1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 3. Hukuk Dairesi
  4.   KİRA SÖZLEŞMESİ – İTİRAZIN İPTALİ DAVASI – GÖREVLİ MAHKEME – GÖREVSİZLİK KARARI

  KİRA SÖZLEŞMESİ – İTİRAZIN İPTALİ DAVASI – GÖREVLİ MAHKEME – GÖREVSİZLİK KARARI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklananmaktadır. Dava, 07/02/2014 tarihinde 6100 Sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re’sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik sebebiyle HMK’nın 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
.C.
Yargıtay
3. Hukuk Dairesi
E: 2017/352 K: 2017/777 K.T.: 31.01.2017
DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 31.01.2017 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı vekili geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili dava dilekçesinde; aracına kiralandığını, davalı sürücünün tek taraflı maddi hasarlı kazaya sebebiyet verdiğini ve kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu, araç kira sözleşmesine göre tam kusurlu olunması halinde kaza sonucu oluşan tüm hasardan kiracının sorumlu olduğunun belirtildiğini, haksız fiil ve sözleşme şartı gereği davalıların kaza sonucu oluşan hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, kazadan dolayı oluşan hasar bedeli tahsili için yapılan takibe itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesi ile ek ücret ödenmek suretiyle ortaya çıkacak olası maddi hasarların kasko teminatı altına alındığını, müvekkillerinin sorumluluğu bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, itirazın iptali davasının ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-) 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine dair hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Somut olayda, uyuşmazlık kira sözleşmesinden kaynaklananmaktadır. Dava, 07/02/2014 tarihinde 6100 Sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine dair olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re’sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik sebebiyle HMK’nın 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-) Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda birinci bentte açıklanan sebeplerle hükmün HUMK’un 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan sebeple davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı için takdir edilen 1.480 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 6100 Sayılı HMK’nın geçici madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK’un 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları