1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 19. Hukuk Dairesi
  4. MENFİ TESPİT DAVASI – TAM EHLİYETSİZİN KREDİ KARTI KULLANMASI – KENDİSİNİ EHİL BİR KİŞİ GİBİ GÖSTERİP HUKUKİ İŞLEM YAPMA

MENFİ TESPİT DAVASI – TAM EHLİYETSİZİN KREDİ KARTI KULLANMASI – KENDİSİNİ EHİL BİR KİŞİ GİBİ GÖSTERİP HUKUKİ İŞLEM YAPMA

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine başlattığı icra takibine konu borcun dayanağı olan kredi kartı üyelik sözleşmesi tarihinde müvekkilinin akıl hastası olduğunu belirterek müvekkilinin takip konusu sözleşme nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Kural olarak tam ehliyetsiz kişilerin hukuki işlemleri hükümsüzdür. Ancak bu kuralın istisnaları vardır. “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”, uyarınca hakkaniyet elverdiği takdirde tam ehliyetsiz olan kişi diğer tarafın batıl hukuki işlemin hüküm ifade ettiğine güveni nedeniyle oluşan zararından sorumludur. Buna göre kendisini ehil bir kişi gibi gösterip hukuki işlem yapan ve bu suretle karşı tarafı zarara uğratan ehliyetsiz kişinin bu zarardan sorumlu olacağının kabulü gerekir.
T.C.
Yargıtay
19. Hukuk Dairesi
E: 2016/1490 K: 2016/8689 K.T.:
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne önelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine başlattığı icra takibine konu borcun dayanağı olan kredi kartı üyelik sözleşmesi tarihinde müvekkilinin akıl hastası olduğunu belirterek müvekkilinin takip konusu sözleşme nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, alınan adli tıp raporu ile davacının kredi kartı üyelik sözleşme tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, fiil ehliyeti bulunmayan kişinin işlemlerinin hukuki sonuç doğurmayacağı, bu nedenle davacının imzaladığı kredi kartı üyelik sözleşmesi ve kredi kartı başvuru formunun geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık kronik şizofreni denilen akıl hastalığı nedeniyle …tarihinde vesayet altına alındığı anlaşılan davacının davalı banka ile yaptığı Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi uyarınca almış olduğu banka kredi kartı ile yaptığı harcamalardan dolayı sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kural olarak tam ehliyetsiz kişilerin hukuki işlemleri hükümsüzdür (TMK 15. madde). Ancak bu kuralın istisnaları vardır. Bunlardan biri TMK’nın 2. maddesinde de öngörülen dürüstlük kuralıdır. Buna göre, “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”. TMK’nın 15. maddesinde hükme bağlanan kuralın istisnalarından biri de, BK’nın 54. maddesi hükmüdür. BK’nın 98/2.maddesi yollamasıyla sözleşmeye aykırılık hallerinde de uygulanması mümkün olan BK’nın 54/1.maddesi uyarınca hakkaniyet elverdiği takdirde tam ehliyetsiz olan kişi diğer tarafın batıl hukuki işlemin hüküm ifade ettiğine güveni nedeniyle oluşan zararından sorumludur.
TMK’nın 452/2. maddesinde ise, vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetine haiz olduğu hususunda diğer tarafı yanıltmış olması halinde onun bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacağı öngörülmüştür. Buna göre kendisini ehil bir kişi gibi gösterip hukuki işlem yapan ve bu suretle karşı tarafı zarara uğratan ehliyetsiz kişinin bu zarardan sorumlu olacağının kabulü gerekir. Kanun, tam ehliyetsizlerin yaptıkları hukuki işlemleri batıl sayarken bu gibi kimseleri korumak, kendi menfaatlerine aykırı işlemleri yaparak 3.kişilerce sömürülmelerine engel olmak amacını gütmüştür. Bu tehlikenin ortadan kalktığı normal zekalı bir insanla eşdeğer tarzda hareket ettiği durumlarda, hukuki muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürmek hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacağından kanun bunu himaye etmez. 09.03.1955 gün 22/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği gibi, mümeyyiz olmayan kimse temyiz kudretini haiz olsa idi aynı surette hareket edecek, yani normal zekalı bir insan dahi aynı tarzda muamelede bulunabilecek ise ehliyetsiz olduğundan bahisle muamelenin hükümsüzlüğünü ileri sürememelidir.
Somut olayda, davacı ülkemizde tam ehliyetli kişilerin dahi her zaman yararlanma olanağı bulamadıkları banka kredi kartından yararlanmış ve bu suretle bir menfaat elde etmiştir. Davalı bankanın ödeme talebine kadar tam ehliyetli biri gibi hareket edebilen davacının, borcun ifası istendiğinde ehliyetsizliğini ileri sürerek ifadan kaçınması hakkın kötüye kullanılmasının tipik bir örneğidir.
Öte yandan, BK’nın 61-66. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre vesayet altındaki kişinin karşı tarafın aleyhine olacak şekilde kendi mal varlığında meydana gelen sebepsiz zenginleşme oranında sorumlu olacağı kuşkusuzdur. Zira, sebepsiz zenginleşmenin iade borcunun doğması bakımından fiil ehliyetinden yoksun olmak sonuca etkili değildir.
Bu durumda mahkemece, yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak davacının kredi kartı harcamaları sebebiyle sorumlu olacağı miktar yönünden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları