1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 7. Ceza Dairesi
  4. MARKA HAKKININ İHLALİ – BİR SUÇ İŞLEME KARARININ İCRASI KAPSAMINDA AYNI SUÇUN BİRDEN FAZLA KİŞİYE KARŞI TEK BİR FİİLLE İŞLENMESİ – ZİNCİRLEME SUÇ

MARKA HAKKININ İHLALİ – BİR SUÇ İŞLEME KARARININ İCRASI KAPSAMINDA AYNI SUÇUN BİRDEN FAZLA KİŞİYE KARŞI TEK BİR FİİLLE İŞLENMESİ – ZİNCİRLEME SUÇ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Marka hakkının ihlali suretiyle meydana gelen zararın basit bir araştırma ile tespit edilebilecek zarar niteliğinde olmaması gerekir. Sanığın işyerinde yapılan aramada farklı firmalar adına tescilli markaların taklidi olan ürünlerin bulunması karşısında, bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi sebebiyle eylemin, zincirleme suç kapsamında kaldığı gözetilmelidir.
T.C.
Yargıtay
7. Ceza Dairesi
E: 2013/13488 K: 2014/17869 K.T.: 28.10.2014
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1- Aynı gün sanığın işyerinde yapılan aramada farklı firmalar adına tescilli markaların taklidi olan ürünlerin bulunması karşısında, sanığın eyleminin 523/ sayılı TCK’nın 43. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğince bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi sebebiyle zincirleme suç kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre;
2- Sanığın işyerinde yapılan aramada C.D. markalı ürünler bulunmadığı halde kararda katılan olarak gösterilmesi,
3- Suçun işleniş şekli, suç yeri ve konusunun önem ve değeri itibariyle ali sınırdan uzaklaşılmasına gerek görülmediği belirtilmesine rağmen gün adli para cezasının teşdiden tayini,
4- 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararı aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK’nın 231/5. madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı kararında; “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir.” denilmektedir.
Bu ilkeler çerçevesinde her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi gerekir. Dosya kapsamından katılanın marka hakkının ihlali suretiyle meydana gelen zararın basit bir araştırma ile tespit edilebilecek zarar niteliğinde olmadığı ve dosyaya yansıyan katılanın tespit edilmiş bir zararı bulunmadığı gözetilmeden ve TCK’nın 62. maddesi gereğince “sanığın yargılama sırasındaki olumlu davranışları lehe takdiri indirim sebebi kabul edildiği” ve “sanığın geçmişteki halı ve mahkemedeki tutumuna göre cezasının ertelenmesi halinde tekrar suç işle inekten kaçınacağına dair kanaat oluştuğundan sanığa verilen hapis cezasının TCK’nın 51. maddesince ertelenmesine” karar verilmesiyle de çelişen şekilde sabıkasız olan sanığın dosyaya yansıyan olumsuz davranışlarının neler olduğu da gösterilmeden “sanığın müdahil tarafın zararını karşılamadığı, HAGB’nln caydırıcı olmaktan uzak sonuçları dikkate alındığında yargılama sırasında bir pişmanlık belirtisi göstermeyen sanığın tekrar suç işlemekten çekineceğine dalı kanaate varılamadığı” gerekçesiyle hükmün açıklanması,
5- Gün adli para cezasının miktarının belirlenmesi ve taksitlendirilmesinde uygulanan yasa maddesinin fıkralarının gösterilmemesi,
6- 30.06.2010 olan suç tarihinin karar başlığında yanlış yazılması.
7- Hükümden önce 01.03.2008 gün ve 26803 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5739 sayılı yasanın 5. maddesi ile yapılan değişiklikle, 5237 sayılı TCK’nın 50/6. madde ve fıkrasında yer alan “yaptırım” ibaresinin “tedbir” olarak değiştirilip, 5275 sayılı yasanın 106. maddesinin 4. ve 9. fıkralarının yeniden düzenlenip, 10. fıkrasının da yürürlükten kaldırılması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevirme yapılacağına karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak cezada kazanılmış hakkı saklı kalmak üzere (BOZULMASINA), 28.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları