1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 8. Hukuk Dairesi
  4. MUHDESATIN AİDİYETİNİN TESPİTİ İSTEMİ – ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI – HUKUKİ YARAR YOKLUĞU – DAVA ŞARTI

MUHDESATIN AİDİYETİNİN TESPİTİ İSTEMİ – ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI – HUKUKİ YARAR YOKLUĞU – DAVA ŞARTI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının hukuki yarar bulunması koşuluyla açılabileceği doktrinde ve Yargıtay uygulamasında kabul edilmektedir. Davada taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı gibi taşınmaz ve muhtesatın kamulaştırmaya konu olduğuna dair herhangi bir iddia, savunma, bilgi ve belge de bulunmadığı dikkate alındığında, davacının muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı, bir başka deyişle dava şartının gerçekleşmediği dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerle anlaşılmıştır. Davacının parsel üzerindeki ev, ahır ve ağaçların aidiyetinin tespiti davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esası incelenerek hüküm kurulması doğru olmamıştır.
T.C.
Yargıtay
8. Hukuk Dairesi
E: 2014/4056 K: 2015/1501 K.T.: 23.01.2015
DAVA : Ş. E. ile K. E. ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının kabulüne dair Mucur Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 16.05.2013 gün ve 65/113 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar V. E. ve E. E. tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde, Mucur İlçesi Kurugöl Köyü 52 parsel sayılı taşınmazın vekil edeninin annesi F. E. adına tapulu olduğunu, annesinin tahmini 5 dönüm kadar kısmı babası hayattayken vekil edenine altın karşılığında bedelini almak suretiyle sattığını, vekil edeninin bu arsaya ev ve müştemilat yaptığını, Mucur Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açtıkları tapu iptali ve tescil davasının ifraz mümkün olmadığından reddedildiğini açıklayarak taşınmaz üzerinde bulunan evin, müştemilatın ve ağaçların mülkiyetinin vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılara dava dilekçesi yöntemine uygun biçimde tebliğ edilmesine rağmen duruşmalara katılmamışlar ve cevap vermemişlerdir.
Mahkemece “… davanın kabulü ile, … taşınmaz üzerinde bulunan fen bilirkişinin 27.02.2013 tarihli raporunda belirtilen 119 m2 evin, 179 m2 ahırın, ziraatçi bilirkişinin 08.01.2013 tarihli raporunda belirtilen 80 adet asma ağacı, 30 adet ceviz ağacı, 18 adet elma ağacı, 10 adet kayısı ağacı, 20 adet erik ağacı, 2 adet vişne ağacı, 3 adet badem ağacı, 1 adet fındık ağacı, 3 adet üvez ağacı, 3 adet çam ağacının mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine,…” karar verilmiştir.
Hüküm, davalılardan V. E. ve E. E. tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere TMK’nun 684/1. maddesi uyarınca kural olarak, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. 22.12.1995 tarih ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı üzere; Eşya Hukukunda, muhdesatdan, bir arazi üzerinde arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır ( TMK 722, 724, 729 ). Ne var ki; TMK’nun 1012 maddesi hükmüne göre; malikin rızasıyla, kamu hukukundan kaynaklanan kısıtlamalar, Tapu Sicil Tüzüğü’nün belirlediği ayrık durumlar ve özel kanun hükümlerinde saklı hallerde tapu kütüğünün beyanlar hanesine muhdesatla ilgili şerh verilebilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünün beyanlar hanesine “beyanda” bulunulabilmesi için Medeni Kanun veya ilgili özel yasalarda bir düzenlemenin bulunması gerekir.
Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının hukuki yarar bulunması koşuluyla açılabileceği doktrinde ve Yargıtay uygulamasında kabul edilmektedir. Taraflar arasında görülmekte olan bir ortaklığın giderilmesi davasının varlığı ya da taşınmazın veya üzerinde bulunan muhdesatın kamulaştırma işlemine tabi tutulması halinde taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatlar hakkında aidiyetin tespiti davası açılmasında hukuki yarar bulunduğu benimsenmektedir. Hukuki yarar dava koşulu olup hukuki yarar bulunmaması halinde, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği kuşkusuzdur.
Temyize konu olan bu davada taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davası bulunmadığı gibi taşınmaz ve muhtesatın kamulaştırmaya konu olduğuna dair herhangi bir iddia, savunma, bilgi ve belge de bulunmadığı dikkate alındığında, davacının muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı, bir başka deyişle dava şartının gerçekleşmediği dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerle anlaşılmıştır. Davacının 52 parsel üzerindeki ev, ahır ve ağaçların aidiyetinin tespiti davası açmasında hukuki yararının bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esası incelenerek hüküm kurulması doğru olmadığından usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Davalılar V. E. ve E. E.’ın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. ( HMK m.297/ç ) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 598,70 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 23.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları