1. Anasayfa
  2. Danıştay
  3. 15. Daire
  4. ÖRTÜLÜ REKLAM YASAĞI – REKLAM DURDURMA – REKLAM DURDURMANIN İPTALİ TALEBİ

ÖRTÜLÜ REKLAM YASAĞI – REKLAM DURDURMA – REKLAM DURDURMANIN İPTALİ TALEBİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: 17.05.2006 tarihinde davalı idareye tebliğ edilen Mahkeme kararının, 30 günlük temyiz süresi geçmeden, 01.06.2006 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile kanun yararına bozulması isteminde bulunulduğu, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının kesin olmayıp temyiz edilebileceği ve temyiz süresi geçmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği hususları dikkate alındığında, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının bu aşamada incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
T.C.
Danıştay 15. Dairesi
E: 2011/12444 K: 2011/4434 K.T.: 28.11.2011
Danıştay Tetkik Hakimi Düşüncesi: İdare Mahkemesi kararının, idari para cezasının iptaline ilişkin kısmının 2577 sayılı kanunun 51. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere bozulması, reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının ise incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Başsavcısı Düşüncesi: A.. Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine (S…. TV) 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 16. maddesine aykırı şekilde reklam yaptığı ileri sürülerek 44.975.000.000.- TL tutarında para cezası ve reklamın durdurulması cezası uygulanmasına ilişkin 18.06.2004 tarih ve 141 sayılı Bakanlık Oluru ile onaylanan Reklam Kurulu’nun 8.6.2004 tarih ve 105 sayılı kararının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 7. İdare Mahkemesi’nce söz konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen 15.02.2006 günlü ve E:2004/2575, K:2006/275 sayılı kararının, davalı Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca hukuka aykırı olduğu belirtilerek kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi.
4077 sayılı kanunun 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olduğu belirtilmiş, “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun, 1. maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsadığı vurgulanmış, “Tanımlar” başlıklı 4822 sayılı Kanunla değişik 3. maddesinin (e) bendinde, tüketicinin; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi, (n) bendinde tanımlanan mecra kuruluşunun ise; ticari reklam veya ilânı hedef kitleye ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya kiralayıcısı olan gerçek veya tüzel kişiyi, ifade edeceğinin vurgulandığı, aynı kanunun 4822 sayılı kanunla değişik “Ticari Reklamlar ve İlanlar” başlıklı 16. maddesinde, “Ticari reklam ve ilânların kanunlara, Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmaları esastır. Tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklam ve ilânlar ve örtülü reklam yapılamaz. Aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal ve hizmetlerin karşılaştırmalı reklamları yapılabilir. Reklam veren, ticari reklam veya ilânda yer alan somut iddiaları ispatla yükümlüdür. Reklam verenler, reklamcılar ve mecra kuruluşları bu madde hükümlerine uymakla yükümlüdürler.” hükmünün yer aldığı, Kanunun “Ceza Hükümleri” başlıklı 25. maddesinin 8. fıkrasında ise,” 16. maddeye aykırı hareket edenler hakkında üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya düzeltme ve/veya … para cezası uygulanır. Reklam Kurulu, ihlalin niteliğine göre bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı verebilir. 16. maddeye aykırılık, ülke düzeyinde yayın yapan yazılı, sözlü, görsel ve sair araçlar ile gerçekleşmiş ise, para cezası on katı olarak uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
14.06.2003 tarihli, 25138 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Ticari Reklam ve İlânlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin” “Temel İlkeler” başlıklı 5. maddesinde, “Ticari reklam ve ilânlarda esas alınacak temel ilkeler sayılmış, maddenin (d) bendinde bu esaslardan biri de, “Biçimi ve yayımlandığı mecra ne olursa olsun, bir reklamın “reklam” olduğu açıkça anlaşılmalıdır. Bir reklam haber ve yorum öğeleri içeren bir mecrada yayımlandığında, “reklam” olduğu kolaylıkla algılanacak biçimde belirtilir. Örtülü reklam yapılamaz.” biçiminde belirtilmiştir.
3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un amacı, radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesine ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usulleri belirlemektir, denilmiş, 2. maddesinde Kanun’un kapsamı, her türlü teknik, usul ve araçlarla ve her ne isim altında olursa olsun elektromanyetik dalga ve diğer yollarla yurt içine ve dışına yapılan radyo ve televizyon yayınları ile ilgili hususlar olarak belirtilmiş, 4. maddesinde, radyo, televizyon ve veri yayınlarında uyulması gereken yayın ilkeleri açıklanmış, maddenin (j) bendinde yayın ilkelerinden birinin de, “Yayıncılığın haksız bir amaç ve çıkara alet edilmemesi ve haksız rekabete yol açılmaması, ilân ve reklam niteliğindeki yayınların bu niteliklerinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklanması, bir basın organının özel çabalarla yarattığı ürünün kendi ürünüymüş gibi sunulmaması, ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilmesi.”, (m) bendinde ise, “Halkı aldatacak, yanıltacak veya haksız rekabete yol açacak reklam yayınlarına yer verilmemesi” olduğu belirtilmiş, aynı Kanunun “Görev ve Yetkiler” başlıklı 8. maddesinin (h) bendinde, “Radyo-televizyon yayınlarını izleme sistemleri kurarak, yayınların 4. maddeye ve bu alanda Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası andlaşmalara uygunluğu açılarından denetlenmesini yapmak”, (ı) bendinde ise, “Yayın kuruluşlarının, bu Kanun hükümlerine aykırı yayın yapması ve tahsis şartlarına uymaması halinde, gerekli müeyyideleri uygulamaya karar vermek” hususları Üst Kurulun görev ve yetkileri arasında sayılmış, Kanunun “Reklamların Yerleştirilmesi” başlıklı 21. maddesinin 5. fıkrasında, her türlü yayında gizli reklam yapılmasının yasak olduğu hükmüne yer verilmiş, “Program Desteklenmesi” başlıklı 23. maddesinde ise, “Bir program veya dizi tamamen veya kısmen mali destek görmüşse, bu husus programın başında ve/veya sonunda uygun ibarelerle belirtilir. Destekleyen taraflar, programın içeriğine ve yayınlanış biçimine, yayıncının sorumluluğunu ve bağımsızlığını etkileyecek hiçbir müdahalede bulunamazlar. Desteklenen programlarda, destek verene veya üçüncü bir kişiye ait mal ve hizmetlere atıfta bulunulması ve bunların alınması, satılması ve kiralanması teşvik edilmeyecektir. Programlar yirmiikinci maddede yasaklanmış olan mal ve hizmetlerin üretimi veya satışıyla iştigal eden özel veya tüzelkişilerce desteklenemez. Haber ve güncel programlarda mali desteğe izin verilemez.” hükmü yer almıştır.
07.04.2003 tarihli, 25082 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmeliğin “Reklam ve Tele-Alışveriş Yayınlarının Biçim ve Sunuşu” başlıklı 11. maddesinde, “Reklam ve tele-alışveriş yayınları, program hizmetinin diğer unsurlarından açıkça ve kolaylıkla ayırt edilebilecek ve görsel ve/veya işitsel olarak program hizmetinden ayrılığı reklam yayını olduğu fark edilecek biçimde yayınlanır. Reklam yayınlarının başında ve sonunda reklam müziği ile birlikte televizyonlarda “REKLAMLAR” yazısı izleyicinin okuyabileceği şekilde ve yeterli bir süre dahilinde ekrana getirilir; radyoda ise reklam ifadesine de yer veren reklam müziği (jI…le) dinleyicinin anlayabileceği biçimde kullanılır. Alt yazı, logo ve çerçeveler kullanılarak yapılan reklamlar, programdan kolaylıkla ayırt edilebilecek bir şekilde ve ekranda reklamın yer aldığı bölümde “REKLAM” ibaresiyle birlikte yayınlanır.” denilmiş, Yönetmeliğin “Gizli reklam” başlıklı 14. maddesinde ise, “Programlarda, açıkça reklam olduğu belirtilmedikçe ürün veya hizmetler, reklam amacını taşıyan şekilde sunulmamalıdır. Belli markaların veya ürünlerin veya hizmetlerin puanlanmak suretiyle yarışmalara konu yapılıp program hizmeti olarak yayınlanması, bu programların reklam niteliğini ortadan kaldırmaz. Ancak, yarışmanın konusunun ticari mal ve hizmetlere yönelmediği hallerde, yarışma sonucunda yarışmacılara verilen ticari mal ve hizmet niteliğindeki armağanların sadece marka, model ve değerlerinin görsel ve işitsel olarak belirtilmesi için ayrılan süre, reklam süresi olarak kabul edilir. Sportif, sanatsal ve kültürel nitelikli toplumsal etkinliklerin, bunların yayıncı tarafından düzenlenmemiş olması kaydıyla ve sanal reklamlar hariç, yapıldıkları mekanlarda yer alan reklam panoları ve afişleri reklam sayılmaz. Sigara, tütün ürünleri ya da alkollü içki markalarını veya bunları çağrıştıracak her türlü görüntü ve sese, her ne surette olursa olsun, hiçbir program içerisinde yer verilemez.”, “Program Desteklemesi” başlıklı değişik (15/02/2005 tarihli, 25728 sayılı Resmi Gazete) 20. maddesinin 1. fıkrasında da, “Yayın Kuruluşları, program, konulu film veya diziler için gerçek veya tüzel kişilerden tamamen veya kısmen mali destek alabilir. Yayınlanan herhangi bir programa tamamen veya kısmen mali destek sağlandığı taktirde, destek verenlerin kimliği programın başında ve/veya sonunda görsel ve/veya işitsel unsurlarla, televizyonda yazıyla, radyoda ise sözle toplam en fazla 10 saniye, reklam kuşakları ile program tanıtımı kesintilerinin sonunda toplam en fazla 5 saniye süre ile belirtilebilir. Desteklenen programların tanıtımlarında destekleyen gerçek ve tüzel kişilere atıfta bulunulamaz ve destekleyen firma ismi program adının bir parçası olarak kullanılamaz.” hükümleri yer almıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirkete ait S….. TV logosu ile yayın yapan televizyon kanalında 2004 yılı Mart-Haziran ayları arasında yayımlanan, L……. ve M….. marka tüpleri piyasaya süren şirket tarafından program desteklemesine tabi hükümlere göre desteklediği anlaşılan “P…..” isimli programda, “M….. ve L…….’ın sunduğu p….. heyecanı devam ediyor” şeklinde programın başında, sonunda, reklam kuşaklarına girerken ve çıkarken sponsor firmaya atıfta bulunulduğu, oylama sırasında yarışmacıların sonucu bekledikleri “sıcak oda” diye adlandırılan odanın duvarlarında “M…..-L…….” yazılarının rahatlıkla okunabilecek şekilde yerleştirildiği, ayrıca odanın bir köşesinde büyük boy tüp maketinin bulunduğu, seyircilerin ellerinde destekledikleri yarışmacıların fotoğrafları bulunan kartların üzerinde büyük harflerle yazılmış “M…..-L…….” yazısının bulunduğu, adaylar şarkılarını söylerken ve sonrasında jüri üyelerinin yorumları alınırken, ekranın altında verilen adayların SMS numaraların yanında dönen tüpün üstünde L……. ve M….. markalarının gizli/örtülü reklamının yapıldığından bahisle 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 16. maddesi ile “Ticari Reklam ve İlânlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin” “Temel İlkeler” başlıklı 5. maddesinin (d) bendi hükmüne aykırılıktan hareketle 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 16. maddesi ve 25. maddesinin 8. fıkrası uyarınca davacı şirket adına 44.975.000.000.-TL idari para ve durdurma cezası verildiği, bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, Ankara 7. İdare Mahkemesi tarafından; bir televizyon kanalı olan davacı yayın kuruluşunun, 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun kapsamında olması nedeniyle Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından yayınları denetleyerek gizli reklam yapıldığını ve Kanun’da belirtilen ilkelere aykırılığının saptanması halinde gerekli yaptırıma tabi tutulması gerekmekte olup, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca ticari reklam ve ilanlara ilişkin kurallar bakımından reklam ve ilan sahipleri hakkında, ancak, 4077 sayılı Kanunun amaçlarına uygun olarak işlem tesis etmesi mümkün olup televizyon yayınlarının yayın ilkelerine ve mevzuatı ihlalleri nedeniyle denetlenmesi olanağının bulunmaması karşısında, 3984 sayılı Kanun kapsamında radyo ve televizyonların yayınları ve faaliyetleri ile ilgili denetim yetkisi bulunmayan davalı idarenin tesis ettiği yaptırım uygulama niteliğindeki dava konusu işlemde isabet bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptal edildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu işlem; Reklam Kurulunca verilmiş olan 8.6.2004 tarihli, 105 sayılı karar olup S…. TV kanalında yayımlanan “P…..” adlı yarışma programında “M…..-L…….” logolarının değişik yöntemlerle program içinde de gösterilmesi suretiyle kullanımının gizli/örtülü reklam anlamına geldiği ve mecra kuruluşu sıfatıyla davacı şirketin tüketiciyi istismar eden bu fiilinin 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 16. maddesi hükmü ile Ticari Reklam ve İlânlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin 5. maddesinin (d) fıkrası hükmüne aykırı olması nedeniyle davacı şirket adına, mecra kuruluşu sıfatıyla ve 4077 sayılı Kanunun 4822 sayılı Kanunla değişik 16. maddesi ve 25. maddesinin 8. fıkrası uyarınca uygulanan durdurma ve idari para cezasında mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki; cezaya konu fiilin, 3984 sayılı Kanunun 21. maddesinin 5. fıkrası ve 23. maddesi ile “Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmeliğin” 11., 14. maddeleri ve 20. maddesinin 1. fıkrasına aykırılık oluşturması halinde, bu alanda yetkili Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından anılan madde hükümleri uyarınca ayrıca cezai işlem uygulanabileceği mümkün olduğundan, Mahkeme tarafından, fiilin, salt 3984 sayılı Kanun kapsamında olduğu biçiminde yaptığı değerlendirme suretiyle işlemin, anılan Kanunun 1. maddesi, 4. maddesinin (j), (m) ve 8. maddesinin (h) ve (ı) fıkralarından bahisle iptal edilmesinde isabet bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline ilişkin Ankara 7. İdare Mahkemesi’nin 15.02.2006 günlü ve E:2004/2575, K:2006/275 sayılı kararının, hukuka aykırılığı nedeniyle, 2577 sayılı Kanun’un 51. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi’nce gereği görüşüldü:
08.06.2011 tarih ve 27958 sayılı mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 635 ve 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın tüzel kişiliğinin kaldırıldığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın kurularak Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü’nün adı geçen Bankakanlığa bağlandığı anlaşıldığından, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın davalı idare olarak kabul edilmesinden sonra işin esasına geçildi:
Dava; davacı şirkete ait “S…. TV” logosu ile yayın yapan televizyon kanalında yayınlanan “P…..” isimli programda örtülü reklam yapılarak 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 16. maddesine aykırı davranıldığından bahisle davacı şirkete 44.975,00 TL idarî para cezası verilmesine ve anılan reklamların durdurulmasına ilişkin 08.06.2004 tarih ve 105 sayılı Reklam Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 7. İdare Mahkemesi’nce; davacı yayın kuruluşunun 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun kapsamında olması nedeniyle, yayınların denetlenerek örtülü reklamın saptanması halinde yaptırım uygulama yetkisinin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na ait olduğu, davalı idarenin 4077 sayılı Kanun uyarınca reklam ve ilan sahipleri hakkında tüketicinin korunması amaçları doğrultusunda işlem tesis etmesinin mümkün olduğu ve televizyon yayınlarını yayın ilkeleri kapsamında denetleme yetkisi olmayan davalı idare tarafından tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Danıştay Başsavcılığı’nca, anılan kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen kanun yararına bozulması istenilmektedir.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 1. maddesinde; Kanun’un amacının, kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemek olduğu, 2. maddesinde; Kanun’un 1. maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağına yer verilmiştir.
Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde; “Reklam veren: Ürettiği ya da pazarladığı malın/hizmetin tanıtımını yaptırmak, satışını artırmak veya imajını yaratıp güçlendirmek amacıyla hazırlattığı, içinde firmasının ya da mal/hizmet markasının yer aldığı reklamları yayınlatan, dağıtan ya da başka yollarla sergileyen gerçek ya da tüzel kişiyi”, (m) bendinde; “Reklamcı: Ticari reklam ve ilânları reklam verenin duyduğu ihtiyaç doğrultusunda hazırlayan ve reklam veren adına yayınlanmasına aracılık eden ticari iletişim uzmanı gerçek ya da tüzel kişiyi”, (n) bendinde; “Mecra kuruluşu: Ticari reklam veya ilânı hedef kitleye ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya kiralayıcısı olan gerçek veya tüzel kişiyi” ifade ettiği belirtilmiştir.
Kanun’un 16. maddesinde; ticari reklam ve ilânların kanunlara, Reklam Kurulu’nca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, dürüst ve doğru olmalarının esas olduğu, tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklam ve ilânlar ve örtülü reklam yapılamayacağı, aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal ve hizmetlerin karşılaştırmalı reklamları yapılabileceği, reklam verenin, ticari reklam veya ilânda yer alan somut iddiaları ispatla yükümlü olduğu, reklam verenler, reklamcılar ve mecra kuruluşlarının bu madde hükümlerine uymakla yükümlü oldukları hükme bağlanmıştır.
Kanun’un 17. maddesinde ise; ticari reklam ve ilânlarda uyulması gereken ilkeleri belirlemek, bu ilkeler çerçevesinde ticari reklam ve ilânları incelemek ve inceleme sonucuna göre, 16. madde hükümlerine aykırı reklam ve ilânları üç aya kadar tedbiren durdurma ve/veya durdurma ve/veya aynı yöntemle düzeltme ve/veya para cezası verme hususlarında Reklam Kurulu’nun görevli olduğu düzenlenmiştir.
Diğer taraftan, anılan Kanun’un uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesinde; Kanun’da düzenlenen her türlü para cezasının idarî nitelikte olduğu, bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içerisinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebileceği ve itiraz üzerine idare mahkemesince verilen kararların kesin olduğu hükmü yer almaktadır.
Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in 4. maddesinin (g) bendinde de; “Mecra” kavramının, reklam ve tanıtım mesajını ileten ve o mesajı alma durumunda olan kişi, grup ya da topluluğun buluştuğu yeri, ortamı (televizyon, her türlü yazılı basın, internet, radyo, sinema gibi iletişim kanalları ile açık hava, basılı işler gibi reklam taşıyan malzemeler) ifade ettiği belirtilmiştir.
İşlem tarihinde yürürlükte bulunan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un 1. maddeside; Kanun’un amacının, radyo ve televizyon yayınlarının düzenlenmesine ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin esas ve usulleri belirlemek olduğu, 5. maddesinde; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun, radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek amacıyla kurulduğu belirtilmiş; 03.03.2011 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6112 sayılı Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun’un (3984 sayılı Kanun’u yürürlükten kaldırmıştır) 1. maddesinde; Kanun’un amacının; radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi, ifade ve haber alma özgürlüğünün sağlanması, medya hizmet sağlayıcılarının idarî, malî ve teknik yapıları ve yükümlülükleri ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun kuruluşu, teşkilâtı, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu, 34. maddesinde de; radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetleri sektörünü düzenlemek ve denetlemek amacıyla, idarî ve malî özerkliğe sahip, tarafsız bir kamu tüzel kişiliği niteliğinde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun kurulmuş olduğu hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirkete ait “S…. TV” logosu ile yayın yapan televizyon kanalında 2004 yılı Mart-Haziran ayları arasında yayınlanan, M….. ve L……. marka tüpleri piyasaya süren şirket tarafından program desteklemesine tabi hükümlere göre desteklendiği anlaşılan “P…..” isimli programda, “M….. ve L…….”ın sunduğu P….. heyecanı devam ediyor” şeklinde programın başında, sonunda, reklam kuşaklarına girerken ve çıkarken sponsor firmaya atıfta bulunulduğu, oylama sırasında yarışmacıların sonucu bekledikleri “sıcak oda” diye adlandırılan odanın duvarlarında “M…..-L…….” yazılarının rahatlıkla okunabilecek şekilde yerleştirildiği, ayrıca odanın bir köşesinde büyük boy tüp maketinin bulunduğu, seyircilerin ellerinde destekledikleri yarışmacıların fotoğrafları bulunan kartların üzerinde büyük harflerle yazılmış “M…..-L…….” yazısının bulunduğu, adaylar şarkılarını söylerken ve sonrasında jüri üyelerinin yorumları alınırken, ekranın altında verilen adayların SMS numaraların yanında dönen tüpün üstünde L……. ve M….. yazılarının verildiği, bu şekilde anılan markaların örtülü reklamının yapıldığından bahisle 4077 sayılı Kanun’un 17. maddesi ve 25. maddesi uyarınca tesis edilen 44.975,00 -TL idari para cezası verilmesine ve anılan reklamın durdurulmasına ilişkin dava konusu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Anılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 4077 sayılı Kanun’un, tüketicinin uğrayabileceği her türlü olumsuzluğa karşı önlem alınması, bu amaçla tüketicinin sağlık, güvenlik ve ekonomik çıkarlarının korunması, aydınlatılması, eğitilmesi ve uğradığı zararların tazmin edilmesi gibi çok geniş bir etki alanının bulunduğu, bu kapsamda tüm mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin korunmasının amaçlandığı, bu amacın etkin bir biçimde sağlanabilmesi için de Reklam Kurulu’nun kurulmuş olduğu görülmektedir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun ise radyo ve televizyon hizmet sektörünün düzenlenmesi ve denetlenmesiyle görevlendirildiği, bu sektöre yönelik belirlenen ilkelere aykırılık halınde yaptırım uygulayabildiği, anılan kuruma düzenleme, denetleme ve yaptırım uygulama görev ve yetkisinin 6112 sayılı Kanun uyarınca kendisine verilen görev ve yetkilerle sınırlı olduğu anlaşılmaktadır.
Tüketicinin korunması gereken en önemli alanlardan biri de reklam ve ilân sektörüdür. 4077 sayılı Kanun’da reklamın, reklam verenin, reklamcının ve mecra kuruluşunun tanımları yapılmış olup; mecra kuruluşunun, ticari reklam veya ilânı hedef kitleye ulaştıran iletişim kanallarının ya da her türlü aracın sahibi, işleticisi veya kiracısı olarak tanımlandığı, yukarıda anılan yönetmelikte ise “mecra” kavramı açıklanırken reklam veye tanıtımın iletildiği, televizyon, her türlü yazılı basın, internet, radyo, sinema gibi iletişim kanalları ile açık hava, basılı işler gibi reklam taşıyan malzemelerin bu kapsamda sayıldığı görülmektedir.
4077 sayılı Kanun’un amaç ve kapsamından hareketle, Reklam Kurulu’na tüm mecralardaki ticari reklam ve ilânlara ilişkin inceleme yaparak gerekli müeyyideleri uygulama yetkisi verilmiştir. O halde, Reklam Kurulu radyo ve televizyon sektöründe yayınlanan ticari ilân ve reklamları da inceleyebilecek ve gerekli gördüğü hallerde yaptırım uygulanmasına karar verebilecektir. Radyo ve televizyonda yayınlanan bir programın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından denetlenmesi ve yaptırım uygulanması kendi mevzuatı çerçevesinde değerlendirileceğinden, aynı programın 4077 sayılı Kanun kapsamında Reklam Kurulu tarafından incelenerek yaptırım uygulanmasına hukukî bir engel bulunmamaktadır.
Bu durumda, işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, davalı idarenin, 3984 sayılı Kanun kapsamında olan radyo ve televizyon yayınları ve faaliyetleriyle ilgili denetim yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında hukukî isabet bulunmadığından, Mahkeme kararının idarî para cezasının iptaline ilişkin kısmının kanun yararına bozulması gerekmektedir.
Temyiz edilen kararın reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmına gelince; 4077 sayılı Kanun’un, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 26. maddesi uyarınca, idarî para cezalarının iptali istemiyle açılan davalarda verilen kararlar kesin olup, idarî para cezası ile beraber Kanun’da öngörülen diğer idarî yaptırımların iptali istemiyle açılan davalarda verilen kararların, para cezası dışındaki kısımlarına karşı temyiz yoluna gidilebilmesi mümkündür.
Bu açıdan; 17.05.2006 tarihinde davalı idareye tebliğ edilen Mahkeme kararının, 30 günlük temyiz süresi geçmeden, 01.06.2006 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçe ile kanun yararına bozulması isteminde bulunulduğu, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının kesin olmayıp temyiz edilebileceği ve temyiz süresi geçmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği hususları dikkate alındığında, Mahkeme kararının reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmının bu aşamada incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Danıştay Başsavcılığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz isteminin kısmen kabulü ile Ankara 7. İdare Mahkemesi’nin 15.02.2006 tarih ve E:2004/2575, K:2006/275 sayılı kararının idarî para cezasının iptaline ilişkin kısmının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, temyize konu kararın reklam durdurmanın iptaline ilişkin kısmı açısından kanun yararına bozma isteminin incelenmeksizin reddine, kararın birer örneğinin ilgili Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığı’na gönderilmesine ve kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasına, 28.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları