1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 13. Hukuk Dairesi
  4. MENFİ TESPİT VE İSTİRDAT DAVASI – TAKSİTLE SATIŞ – BİLİRKİŞİ RAPORU

MENFİ TESPİT VE İSTİRDAT DAVASI – TAKSİTLE SATIŞ – BİLİRKİŞİ RAPORU

Yazdırılabilir versiyonu indir

Özet: Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Taraflar arasında 4077 sayılı Kanun’un yukarıda sözü edilen 6/A maddesi kapsamında bir taksitle satış sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacının ise düğün tarihinden sadece iki gün önceki tarihli ihtarname ile davaya konu senedin iadesini istemiş ve davalıya yazılı olarak bildirim yapmıştır. Hal böyle olunca, düğünün iptalinde davalı firmanın herhangi bir kusuru bulunmadığı da gözetildiğinde, davalının düğün tarihinde; davacı ile kararlaştırılan salonda yeni bir organizasyon yapma ihtimali ortadan kalkmıştır. Ne var ki; düğün organizasyonunun gerçekleşmemesi nedeni ile davalının tasarruf ettiği kalemlerin de tespiti gerekir. O halde mahkemece; gerektiğinde bilirkişi raporu da alınmak suretiyle; davalının düğün organizasyonun yapılmaması nedeniyle tasarruf ettiği miktar tespit edilerek, bu kısım yönünden davanın kabulüne, bakiye kısım yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekir. Hal böyle olunca davanın tümden kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

T.C.
Yargıtay
13. Hukuk Dairesi
E: 2015/3306 K: 2016/6290 K.T.: 01.03.2016

DAVA : Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, 15.09.2013 tarihinde gerçekleşecek olan düğün organizasyonu için, davalı ile 31.01.2013 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşmeye göre 500,00 TL’si peşin olmak üzere 7.500,00 TL+KDV’nin davacı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda 500,00 TL kapora verdiğini, ayrıca kendisine boş senet imzalattırıldığını, ancak nişanın bozulması nedeni ile düğünün yapılamadığını, bu hususun belirlenen tarihten önce davalıya bildirildiğini, kapora davalıda kalması kaydıyla senedin iade edileceği konusunda anlaştıklarını, sonuç alınamayınca senedin iadesinin noter ihtarıyla talep edildiğini, ihtardan önce de defalarca sözlü olarak davalıya bildirim yapıldığını, bununla birlikte davalının senedi icra takibine koyması neticesinde icra tehdidi altında 8.734,43 TL’yi ödemek durumunda kaldığını, düğünün iptal edilmesi nedeniyle davalıya ödenmesi gereken bir ücretin bulunmadığını ileri sürerek 31.01.2013 tanzim 13.09.2013 vade tarihli bononun iadesine, icra takip dosyasına ödediği 8.734,43 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece davanın kabulüne, davacının 31.01.2013 tanzim, 13.09.2013 vade tarihli 7.000,00 TL’lik bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine, davacının bono nedeniyle ödemiş olduğu miktar olan 8.737,43 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı eldeki dava ile 15.09.2013 tarihinde gerçekleşecek olan düğün organizasyonu için davalı ile aralarında akdedilen 31.01.2013 tarihli sözleşme kapsamında, 500,00 TL’si peşin olmak üzere 7.500,00 TL+KDV’nin davalıya ödeneceği hususunda anlaştıklarını, bu kapsamda 500,00 TL kapora verdiğini, aynı zamanda kendisine senet imzalattırıldığını, bununla birlikte nişanın bozulması nedeniyle düğünün yapılamayacağının davalıya sözlü olarak bildirildiğini, 13.09.2013 tarihinde ise ihtaren senedin iadesinin istendiğini, davalının ise senedi icra takibine koyması neticesinde 8.737,43 TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, düğünün gerçekleşmemesi nedeni ile davalıya bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek 31.01.2013 tanzim 13.09.2013 vade tarihli bononun iadesine, icra takip dosyasına ödediği 8.734,43 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiş, davalı sözleşmede ücretin iade edilemeyeceğinin açıkça belirtildiğini, kendilerine 13.09.2013 tarihli ihtarname gönderildiğini, ancak düğün tarihinin 15.09.2013 olduğunu, düğüne çok kısa bir süre kala ihtarname gönderilmesi nedeniyle salonun boş kaldığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği itibari ile en az iki taksitle ödemesi yapılan bir hizmet sözleşmesi olarak değerlendirildiği, bu nedenle kambiyo senedinin nama düzenlenmesi gerektiği, nama yazılı olarak düzenlenmediği için geçersiz olan kambiyo senedinden dolayı davacının borçlu olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; 4077 sayılı Kanun’un Taksitle Satış başlıklı 6/A maddesinin 1. fıkrasına göre; “Taksitle satış, satım bedelinin en az iki taksitle ödendiği ve malın veya hizmetin sözleşmenin düzenlendiği anda teslim veya ifa edildiği satım türüdür”.

Somut uyuşmazlığa bakıldığında; davacının 500,00 TL kapora verdiği, 7.000,00 TL için ise senet düzenlendiği hususunda ihtilaf yoktur. Nitekim taraflar arasında akdedilen 31.01.2013 tarihli sözleşmenin 1 nolu maddesinin “ödeme” başlıklı kısmında; “31.01.2013 tarihinde 500,00 TL kapora alındı, kalan bedel 10.09.2013 tarihinde nakit ya da KK ile ödenecektir” ibaresi de göz önüne alındığında, taraflar arasında 4077 sayılı Kanun’un yukarıda sözü edilen 6/A maddesi kapsamında bir taksitle satış sözleşmesi bulunmamaktadır.

Bundan ayrı; sözleşmeye konu düğün organizasyonun tarihi 15.09.2013’tür. Davacı ise düğün tarihinden sadece iki gün önce 13.09.2013 tarihli ihtarname ile davaya konu senedin iadesini istemiş ve davalıya yazılı olarak bildirim yapmıştır. Hal böyle olunca, düğünün iptalinde davalı firmanın herhangi bir kusuru bulunmadığı da gözetildiğinde, davalının 15.09.2013 tarihinde; davacı ile kararlaştırılan salonda yeni bir organizasyon yapma ihtimali ortadan kalkmıştır. Ne var ki; düğün organizasyonunun gerçekleşmemesi nedeni ile davalının tasarruf ettiği kalemlerin de tespiti gerekir. O halde mahkemece; gerektiğinde bilirkişi raporu da alınmak suretiyle; davalının düğün organizasyonun yapılmaması nedeniyle tasarruf ettiği miktar tespit edilerek, bu kısım yönünden davanın kabulüne, bakiye kısım yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerekir. Hal böyle olunca davanın tümden kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 01.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları