1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. Ceza Genel Kurulu
  4. KENDİ FİİLİYLE BİLEREK ACZİNE SEBEP OLMAK – SANIĞIN SAVUNMASINDA ADI GEÇEN OĞLUNUN DİNLENMEMESİ – İŞ YERİNİ İŞLETENİN TESPİT EDİLMESİ – TİCARET İLE UĞRAŞAN KİŞİNİN BELİRLENMESİ

KENDİ FİİLİYLE BİLEREK ACZİNE SEBEP OLMAK – SANIĞIN SAVUNMASINDA ADI GEÇEN OĞLUNUN DİNLENMEMESİ – İŞ YERİNİ İŞLETENİN TESPİT EDİLMESİ – TİCARET İLE UĞRAŞAN KİŞİNİN BELİRLENMESİ

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Kendi fiiliyle bilerek aczine neden olmak suçunda; köyde ikamet ettiğini belirten sanığın, ticaret yapmadığını, işyerinin vekaletname verdiği oğlu tarafından açılıp işletildiğini, senetlerin de yine oğlu tarafından imzalandığını beyan etmiş olması karşısında, icra takip işlemlerine ve suça konu olan senetlerin kim tarafından düzenlendiği, işletmenin fiilen kim tarafından işletildiği ve sanığın bu işyerini fiilen çalıştırıp çalıştırmadığı araştırılmadan, vekaletname verdiğini belirttiği oğlu da dinlenmeden, sadece söz konusu işyerinin üzerine kayıtlı olması ve suça konu senetlerde de adının bulunması sebebiyle eksik araştırmayla mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırıdır.

T.C.
Yargıtay
Ceza Genel Kurulu
E: 2012/16-362 K: 2012/1829 K.T.: 04.12.2012

DAVA: Kendi fiiliyle bilerek aczine neden olmak suçundan sanık N.A.’nın İİK’nın 332. maddesi uyarınca iki ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve TCK’nın 50/1-b maddesi uyarınca cezasının mağdurun zararının tamamen giderilmesi seçenek yaptırımına çevrilmesine ilişkin, İzmir 10. İcra Ceza Mahkemesince verilen 17.01.2008 gün ve 461-302 Sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 11.05.2009 gün ve 2009/2787-3389 sayı ile;
“… Sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1-) Sanık savunmasında 09.01.2004 günü verdiği vekaletname sebebiyle işletmenin oğlu A.A. tarafından işletildiğini beyan etmesi karşısında; takip işlemlerine ve suça konu senetlerin kim tarafından düzenlendiği, işletmenin fiilen kim tarafından işletildiği ve sanığın, işyerinde faal olarak çalışıp çalışmadığı hususları araştırılıp, suçun şekil sorumlusu değil, kanuni sorumlusu tespit edilmeden sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi,
2-) 30.07.2003 gün ve 251184 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4949 sayılı kanunun 99. maddesiyle İ.İ.K.nın 352. maddesine eklenen fıkra uyarınca dava ve cezanın 354. maddede yazılı sebeplerden düşeceğinin kararda belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi …”,
İsabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
İzmir 10. İcra Ceza Mahkemesi ise 23.03.2010 gün ve 949-451 sayı ile;
“… Sanığın işyerini kendi adına açmak, gerekli kontrolleri yapmamak, herhangi bir mal varlığı olmamasına rağmen takibe konu bonolardaki imzaları ve borçları kabul etmek suretiyle oğlunun sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından takibini engellediği gibi. bedel ödemeksizin alınan mallardan faydalandığının anlaşılması karşısında üzerine atılı suçu işlediği…”,
Gerekçesiyle önceki hükmünde direnmiştir.
Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “bozma” istemli 03.02.2011 gün ve 274087 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay 16. Hukuk Dairesine, bu Dairece de Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle. Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır:
KARAR: Özel Daireyle yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 332. maddesinde düzenlenen kendi fiiliyle bilerek aczine neden olmak suçunu işleyip işlemediğinin belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya içeriğine göre;
Şikayetçinin kat kaloriferi, klima ve bu araçların malzemelerinin toptan satıcılığını yaptığı,
Salihli Noterliğince düzenlenen 09.01.2004 gün ve 164 numaralı vekaletnameye göre sanığın, “adına işyerleri açmaya, her türlü ticari işleri yürütmeye, ticari mal almaya, satmaya, siparişler vermeye, yazılı ve sözlü anlaşmalar yapmaya, işyerine satın alacağı mallarla ilgili olarak emre muharrer senetler düzenlemeye, kambiyo taahhüdünde bulunmaya” yönelik olarak oğlu İ.A.’yı vekil tayin ettiği,
Sanığın oğlu İ.A. da bu vekaletnameye dayalı olarak kalorifer ve klima uygulamaları işi ile iştigal eden bir işyeri açıp, imzaladığı senetler karşılığı şikayetçiden çok miktarda ürün satın aldığı, ancak vadeleri gelmesine rağmen senetleri ödemediği, bu sebeple şirketin kayden sahibi gözüken ve senetlerde de adı bulunan sanık hakkında icra takibi başlatıldığı, bu kapsamda sanık hakkında “borç ödemeden aciz vesikaları” düzenlendiği,
Sanığın özetle; “köyde ikamet ettiğini, ticaret yapmadığını, ev hanımı olduğunu, geçimini eşinin sağladığını, oğluna iş yeri açtıklarını ve senet düzenleyebilmesi için vekalet verdiğini, daha sonra işlerinin bozulduğunu, oğlunun şikayetçiden aldığı mallar karşılığında verdiği senetlerden haberi olmadığını, altmış yaşında olduğunu ve bilerek durumunu kötüleştirmediğini, tüm mal varlığına şikayetçi tarafından haciz koydurulduğunu, bu malların borcu karşılayabileceğini, şikayetçiyle anlaşmak istediklerini, ancak şikayetçinin anlaşmaya yanaşmadığını ve borcun tamamını peşin istediğini” savunduğu,
Bozmadan sonra da, “işyeri açmak isteyen oğluna vekalet verdiğini, bu işyerini oğlunun çalıştırdığını ve duruşma salonunun dışında hazır olduğunu” beyan ettiği.
Sanık müdafiinin ise: “haczedilen malların satışının istenmediğini, satıldıklarında borcun ne kadarını karşılayacaklarının belli olmadığını, bu sebeple müvekkilinin acz içinde olduğunun söylenemeyeceğini” belirttiği,
Yerel mahkemece sanık adına kayıtlı olan işyerinin fiilen kimin tarafından işletildiğine dair bir araştırma yapılmadığı ve sanığın oğlu İ.A.’nın da dinlenmediği,
Anlaşılmaktadır.
Aczine kendi fiiliyle sebebiyet verme veya vaziyetinin fenalığını bilerek ağırlaştırma suçu, İcra İflas Kanunu’nun 332. maddesinde: “Haciz yoluyla takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu, adet üzere tecviz edilemeyecek bir hiffetle hareket ederek veya haddinden ziyade masraf yaparak yahut cüretli talih oyunlarına veya basiretsizce spekülasyonlara girişerek yahut işlerinde ağır ihmallerde bulunarak aczine kendi fiiliyle sebebiyet verir yahut vaziyetinin fenalığını bildiği halde o gibi hareketlerle bu fenalığı ağırlaştırırsa, aleyhine aciz belgesi istihsal edildiği veya alacaklı alacağını istifa edemediğini ispat ettiği takdirde, onbeş günden altı aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılır …” şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan kanunun 332. maddesinde düzenlenen “aczine kendi fiiliyle sebebiyet verme veya vaziyetinin fenalığını bilerek ağırlaştırma” suçunda, suç olarak tanımlanan husus, haciz yoluyla takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlunun; a- Basiretsizce hareket ederek veya, b- Haddinden fazla masraf yaparak veya, c- Cüretli talih oyunlarına girmesi veya d -Basiretsizce spekülasyonlar girmesi veya, e- İşlerinde ağır ihmallerde bulunmak suretiyle,
Kendi fiiliyle aczine sebebiyet vermesi veya durumunun kötülüğünü bildiği halde yukarda sayılan hareketlerle durumunu daha da kötüleştirmesidir.
Ancak sayılan davranışlar da borçlunun bu madde uyarınca cezalandırılmasına yeterli olmayıp, ayrıca borçlu aleyhine aciz vesikası düzenlenmesi veya alacaklının alacağını bu davranışlar sebebiyle alamadığını ispat etmesi gereklidir.
Öğretide de; “suçun oluşup oluşmadığının belirlenebilmesi için. borçlunun şikayet öncesi ve sonrasındaki sosyal ve ekonomik durumu, geliriyle orantılı harcama yapıp yapmadığı, aczine sebebiyet veren harcamalarının neler olduğu, işinde ihmalde bulunup bulunmadığı ve basiretsizce davranıp davranmadığı zabıta aracılığıyla araştırılarak gerek duyulması halinde bilirkişi incelemesi de yapılacak, hakim tarafından da bu davranışlarının borçlunun aczine sebebiyet verip vermediği veya vaziyetinin kötülüğünü bildiği halde kendi davranışlarıyla bu durumu daha da ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı takdir edilecektir şeklindeki açıklamalara yer verilmiştir. (Kerim Tosun-M. Artuç; Türk Hukukunda Suçlar ve Kabahatler. Ankara 2008, 4. Bası. C. 2, s. 1034; E. Halman Çetin, İcra ve İflas Suçları, Ankara 2010, s. 610)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde,
Köyde ikamet ettiğini belirten sanığın, ticaret yapmadığını, işyerinin vekaletname verdiği oğlu tarafından açılıp işletildiğini, senetlerin de yine oğlu tarafından imzalandığını beyan etmiş olması karşısında, icra takip işlemlerine ve suça konu olan senetlerin kim tarafından düzenlendiği, işletmenin fiilen kim tarafından işletildiği ve sanığın bu işyerini fiilen çalıştırıp çalıştırmadığı araştırılmadan, vekaletname verdiğini belirttiği oğlu İ.A. da dinlenmeden, sadece söz konusu işyerinin üzerine kayıtlı olması ve suça konu senetlerde de adının bulunması sebebiyle eksik araştırmayla mahkumiyetine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla, eksik araştırmaya dayalı olan yerel mahkeme direnme hükmünün bozulmasına, karar verilmelidir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1-) İzmir 10. İcra Ceza Mahkemesi’nin 23.03.2010 gün ve 949-451 sayılı direnme hükmünün eksik soruşturmayla hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,
2-) Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.12.2012 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları