1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 17. Hukuk Dairesi
  4. KUSUR YÖNÜNDEN FAZLAYA İLİŞKİN HAKKIN SAKLI TUTULMAMASI – HMK GEÇİCİ 3/2 MADDESİ GEREĞİNCE TEMYİZ KESİNLİK SINIRI – TEMYİZ KESİNLİK SINIRININ ALTINDA KALAN MİKTARA İLİŞKİN KARARLARIN KESİN OLDUĞU

KUSUR YÖNÜNDEN FAZLAYA İLİŞKİN HAKKIN SAKLI TUTULMAMASI – HMK GEÇİCİ 3/2 MADDESİ GEREĞİNCE TEMYİZ KESİNLİK SINIRI – TEMYİZ KESİNLİK SINIRININ ALTINDA KALAN MİKTARA İLİŞKİN KARARLARIN KESİN OLDUĞU

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davacının, davalıya izafe olunan kusur oranı yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamış olması, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği toplam tazminatın 7.306,00-TL olarak saptanmış olması, davacının bu tazminatın ancak kendini sınırladığı %25 kusur oranına isabet eden 1.826,00-TL’lik kısmını eldeki davada talep edebilecek olması, mahkeme tarafından da bu miktar yönünden davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmiş olması hususları gözetildiğinde; hüküm altına alınan miktar bakımından kararın kesin olduğu görülmektedir. Zira 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle HUMK’unn 427. (HMK 341 ve 361) maddesinde öngörülen temyiz kesinlik sınırı 1.1.2014 tarihinden itibaren 1.890,00-TL’ye çıkarılmıştır. Somut olayda, 1.826,00-TL tazminata karar verilmiş olup, temyize konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
T.C.
Yargıtay
17. Hukuk Dairesi
E: 2015/6792 K: 2015/14004 K.T.: 14.12.2015
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Batı 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 16/12/2014
NUMARASI : 2014/118-2014/314
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenlerle,davanın kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, şirketleri tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın tek taraflı kazada hasarlandığını, hasar bedeli olarak 7.306,00 TL. Ödediklerini, kaza tespit tutanağı ile davalının kazanın oluşumunda %25 kusurlu olduğunun saptandığını, sigortalılarına ödedikleri bedelden davalı kusuruna isabet eden miktar için rücu haklarının doğduğunu, ödenen bedelin davalıdan rücuen tazmini için açtıkları davada Ankara 13. İdare Mahkemesi’nin 2013/381 Esas-2013/435 Karar sayılı dosyasında görevsizlik kararı verildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödedikleri miktardan davalının kusuruna isabet eden 1.826,00 TL’nin ödeme tarihi olan 06.11.2012 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davada idari yargının görevli olduğunu, yol çalışması yapılan kaza yerinde servis yolu açılıp trafiğe kapatılan yolun dubalarla işaretlenmiş olduğunu, bu nedenle davalının kusursuz olduğunu, kusurun davacının sigortalısında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kararda yazılı nedenlerle ve benimsenen bilirkişi raporuna göre,davanın kabulü ile 1.826,00 TL’nin ödeme tarihi olan 06.11.2012’den işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazla hakların saklı tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Dava, kasko sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davacı sigortacının, ödediği bedelin zarara sebep olan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı taraf, davaya konu trafik kazası nedeniyle sigortalılarına 7.306,00 TL. ödediklerini, kaza tespit tutanağı ile kazada davalı Belediye’nin %25 kusurlu bulunduğunu belirterek davalının anılan kusur oranına isabet eden miktar olan 1.826,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Bu manada davacı taraf, eldeki davada davalıya yükletilecek kusur oranı yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamış; sadece belirtilen kusur oranına göre hesap olunacak tazminatın miktarı yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuştur. Bu nedenle de davacının hükme esas alınan bilirkişi raporu ile davalının %60 olarak belirlenen kusuruna tekabül eden tazminatı eldeki davada talep etmesi mümkün değildir.
Davacının, davalıya izafe olunan kusur oranı yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamış olması, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği toplam tazminatın 7.306,00 TL. olarak saptanmış olması, davacının bu tazminatın ancak kendini sınırladığı %25 kusur oranına isabet eden 1.826,00 TL’lik kısmını eldeki davada talep edebilecek olması, mahkeme tarafından da bu miktar yönünden davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmiş olması hususları gözetildiğinde; hüküm altına alınan miktar bakımından kararın kesin olduğu görülmektedir. Zira 6100 sayılı HMK’nun geçici 3/2 maddesi delaletiyle HUMK’nun 427. (HMK 341 ve 361.) maddesinde öngörülen temyiz kesinlik sınırı 1.1.2014 tarihinden itibaren 1.890,00 TL’ye çıkarılmıştır.
Somut olayda, 1.826,00 TL. tazminata karar verilmiş olup,temyize konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı S.. B.. vekilinin temyiz dilekçesinin mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları