1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 4. Hukuk Dairesi
  4. KİŞİNİN EVLİ OLDUĞUNUN BİLİNMESİNE RAĞMEN İLİŞKİYE GİRİLMESİ – TAZMİNAT TALEBİNİN REDDEDİLMESİ GEREKTİĞİ – ZARARIN MEYDANA GELMESİNDEN ASLİ OLARAK SORUMLU TUTULAMAYACAĞI

KİŞİNİN EVLİ OLDUĞUNUN BİLİNMESİNE RAĞMEN İLİŞKİYE GİRİLMESİ – TAZMİNAT TALEBİNİN REDDEDİLMESİ GEREKTİĞİ – ZARARIN MEYDANA GELMESİNDEN ASLİ OLARAK SORUMLU TUTULAMAYACAĞI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davalının doğrudan davacının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemez. Söz konusu yasada yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekleştirdiği kişiler yönünden herhangi bir düzenleme getirilmemiştir. Kanunun müteselsil sorumluluğa dair hükümlerinin de uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Zira, söz konusu kanunun 61. maddesinde haksız fiil sebebiyle müteselsilen sorumluluğuna gidebilecekler gösterilmiştir. Davalı zararın meydana gelmesinden asli olarak sorumlu tutulamaz. Yine yasa hükmünün aradığı anlamda iştirak hali de söz konusu olamaz. Zira iştiraken işlenebilir bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için eylemin müstakilen ve asli olarak da işlenebilir olması gerekir. Kanunun 58. maddesine göre, davalının eylemi, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemez. Davacının davalıya yönelik manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
T.C.
Yargıtay
4. Hukuk Dairesi
E: 2015/3521 K: 2016/2417 K.T.: 25.02.2016
DAVA : Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve diğeri aleyhine 25.12.2013 gününde verilen dilekçeyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.10.2014 tarihli kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR : 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı …’un temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-) Davalı …’in temyiz itirazlarına gelince;
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeni ile uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının kendisi ile evli olduğunu bildiği halde diğer davalı eşi ile birlikte olduğunu, eylemlerinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunduğunu iddia ederek, uğradığı manevi zararın davalılardan ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, toplanan delillere göre davalı …’in, diğer davalı ile davacının eşi olduğunu bilerek birlikte olduğu hususu sabit görülerek davalıların haksız eylemleri sebebiyle davacının kişilik haklarının zarar gördüğü kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
.. 185. maddesine göre, “Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” Aynı Kanun’un 174. maddesine göre de, “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”
Evlenmeyle eşler arasında kurulan aile birliğinin taraflara yüklediği ödevlerin ihlali veya yerine getirilmemesi durumunda bu yükümlülüğü yerine getirmeyen eş yönünden Türk Medeni Kanunundaki sonuçları, boşanma ve boşanma sebebi olması durumunda, bu olaylar yüzünden kişilik haklarının saldırıya uğraması halinde manevi tazminat talep edilebileceğidir.
.. 49. maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Yine .. 58. maddesinde “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.” Haksız fiile dayalı bir borcun doğabilmesi için, hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, fiili işleyenin kusuru olmalı, sonuçta bir zarar doğmalı, zarar ile işlenen fiil arasında da uygun nedensellik bağı bulunması gerekir.
Somut olaya gelince, davalıların davacıya yönelik ve bütün olarak aldatma mahiyetindeki davranışlarının manevi tazminatı gerektirip gerektirmeyeceğinin tartışılması gereklidir.
Yukarıda incelenen yasa maddeleri uyarınca, davacının davalı eşinin .. evlenmeyle eşe yüklediği ödevler arasında bulunan sadakat yükümlülüğünü ihlali nedeniyle, Kanunu’nun 185. ve 174. maddeleri, .. 49. ve 58. maddeleri uyarınca boşanma sebebi ve istenmesi halinde manevi tazminatı gerektirir nitelikte olduğu kuşkusuzdur. .. düzenleme, davalı eşin evlenme ile kurulan aile birliğinin tarafı olması sıfatından kaynaklanmaktadır. Zira davalı eş kendi iradesi ile bu birliğin tarafı olmayı kabul etmiş ve Kanun’un kendisine tanıdığı hak ve yükümlülükler altına girmiştir.
Davalı …’in eyleminin manevi tazminatı gerektirip gerektirmeyeceğine gelince, davalının doğrudan davacının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemez. Söz konusu Yasada yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekleştirdiği kişiler yönünden herhangi bir düzenleme getirilmemiştir.
6098 Sayılı .. müteselsil sorumluluğa dair hükümlerinin de uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Zira, söz konusu Kanunu’nun 61. maddesinde haksız fiil sebebiyle müteselsilen sorumluluğuna gidilebilecekler gösterilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal duruma göre, davalı zararın meydana gelmesinden asli olarak sorumlu tutulamaz. Yine yasa hükmünün aradığı anlamda iştirak hali de söz konusu olamaz. Zira iştiraken işlenebilir bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için, eylemin müstakilen ve asli olarak da işlenebilir olması gerekir. Ayrıca haksız fiil sorumluluğunu, geniş ve belirsiz bir kavram olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmeye iştirak çerçevesinde değerlendirmek, bu sorumluluğu belirsiz hale getirecektir.
Açıklanan nedenlerle, .. 58. maddesine göre, davalı …’in eylemi, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemez. Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacının davalı …’e yönelik manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda (2) sayılı bentte açıklanan sebeplerle … karşı oyuyla oyçokluğu ile davalı … yararına BOZULMASINA, davalı …’un temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bentte açıklanan sebeplerle .. karşı oyuyla ve oyçokluğu ile reddine ve davalı …’ten peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine 25.2.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının sadakat yükümlülüğünü ihlal eden davalı eşi ile birlikte olduğu diğer davalıdan manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; davalılar tarafından temyiz edilen hüküm Dairemizin çoğunluğunca onanmıştır.
Dairemiz çoğunluğu ile aramdaki uyuşmazlık, davaya, asliye hukuk mahkemesinde mi yoksa, aile mahkemesinde mi bakılacağı ve davalı eşin yanında diğer davalının da manevi tazminattan sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davanın açıldığı tarih itibariyle, taraflar arasındaki evlilik devam etmektedir. 4787 Sayılı Kanun’un 4. maddesi Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabının birinci ve ikinci kısmı ile 4722 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işlerin aile mahkemesinde görüleceği öngörülmüştür.
Sadakat yükümlülüğü, .. ikinci kitabının birinci kısmının üçüncü bölümündeki 185. maddede düzenlenmiştir. Aile hukukundan kaynaklanan bir sorumluluk olan sadakat yükümlülüğüne aykırılığı belirleme görevi aile mahkemesine aittir. Aldatan eşin bu eyleminin genel hükümlere göre haksız fiil sorumluluğu kapsamında değerlendirilmesi .. 185. maddesiyle 4787 Sayılı Kanunu’un 4. maddesine açıkça aykırıdır. Görev kamu düzenine dair olup, yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır.
Tüm bu nedenlerle, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davaya bakılıp sonuçlandırılmasını usul ve yasaya uygun bulmadığımdan Dairemiz çoğunluğun onama kararının (1) numaralı bendine katılmıyorum.
Diğer yandan
Eşler evlilik birliğini kurmakla birbirlerine sadakat borcu altına girdikleri gibi, mensubu oldukları aile birliğine karşıda sorumluluk altına girerler. Davacının eşinin evli olmasına rağmen bir başkası ile cinsel ve duygusal ilişkiye girmesi, evlilik sözleşmesi ile bağlandığı, sadakat borcu altına girdiği eşine karşı haksız eylem niteliğindedir. Davalı da evli olduğunu bilerek davacının eşiyle gayri resmi ilişkiye girmek suretiyle, gerek yasalarca, gerek örf ve adet hukukunca korunmayan haksız bir davranış içine girmiştir. Bu davranış da açıkça haksız eylem niteliğindedir.
Eş söyleyişle, esasen dava dışı eşin evlilik birliğinin gerektirdiği sadakat yükümü bulunmakla birlikte, onun evli olduğunu bilen ve buna rağmen onunla birlikte ilişkiye giren davalının da dava dışı eşin sadakatsizlik eylemine katıldığında, her ikisinin de bu haksız eylemlerinden birlikte ve müteselsilen sorumlu olduklarında kuşku bulunmamaktadır. O halde, Türk Borçlar Kanunu’nun 61. (Borçlar Kanunu’nun 50. md.) maddesinde düzenlenen birden fazla şahsın müşterek kusurlarıyla bir zarara yol açmaları, diğer bir deyimiyle tam teselsül hali mevcut olup, davalı doğan zarardan davacının eşi ile birlikte müteselsilen sorumludur. (HGK. 2010/4-129 E.-173 K.)
Müteselsilen sorumluluğun bulunduğu durumda da davacı, alacağını sorumlulurın tamamından isteyebileceği gibi, bunlardan biri veya birkaçından da isteyebilir. (HGK.12.11.2003 gün ve 2003/9-685 E.690 K.)
Hal böyle olunca; mahkemece, davalının açıklanan şekilde gerçekleşen eyleminden sorumluluğu kabul edilerek davacı eş yararına tazminata karar verilmesi doğrudur. Bu aşamada hükmedilen tazminat miktarı hakkındaki görüşümü saklı tutuyorum. Yukarıda belirttiğim nedenlerle, Dairemizin çoğunluğunun bu davalı yönünden davanın reddi gerektiğine dair (2) numaralı bentteki kararına da katılmıyorum. 25.2.2016
KARŞI OY YAZISI
Dava, davalının davacının diğer davalı eşi ile birlikteliğinden kaynaklanan haksız saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık evlilik dışı birlikteliğin haksız fiil olarak kabul edilip edilemeyeceği dolayısıyla davalının bu eyleminin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Eşler evlilik birliğini kurmakla birbirlerine karşı sadakat borcu altına girdikleri gibi, mensubu oldukları aile birliğine karşı da sorumluluk altına girerler. Davacının eşinin evli olmasına rağmen bir başkası ile cinsel ve duygusal ilişkiye girmesi, evlilik sözleşmesi ile bağlandığı, sadakat borcu altına girdiği eşine karşı haksız eylem niteliğindedir. Davalı da evli olduğunu bilerek davacının eşiyle gayri resmi ilişkiye girmek suretiyle, gerek yasalarca, gerek örf ve adet hukuku tarafından korunmayan haksız bir davranış içine girmiştir. Davalının bu davranışı da açıkça haksız eylem niteliğindedir.
Eş söyleşiyle, esasen dava dışı eşin evlilik birliğinin gerektirdiği sadakat yükümü bulunmakla birlikte, onun evli olduğunu bilen ve buna rağmen ilişkiye giren davalının da eşin sadakatsizlik eylemine katıldığında, her ikisinin de bu haksız eylemlerinden birlikte ve müteselsilen sorumlu olduklarında kuşku yoktur. Türk Borçlar Kanunu’nun 61. (Borçlar Kanunu’nun 50. md.) maddesinde düzenlenen birden fazla şahsın müşterek kusurlarıyla bir zarara yol açmaları, diğer bir deyimle tam teselsül hali mevcut olup, davalı doğan zarardan davacının eşi ile birlikte müteselsilen sorumludur. (HGK. 2010/4-129 E-173 K)
Müteselsil sorumluluğun bulunduğu durumlarda davacı alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi, bunlardan biri veya birkaçından da isteyebilir. (HGK. 12.11.2003 gün ve 2003/9-685 E, 690 K)
Mahkemece, davalı …’in açıklanan şekilde gerçekleşen eyleminden sorumluluğu kabul edilerek davacı eş yararına manevi tazminata karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan yerel mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair hükmünün davalı … yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarı hakkındaki görüşüm saklı kalmak üzere Dairemizin sayın çoğunluğunun davalı hakkındaki davanın reddedilmesi gerektiğine dair ilamın (2) sayılı bendindeki bozma kararına katılmıyorum. 25.2.2016
KARŞI OY YAZISI
Davanın açıldığı tarih itibariyle davalı … ile davacı arasındaki evlilik sözleşmesi devam etmektedir.
4787 Sayılı Kanun’un 4. maddesine göre, .. ikinci kitabının birinci ve ikinci kısmı ile 4722 Sayılı .. yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işlere bakma görevi .. aittir.
Sadakat yükümlülüğü .. ikinci kitabının birinci kısmının üçüncü bölümünde yer almaktadır. Aile hukukundan kaynaklanan bir yükümlülük olan sadakat yükümlülüğüne aykırılığı belirleme görevi .. aittir. Bu yükümlülüğün ihlali halinde .. 174. maddesine göre kişilik hakları zarar gören eşin boşanmayla birlikte manevi tazminat isteme hakkı bulunmaktadır. Aldatan eşin eyleminin genel hükümlere göre haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilmesi .. 185 ve 174. maddelerine aykırı olduğu gibi görevle ilgili 4787 Sayılı Kanun’un 4. maddesine de aykırıdır. Görev kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Açıklanan sebeplerle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yerel mahkemenin manevi tazminat konusunda vermiş olduğu kısmen kabul kararının Dairemiz çoğunluğunca bozulmasına (1) numaralı bent yönünden katılmıyorum. 25.2.2016
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları