1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 21. Hukuk Dairesi
  4. ÖLÜMLÜ İŞ KAZASI NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ – İŞÇİNİN TAM KUSURLU OLMASI – ÇALIŞTIRANIN SORUMLULUĞU – İLLİYET BAĞININ KESİLMESİ

ÖLÜMLÜ İŞ KAZASI NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ – İŞÇİNİN TAM KUSURLU OLMASI – ÇALIŞTIRANIN SORUMLULUĞU – İLLİYET BAĞININ KESİLMESİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: İşçinin %100 kusurlu olduğu, dolayısıyla illiyet bağının kesilmesi nedeniyle tam kusurlu bulunan işçinin kusurlu davranışının sonuçlarından işverenin sorumlu tutulamayacağı, öte yandan dosyadaki bilgi ve belgelerden şatış elemanı olarak araç satışında çalıştığı açıkca anlaşılan işçinin, işin gereği araç teslimi ve teslim alınması işi ile de görevli olduğunun açık olması karşısında tanık beyanlarına dayanılarak görevi bulunmadığı aracın teslimini yerine getirirken kazanın meydana geldiğinin kabulü ile çalıştıranın sorumluluğuna gidilemeyeceği de ortadadır. Davacıların manevi tazminat istemlerinin reddi gerekir.
T.C.
Yargıtay
21. Hukuk Dairesi
E: 2008/12304 K: 2009/3393 K.T.: 09.03.2009
DAVA: Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
KARAR: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacıların tüm temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalının temyizine gelince; Dava, iş kazası sonucu ölüm nedeniyle haksahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, maddi tazminatın feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacıların mirasbırakan A.G.’nın davalı otomobil alım satımı işyerinde satış elemanı olarak çalıştığı, davalı şirket tarafından satılan aracı müşteriye teslim edip, müşteriye ait takas alınan aracı da işyerine getirdiği sırada virajda aracın hakimiyetini kaybederek yol kenarında bulunan kar direğine çarparak devrilmesi sonucu yaralandığı ve kazadan iki gün sonra hastanede vefat ettiği, olayın Kurumca iş kazası olarak kabul edildiği, trafik kaza tutanağına göre kazalının %100 kusurlu olduğu, mahkemece aldırılan bilirkişi heyeti raporunda da kazalının %100 kusurlu olduğunun ve davalı işverenin kusurunun bulunmadığının bildirildiği, olaydaki %100 oranındaki kusur mahkemece de kabul edilmekle birlikte, aracın teslimi ile görevli olmadığı halde işverenin isteği üzerine verilen görevi yerine getirirken oluşan kaza sonucu vefat etmesi nedeniyle davacıların manevi tazminata hakları olduğu gerekçesi ile sonuca gidildiği görülmüştür.
Uyuşmazlık, bütün kusurun zarara uğrayanda olması durumunda hak sahipleri yararına manevi tazminata hükmedilip hükmedilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu yönü ile davanın yasal dayanağı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi ile 26.06.1966 gün 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıdır.Anılan kararda, istihdam edenin Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi gereğince manevi tazminatla sorumlu tutulabilmesi için ne kendisinin ne de çalışanın kusurunun şart olmadığı belirtilmiştir.Ancak eylemle zarar arasındaki illiyet bağının kesilmemiş olması koşuldur. Çalıştıranın sorumluluğu için çalıştıran ile çalıştırılan arasında çalıştırma ve bağımlılık ilişkisinin bulunması, zararın hizmetin ifası sırasında ve hizmetle ilgili olarak oluşması, eylemin hukuka aykırı olması ve eylem ile zarar arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerekir. Başka bir anlatımla kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması sorumluluk için yeterli olmayıp eylemle zarar arasındaki uygun nedensellik bağının mücbir sebep veya işçinin ya da 3. kişinin ağır kusuru ile kesilmemiş olması zorunludur.
Somut olayda işçinin %100 kusurlu olduğu dolayısıyla illiyet bağının kesilmesi nedeniyle tam kusurlu bulunan işçinin kusurlu davranışının sonuçlarından işverenin sorumlu tutulamayacağı, öte yandan dosyadaki bilgi ve belgelerden şatış elemanı olarak araç satışında çalıştığı açıkça anlaşılan işçinin, işin gereği araç teslimi ve teslim alınması işi ile de görevli olduğunun açık olması karşısında tanık beyanlarına dayanılarak görevi bulunmadığı aracın teslimini yerine getirirken kazanın meydana geldiğinin kabulü ile yukarıda açıklanan ilkeler bertaraf edilerek çalıştıranın sorumluluğuna gidilemeyeceği de ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın davacıların manevi tazminat istemlerinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları