141 ada 16, 113 ada 92 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak ihtar tarihi olan 22.03.2004 tarihi ile dava tarihi olan 11.10.2004 tarihleri arası, 117 ada 166, 133 ada 19, 121 ada 56, 118 ada 8, 131 ada 25, 117 ada 20, 117 ada 38, 121 ada 28, 121 ada 16, 131 ada 14, 144 ada 1, 144 ada 3, 113 ada 107, 137 ada 11 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak 2000-2004 tarihleri arası olmak üzere toplam 25 adet taşınmaz için ecrimisil hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, yukarıda açıklanan hükümlere uygun bir karar oluşturulduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Söyle ki; dava kısmen kabul edilerek, 1.136,76 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de, çekişmeye konu taşınmazlardan hangisi ve hangi tarihler arası ecrimisile hükmedildiği hüküm yerinde gösterilmemiş, 31 adet taşınmaz için açılan davada 25 adet taşınmaz yönünden hüküm kurulmuş, taleplerin tamamını karşılayacak şekilde hüküm kurulmamış, atiye bırakılan 141 ada 16 parsel sayılı taşınmaz yönünden, HMK.nun 123. maddesi gereği işlem yapılmaksızın, anılan taşınmaz yönünden ecrimisil hesabı yapılmış, niteliği gereği doğal ürün veren elma bahçesi niteliği taşıyan taşınmazlarda intifadan men koşulu aranmayacağı, taraflar arasında mevcut ortaklığın giderilmesi davası ile diğer taşınmazlar yönünden intifadan men koşulunun sağladığı hususu dikkate alınmamış, yapılan keşiflerde her bir davalının çekişme konusu taşınmazları nasıl ve ne şekilde, hangi zaman dilimi içerisinde kullandığı saptanılmaksızın sonuca gidilmiştir.
Hâl böyle olunca; yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılması, hangi taşınmazların hangi tarih aralığında davalılarca kullanıldığının şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, doğal ürün getiren taşınmazlarda intifadan men koşulunun aranmayacağı, diğer taşınmazlar yönünden ise ortaklığın giderilmesi davası ile intifadan men koşulunun sağlandığının dikkate alınması, çekişmeye konu taşınmazlardan hangisi için ve hangi tarihler arası ecrimisile hükmedildiğinin hüküm yerinde gösterilmesi, taleplerin tamamının karşılanması, bu konuda tarafların delillerinin eksiksiz toplanması, toplanacak delillerin, toplanan delillerle birlikte değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi, atiye bırakılan taşınmaz yönünden HMK.nun 123.maddesi gereği işlem yapılması gerekirken, eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.
SONUÇ : Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün belirtilen nedenlerle ( 6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile ) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 25.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları