1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. Hukuk Genel Kurulu
  4. KİRA ALACAĞININ TAHSİLİ İÇİN İCRA TAKİBİNE İTİRAZIN KALDIRILMASI DAVASI – KİRA ALACAĞI – ALACAĞIN TAHSİLİ

KİRA ALACAĞININ TAHSİLİ İÇİN İCRA TAKİBİNE İTİRAZIN KALDIRILMASI DAVASI – KİRA ALACAĞI – ALACAĞIN TAHSİLİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Davacı-alacaklı tarafından, ödenmeyen kira alacaklarının tahsili amacıyla yapılan tahliye talepli icra takibine, M.. Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş tarafından yapılan itirazın kaldırılması davasının kabulüne ve taşınmazın tahliyesine ilişkin kararın kesinleştiği, söz konusu takip ve davada, davalı-borçlunun kiracılık sıfatlarına itiraz etmediği gibi davalı-borçlunun fazla kira bedeli ödemelerine ilişkin keşide ettiği ihtarnamede de kiracılık sıfatına karşı çıkmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı-borçlunun kira bedellerini düzenli olarak yatırdığı da belirgindir.
T.C.
Yargıtay
Hukuk Genel Kurulu
E: 2013/1469 K: 2015/786 K.T.: 28.01.2015

Taraflar arasındaki “itirazın kaldırılması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çorum İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.04.2012 gün ve 2012/23 E.-2012/471 K. sayılı kararın incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 29.11.2012 gün ve 2012/11707 E.-2012/15767 K. sayılı ilamı ile;

(…Dava davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkiline ait taşınmazda kiracı olarak bulunduğunu, ödenmeyen kira bedelleri için davalı hakkında başlattıkları icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek, itirazın kaldırılmasına ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı M.. Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş. vekili davanın pasif husumet yokluğundan reddini savunmuştur.

Davacı 24.10.2011 tarihli takip talebi ile 2010 yılı Temmuz-2011 yılı ekim arası ödenmeyen 31.113,00 TL. kira bedelinin tahsilini talep etmiştir. Davalı borçlu ödeme emrine karşı itirazında alacaklının dayandığı kira sözleşmesinde kiracının MNG Havayolları ve Taşımacılık A.Ş olduğunu, MNG Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık Anonim Şirketi’nin kira sözleşmesine taraf olmadığını belirterek husumet itirazında bulunmuştur.

Davacı tarafça dava ve takibe dayanak yapılan 15.01.2003 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesinde kiraya verenin N.. B.., kiracının M..Hava Yolları ve Taşımacılık A.Ş. olduğu anlaşılmaktadır. Davalı borçlu M.. Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş.’nin kira sözleşmesinin tarafı bulunmaması ve davalının davada ve icra takibinde ödeme emrine karşı açıkça husumet itirazında bulunması karşısında davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Karar bu nedenle bozulmalıdır…)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, davalı borçlu aleyhine kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın kaldırılması istemine ilişkindir
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı aleyhine Çorum 2.İcra Müdürlüğünün 2011/5060 Esas sayılı dosyası ile kira bedelinin tahsili amacıyla takip başlatıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini, davalının itirazında haksız olduğunu belirterek itirazın kaldırılması, takibin devamı ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı borçlu vekili; davacı tarafından müvekkili aleyhine açılan davanın pasif husumet yönünden reddi gerektiğini, davanın esasını teşkil eden Çorum 2.İcra Müdürlüğünün 2011/5060 Esas sayılı dosyaya dayanak kira kontratı ile müvekkili şirketin hiçbir ilgisi bulunmadığını, kira kontratının davacı kiralayan N.. B.. ile kiracı M.. Havayolları ve Taşımacılık A.Ş arasında imzalanmış bir sözleşme olduğunu, belirterek davanın reddini savunmuştur.

Yerel mahkemenin, kira akdinin tarafı olmadığını iddia eden davalı tarafından uzun süre ödenmiş kira bedellerinin olması, bu kira bedellerinin davacının mahkemeye sunduğu dekontlarla açıklığa kavuşmuş olması, her ne kadar kesinleşmemiş de olsa Çorum İcra Hukuk Mahkemesinin 2010/696 Esas 2011/634 Karar sayılı ilamında da davalı aleyhine tahliyeye karar verilmiş olması “taraflar arasında kira sözleşmesinin varlığını tarafların özel durumları gereği tartışılamayacak derecede belirgin” kılan hususlar olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verdiği karar davalı-borçlu vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur.

Yerel mahkemece, önceki gerekçelerle direnme karar verilmiş; hükmü davalı-borçlu vekili temyiz etmiştir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davalı M.. A.. ye husumet düşüp düşmediği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle kira sözleşmesinin hukuksal niteliğinin açıklanmasında yarar bulunmaktadır.

Bilindiği üzere kira sözleşmesi, bir bedel karşılığında geçici bir süre için tarafa veya başkasına ait taşınır veya taşınmaz malın veya bir hakkın kullanımını sağlayan sözleşmedir. Kira sözleşmesi karşılıklı iradelerin birleşmesi suretiyle oluşur. Kira sözleşmesinin tarafları, kiraya verilen maldan bedel karşılığı yararlanan kiracı ile yararlanmaya razı olan kiralayandır.

Kira sözleşmesi kural olarak şekle tabi değildir. 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun’da kira sözleşmesi için şekil şartı öngörülmemiştir. Buna göre, sözleşme yazılı olabileceği gibi sözlü olarak da kurulabilir. Ancak bazı özel yasalarda kira sözleşmesinin ne şekilde yapılacağı belirtilmiştir. Örneğin, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu; 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu; 5846 sayılı Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu; 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu ve Vakıflar Kanununa göre kira sözleşmelerinin mutlaka yazılı veya noterde yapılmış olması gerekmektedir.

Hukuk Genel Kurulunun 22.10.2010 gün 2010/6-659 E., 2010/682 K.sayılı kararında da bu ilkeler benimsenmiştir.
Somut olayda; davalı-borçlu M.. Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş.’nin kiracı dolayısı ile borçlu sıfatına haiz olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir.

Davalı-borçlunın kiracı sıfatı bulunmadığını ileri sürmesi karşısında, davalının kiracı durumunda olduğunun davacı-alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir.

Bu doğrultuda somut uyuşmazlığın incelenmesinde; davacı-alacaklı tarafından, ödenmeyen kira alacaklarının tahsili amacıyla yapılan tahliye talepli icra takibine, M.. Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş tarafından yapılan itirazın kaldırılması davasının kabulüne ve taşınmazın tahliyesine ilişkin kararın kesinleştiği, sözkonusu takip ve davada, davalı-borçlunun kiracılık sıfatlarına itiraz etmediği gibi davalı-borçlunun fazla kira bedeli ödemelerine ilişkin keşide ettiği ihtarnamede de kiracılık sıfatına karşı çıkmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davalı-borçlunun kira bedellerini düzenli olarak yatırdığı da belirgindir.

Görüldüğü üzere davalı-borçlu, direnmeye konu davada kira sözleşmesinin tarafı olmadığını ileri sürerek husumet itirazında bulunmakta ise de, taraflar arasında daha önce görülüp, kesinleşen davada, kiracılık sıfatına itiraz etmeyip, düzenli olarak kira bedelini yatırması hususları, kira sözleşmesinin tarafı olduğunu zımni olarak kabul ettiğini göstermektedir.

Hal böyle olunca, kira sözleşmesinin yazılı olarak düzenlenme zorunluluğu bulunmamasına, itiraza konu edilen takip talebinde yazılı kira sözleşmesine dayanılmamış olmasına göre davalı-borçlu ile davacı-alacaklı arasında kira ilişkisinin kurulduğunun ve sonuçta davalı-borçlu MNG Kargo Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş’nin kiracı sıfatı ile kira sözleşmesinin tarafı olduğunun kabulü gerekir.

Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında bir kısım üyeler tarafından, her takibin kendi içinde değerlendirilmesi gerektiği, icra mahkemesince verilen kararların kesin hüküm teşkil etmeyeceği, bu nedenle direnme kararının bozulması gerektiği görüşü savunulmuşsa da, yukarda açıklanan nedenlerle bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, mahkemece M..Yurtiçi ve Yurtdışı Taşımacılık A.Ş’nin husumet itirazının reddine ilişkin kararında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesi ile Özel Daire bozmasına karşı direnilmesi usul ve yasaya uygundur.

Ne var ki, bozma nedenine göre işin esasına yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden, bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme uygun olup, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 6.HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 28.01.2015 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları