1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 15. Ceza Dairesi
  4. KENDİNİ SAVCI OLARAK TANITIP BANKAYI ARACI KILMAK SURETİ İLE DOLANDIRICILIK – BASİT DOLANDIRICILIK

KENDİNİ SAVCI OLARAK TANITIP BANKAYI ARACI KILMAK SURETİ İLE DOLANDIRICILIK – BASİT DOLANDIRICILIK

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Katılana ait telefonu arayarak kendisini Cumhuriyet Başsavcısı olarak tanıtan bir şahsın “paranı bankadan çek dolandırıcılar bankadaki parana el koyuyorlar biz onları takip ediyoruz ve bu parayı beyan ettiğimiz T.C. kimlik numarası adına hesaba yatır” demesi üzerine bu hileli sözlere ikna olan katılanın parayı sanığın hesabına yatırması ve sanık tarafından paranın çekilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; bankanın ödeme vasıtası olması nedeniyle TCK’nın 158/1-f maddesinde belirtilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu haliyle eylemin TCK’nın 157. maddesinde belirtilen “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmelidir.
T.C.
Yargıtay
15. Ceza Dairesi
E: 2014/5213 K: 2014/7863 K.T.: 22.04.2014
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan sıfatını almadığı halde, gerekçeli karar başlığına “Katılan” olarak gösterilen Aydın’ın gerekçeli karardaki sıfatının mahallinde “Şikayetçi” olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir ya-landır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu ise, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, 1. fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sis-temin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Bu açıklamalar ışığında; 15.10.2012 tarihinde katılana ait telefonu arayarak kendisini Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı olarak tanıtan bir şahsın ” paranı bankadan çek dolandırıcılar bankadaki parana el koyuyorlar biz onları takip ediyoruz ve bu parayı beyan ettiğimiz T.C. kimlik numarası adına hesaba yatır” dediği, bu hileli sözlere ikna olan katılanın yaklaşık 84.192 TL parayı sanık Ali’ye ait 2… T.C. kimlik numarasına yatırdığı, bilahare paranın A… Tekstil Merkezi şubesi Güngören İstanbul adresinde sanık Ali tarafından çekildikten sonra diğer sanık Halil İbrahim’e verilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; bankanın ödeme vasıtası olması nedeniyle TCK’nın 158/1-f maddesinde belirtilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu haliyle eylemin TCK’nın 157. maddesinde belirtilen “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun vasıf ve nitelendirmesinde hataya düşerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık A. ve sanık İ. müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 22.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları