1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 19. Hukuk Dairesi
  4. KREDİ KARTI BORCUNUN YENİDEN YAPILANDIRILMA – YAPILANDIRMA ŞARTLARINA UYULMAMASI HALİNDE MAAŞA BLOKE UYGULANABİLECEĞİ – MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

KREDİ KARTI BORCUNUN YENİDEN YAPILANDIRILMA – YAPILANDIRMA ŞARTLARINA UYULMAMASI HALİNDE MAAŞA BLOKE UYGULANABİLECEĞİ – MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ REDDİNE KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet:  Davalı bankanın davacının kredi kartı borcunu ödememesi dolayısıyla maaşına bloke koyduğu, davacının bu blokenin kaldırılmasını ve dava tarihine kadar tahsil edilen miktarın iadesini talep ettiği, taraflar arasında 08/08/2014 tarihinde dava açılmadan önce borç tasfiye sözleşmesinin imzalanarak geçmiş borç tutarının aylık 270,00 TL taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırılmış olduğu, bu sözleşmeye ekli muvafakatnamede davacının taksitlendirilen borç tutarını ödememesi halinde bankanın maaşından tahsil etmesine muvafakat ettiği, davacının bu taksitleri de ödemediğinin sabit olduğu, davalı bankanın davacı hakkında uyguladığı işlemde hukuka aykırı bir durumun söz konusu olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığından kararın onanması gerekmektedir.
T.C.
Yargıtay
19. Hukuk Dairesi
E: 2015/15714 K: 2016/6417 K.T.: 12.04.2016
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, devlet memuru olduğunu, maaşının davalı banka şubesine yatırıldığını, davalı bankanın kredi kartı borcu olduğu iddiasıyla maaş hesabına bloke uyguladığını, blokenin dışında da bilgi ve makbuz vermeden çeşitli kesintiler yaptığını, 15/10/2014 tarihinde 1.975,11 TL olan maaşının 1.621,21 TL’lik kısmına bloke konulduğunu, maaş hesabına resmi merci yazısı olmaksızın bu şekilde bloke konulmasının hukuka aykırı olduğunu, sözleşmelerin kendisiyle müzakere edilmeksizin imzalatıldığını belirterek, dava tarihine kadar gerçekleşmiş olan toplam 1.621,21 TL tutarındaki kesintinin yasal faiziyle ve ayrıca kesinti ile aynı tutardaki manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında bankacılık hizmet sözleşmesi imzalandığını ve kredi kartı verildiğini, davacının kredi kartı borcunun minimum ödeme tutarlarını dahi ödemediğini, bu nedenle müvekkili bankanın davacıyla irtibata geçtiğini ve borcunu bildirdiğini, davacının ancak taksitler halinde ödeyebileceğini beyan etmesi üzerine davacıya yapılandırma koşullarının açıklandığını, davacının da kabul edip borç tasfiyesi sözleşmesini, taksitli ödeme planını ve ayrıca borcun ödenmemesi halinde maaşından tahsil edilmesine dair muvafakatname de imzaladığını, yapılandırmaya rağmen borç yine ödenmediğinden sözleşme uyarınca tüm borcun muaccel olduğunu ve bahse konu muvafakatnameye istinaden borcun davacının hesabından tahsil edildiğini, tahsilatın bankacılık hizmet sözleşmesine değil, doğrudan bu muvafakatnameye dayandığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı bankanın davacının kredi kartı borcunu ödememesi dolayısıyla maaşına bloke koyduğu, davacının bu blokenin kaldırılmasını ve dava tarihine kadar tahsil edilen miktarın iadesini talep ettiği, taraflar arasında 08/08/2014 tarihinde dava açılmadan önce borç tasfiye sözleşmesinin imzalanarak geçmiş borç tutarının aylık 270,00 TL taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırılmış olduğu, bu sözleşmeye ekli muvafakatnamede davacının taksitlendirilen borç tutarını ödememesi halinde bankanın maaşından tahsil etmesine muvafakat ettiği, davacının bu taksitleri de ödemediğinin sabit olduğu, davalı bankanın davacı hakkında uyguladığı işlemde hukuka aykırı bir durumun söz konusu olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 12/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları