1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 9. Hukuk Dairesi
  4. ÖDEME EMRİNİN İPTALİ İSTEMİ – SÖZLEŞME İÇERİĞİNİ BELİRLEME ÖZGÜRLÜĞÜ – ADRES DEĞİŞİKLİĞİ – HACZİN KALDIRILMASI İSTEMİ

ÖDEME EMRİNİN İPTALİ İSTEMİ – SÖZLEŞME İÇERİĞİNİ BELİRLEME ÖZGÜRLÜĞÜ – ADRES DEĞİŞİKLİĞİ – HACZİN KALDIRILMASI İSTEMİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde kiracının tebligat adresinin belirlendiği, adres değişiklikleri usulüne uygun şekilde karşı tarafa tebliğ edilmedikçe en son bildirilen adrese yapılacak tebliğ ilgili tarafa yapılmış sayılır” şeklinde düzenleme yapıldığı görülmektedir. Tebligat Kanunu ve Yönetmeliği koşullarına aykırı anılan sözleşme maddesinin kabulü mümkün değildir. Bu durumda sözleşmede belirtilen adrese çıkarılan ve iade edilen ödeme emri tebligatının sonucunda Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden adres sorulup, buradan bildirilecek adres tebligatın iade olarak döndüğü adres ise Tebligat Kanunu 35. maddenin koşullarının oluşacağı, şayet bildirilecek adresin farklı bir adres olması halinde ise ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunun kabulü gerekir. Bundan ayrı araca konulan haciz hakkında İcra Müdürlüğü’nce haczin kaldırılmasına karar verilmiş olduğundan bu haciz hakkında şikayete gelinmesinde hukuki yarar bulunmamakta ise de; dosyanın geldiği aşamalarda haczin yeniden konulduğu görülmekle tebligatla ilgili yukarıdaki hususlar değerlendirilerek hacizlerin takibin kesinleşmesinden önce konulup konulmadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
T.C.
Yargıtay
8. Hukuk Dairesi
E: 2014/13623 K: 2014/14536 K.T.: 08.07.2014
DAVA: Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR: Alacaklı tarafından borçlu aleyhine kira sözleşmesi ve hapis hakkı tutanağına dayanılarak taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip yapıldığı, borçlu vekilinin İcra Mahkemesi’ne başvurusunda şirketin tebliğ adresi bilinmesine, ticaret odasından ve ticaret sicili gazetesinden sorularak belirlenebilecek olmasına rağmen, araştırma ve tebligat yapılmadan şirket adına kayıtlı araç üzerine haciz konulduğunu, ödeme emrinin iptali ile haczin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece borçluya çıkarılan tebligatın kira sözleşmesinin 2.3. maddesine göre bildirilen adrese çıktığı ve tebligatın muhatabın adreste tanınmadığından bahisle iade edildiği, bildirilen en son adrese yapılacağının sözleşmeyle kararlaştırıldığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi üzerine, hüküm şikayetçi borçlu vekil tarafından temyiz edilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 26. maddesinde “… Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.” hükmü, 27/1. maddesinde ise “… Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.” hükmü düzenlenmiştir.
Somut olayda; taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmelerinin 2.2. maddesinde kiracının tebligat adresinin belirlendiği, 2.3. maddesinde ise “… adres değişiklikleri usulüne uygun şekilde karşı tarafa tebliğ edilmedikçe en son bildirilen adrese yapılacak tebliğ ilgili tarafa yapılmış sayılır.” şeklinde düzenleme yapıldığı görülmektedir. Tebligat Kanunu ve Yönetmeliği koşullarına aykırı anılan sözleşme maddesinin kabulü mümkün değildir. Bu durumda sözleşmede belirtilen adrese çıkarılan ve iade edilen ödeme emri tebligatının sonucunda Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden adres sorulup, buradan bildirilecek adres tebligatın iade olarak döndüğü adres ise Tebligat Kanunu35. maddenin koşullarının oluşacağı, şayet bildirilecek adresin farklı bir adres olması halinde ise ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunun kabulü gerekir. Bundan ayrı 34 … … plakalı araca konulan 21.01.2013 tarihli haciz hakkında İcra Müdürlüğü’nce 12.02.2013 tarihinde haczin kaldırılmasına karar verilmiş olduğundan bu haciz hakkında şikayete gelinmesinde hukuki yarar bulunmamakta ise de; dosyanın geldiği aşamalarda haczin yeniden konulduğu görülmekle tebligatla ilgili yukarıdaki hususlar değerlendirilerek hacizlerin takibin kesinleşmesinden önce konulup konulmadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının yukarda yazılı sebeplerle kabulüyle mahkeme kararının bu sebeple İİK’nun 366 ve HUMK’un 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nın 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 08.07.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları