1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 6. Hukuk Dairesi
  4. KİRA ALACAĞI DAVASI – YARGILAMA SIRASINDA ŞİRKETİN TİCARET SİCİLİNDEN TERKİNİ – TARAF EHLİYETİ – ŞİRKETİN İHYASI

KİRA ALACAĞI DAVASI – YARGILAMA SIRASINDA ŞİRKETİN TİCARET SİCİLİNDEN TERKİNİ – TARAF EHLİYETİ – ŞİRKETİN İHYASI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin yeniden ihyası ile sicile kaydedilmesi halinde o tüzel kişi hakkında dava görülebilir. Bu durumda, mahkemece, anılan şirketin ihyası için davacı tarafa, dava açmak üzere süre verilmesi, dava açıldıktan sonra, bu davanın sonucunun beklenilmesi, şirketin ihyasından sonra, davaya dahil edilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra da davacının talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bunlar yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
T.C.
Yargıtay
6. Hukuk Dairesi
E: 2016/3612 K: 2016/3901 K.T.: 12.05.2016
DAVA: Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR: Dava kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece 17.07.2014 tarihinde karar verildikten sonra temyiz aşamasında Ankara Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğünün 09.01.2016 tarihli yazısına göre davalı şirketin münfesih olduğu 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden terkin edildiği bildirilmiştir. Şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için de, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, şirketinin yeniden ihyası sağlanarak, tüzel kişilik aleyhine açılacak davalar ile usulsüzlüğün giderilmesi mümkündür. Tasfiye süreci; ya tasfiye memuru atanarak, ya da şirket ana sözleşmesinde düzenleme var ise şirket ortaklarınca yerine getirilebilir.
Somut uyuşmazlıkta, aleyhine hüküm kurulan münfesih olan şirketin yargılama sırasında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiğinin tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davada temsil ve husumet sorununun çözülebilmesi için münfesih olduğu bildirilen şirketin öncelikle tasfiye sürecine tabi tutulup tutulmadığı, tasfiye memuru atanıp atamadığı, tasfiyenin tamamlanıp tamamlanmadığı, tasfiyenin tamamlanmasını müteakip sicilden terkin edilip edilmediği araştırılması gerekir. Araştırma sonucu tasfiye süreci başlamamış ise, şirketin faal olduğu kabul edilerek temsile yetkili kişi; tasfiye süreci başlamış ise temsile yetkili tasfiye memuru belirlenerek taraf teşkili sağlanmalıdır.
Yapılacak araştırma sonucunda şayet şirket ticaret sicilinden silinmiş (terkin edilmiş) ise tüzel kişilik sona ermiştir. Tüzel kişinin, tüzel kişiliğinin sona ermesi halinde, o tüzel kişinin taraf (husumet) ehliyeti de sona erer. Ancak, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin yeniden ihyası ile sicile kaydedilmesi halinde o tüzel kişi hakkında dava görülebilir. Bu durumda, mahkemece, anılan şirketin ihyası için davacı tarafa, dava açmak üzere süre verilmesi, dava açıldıktan sonra, bu davanın sonucunun beklenilmesi, şirketin ihyasından sonra, davaya dahil edilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra da davacının talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bunlar yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı HMK’ya 6217 sayılı kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK’un 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre esasa dair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istenmesi halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları