1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 11. Hukuk Dairesi
  4. MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ TALEBİ – TÜKETİCİDE İLTİBAS YARATACAK DERECEDE BENZERLİK OLMAMASI – KIRMIZI RENKL TÜRKİYE HARİTASININ MARKASAL KULLANIMININ BİR KİŞİNİN TEKELİNE BIRAKILAMAYACAĞI

MARKANIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ TALEBİ – TÜKETİCİDE İLTİBAS YARATACAK DERECEDE BENZERLİK OLMAMASI – KIRMIZI RENKL TÜRKİYE HARİTASININ MARKASAL KULLANIMININ BİR KİŞİNİN TEKELİNE BIRAKILAMAYACAĞI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davacının markalarıyla davalının aynı harita ve figürü içeren başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, görsel ve anlamsal algının markaların bütününde gerek okunuş ve gerekse görünüşte yeteri derecede farklılık yarattığı, kırmızı renkli Türkiye haritasının markasal kullanım olarak bir kişinin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığı, öte yandan bu harita ve mavi şerit biçiminin basın yayın sektöründe yoğun ve yaygın kullanımı olduğundan da şüphe olmadığı, böylesine herkesin kullanımına açık ve bir kimseye bağlanması mümkün olmayan bir işaretin sahibinin hususiyetini taşıyan bir eser olduğunun kabulüne de olanak bulunmadığı, markalar benzer olmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının sonucu değiştirmeyeceği, bu durumda davalının marka başvurusunda bulunmasının kötüniyetli olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın onanması gerekmiştir.
T.C.
Yargıtay
11. Hukuk Dairesi
E: 2015/12402 K: 2017/96 K.T.: 09.01.2017
Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/10/2014 tarih ve 2014/56-2014/274 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin kırmızı zemin Türkiye haritası ve onun üzerinde mavi şerit figürüyle birlikte “…” ve “…” ibareli 16. ve 41. sınıf ürün ve hizmetleri içeren tanınmış birçok markanın sahibi olduğunu, davalının kötüniyetli biçimde aynı harita ve figürü içeren 2011/12285 numaralı “…” ibareli aynı sınıf hizmetleri kapsayan marka tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun ilanı üzerine iltibas ve tanınmışlık vakıa ve hukuki sebeplerine dayanarak başvurunun reddi istemi ile itirazda bulunduklarını, itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak … tarafından reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, başvurunun tescilinin müvekkilinin markaları ile iltibasa sebebiyet vereceği gibi onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterini de zedeleyeceğini, müvekkili markalarındaki düzenleme biçiminin eser niteliğinde bulunduğunu, ileri sürerek … kararının iptali ile davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; … kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının kırmızı zemin Türkiye haritası ve onun üzerinde mavi şerit figürüyle birlikte “…” ve “…” ibareli markalarıyla davalının aynı harita ve figürü içeren “…” ibareli başvurusu arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, görsel ve anlamsal algının markaların bütününde gerek okunuş ve gerekse görünüşte yeteri derecede farklılık yarattığı, kırmızı renkli Türkiye haritasının markasal kullanım olarak bir kişinin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığı, öte yandan bu harita ve mavi şerit biçiminin basın yayın sektöründe yoğun ve yaygın kullanımı olduğundan da şüphe olmadığı, böylesine herkesin kullanımına açık ve bir kimseye bağlanması mümkün olmayan bir işaretin sahibinin hususiyetini taşıyan bir eser olduğunun kabulüne de olanak bulunmadığı, markalar benzer olmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının sonucu değiştirmeyeceği, bu durumda davalının marka başvurusunda bulunmasının kötüniyetli olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09/01/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları