1. Anasayfa
  2. Danıştay
  3. 3. Daire
  4. ÖZEL ESASLARA TABİ MÜKELLEF LİSTESİNE ALINAN MÜKELLEFİN MATRAH ARTIRIMI

ÖZEL ESASLARA TABİ MÜKELLEF LİSTESİNE ALINAN MÜKELLEFİN MATRAH ARTIRIMI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Özel esaslara tabi mükellefler listesine alındığı tartışmasız olan mükellefin, matrah artırması sonucu listeden çıkartılması dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun yargı merciince incelenmesine engel teşkil etmeyeceğinden, davanın esastan incelenmesi gerekir.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRESİ
E: 2014/11851 K: 2015/3173 K.T.: 13.05.2015
İstemin Özeti: Davacının, özel esaslara tabi mükellefler listesine alınmasına ilişkin 16.06.2014 gün ve 35897 sayılı işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesinin kararıyla; davacı şirketin (…) Madencilik Plastik Metal İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nden aldığı faturalar nedeniyle özel esaslar kapsamına alındığından bahisle dava açılmış ise de dava konusu işlemin 25.06.2014 tarihinde tebliği üzerine dava açılmasından sonra 03.07.2014 tarihli dilekçeyle, işlemde belirtilen 2009 yılına ilişkin matrah artırımında bulunduğu ve anılan firmadan alınan emtia nedeniyle katma değer vergisi ödenmediğini bildirmesi üzerine özel esaslar kapsamına alınmadığı, davacının idarenin bildirimi üzerine bilgi verip matrah artırdığını beyan ettiği, olayda, davacının hukuki durumunu ve menfaatini etkileyen idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Davacı tarafından; sahte fatura kullanması nedeniyle özel esaslar kapsamına alındığı, maddi ve manevi yönden mağdur edildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenmiştir.
KARAR: Anayasa’nın Çalışma ve Sözleşme Hürriyetini düzenleyen 48. maddesinin 2. fıkrasında, devletin, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak, 49. maddesinin 2. fıkrasında da, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükümlerine yer verilmiş, “Vergi Ödevi” başlığını taşıyan 73. maddesinin 3. fıkrasında da, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı belirtilmiştir.
Bu düzenlemelere göre devletin çalışma hayatına ilişkin düzenlemeleri yapması ve buna dair tedbirleri alması bir görev iken, çalışma, çalışanlar açısından bir hak ve ödevdir. Gerek bu alanda yapılacak düzenlemelerin, gerek çalışma hayatının bir sonucu olan vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerle ilgili düzenlemelerin yasa ile yapılması ise zorunludur. Dayanağını Anayasa’ya uygun olarak çıkarılmış olan bu Kanunlardan almayan düzenlemelerle bir takım hak ve yükümlülükler getirilemez. Bu suretle çalışma barışının sağlanması yanında, özel teşebbüslerin güvenlik ve kararlılık içinde çalışması da temin edilmiş olur.
Vergi idarelerinin, idari işlevleriyle ilgili olarak vergi hukuku alanında tesis ettikleri, uygulanabilir nitelikte, ilgililerin menfaatini doğrudan etkileyen ve onların hak ve yükümlülüklerinde değişiklik veya yenilik yaratan irade açıklamaları, verginin tarhı, tahakkuku ve tahsiline ilişkin işlemleri 2577 sayılı kanunun 2. maddesi kapsamında idari yargının görev alanına girmektedir. Yarattığı hukuki sonuçlar dikkate alındığında, davacı hakkında tesis edilen işlem kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğindedir.
Davacı mal ve hizmet alımlarıyla ilgili olarak aldığı ve kayıtlarına yansıttığı faturaları düzenleyen kişi hakkındaki tespitlerden hareketle özel esaslara tabi mükellefler listesine alınmış ise de; gerek davalı idarenin, gerek bağlı bulunduğu hiyerarşik üst makamların mükellefleri bu şekilde kategorize edebilmelerine olanak sağlayan hiçbir yasal düzenleme bulunmadığı gibi, Anayasa’da da buna izin veren bir hüküm yer almamaktadır. Bu şekilde yasal dayanağı olmadan yapılacak bir sınıflandırma, vergi barışını bozucu etki yaratacağı gibi, Anayasa’da güvence altına alınan temel kişi hak ve hürriyetlerine de aykırılık teşkil eder. Dolayısıyla, yasal dayanağı olmadan, hukuka aykırı bir biçimde idarenin kendi içerisinde oluşturduğu bir sınıflandırma ile davacının adına sözü edilen listede yer verilmiş olması nedeniyle bu liste davacı açısından kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğini kazanmıştır.
Vergi Mahkemesince yukarıda sözü edilen yargıya ulaşılmakla birlikte dava konusu işlem gereği davacının matrah artırımında bulunması üzerine özel esaslar kapsamına alınmadığı gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15/1-b maddesi uyarınca dava reddedilmiş ise de dava konusu işlemle özel esaslara tabi mükellefler listesine alındığı tartışmasız olan davacının, matrah artırması sonucu listeden çıkartılması dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun yargı merciince incelenmesine engel teşkil etmeyeceğinden, davanın esastan incelenmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle verilen mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüyle Vergi Mahkemesinin kararının bozulmasına, oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları