1. Anasayfa
  2. Danıştay
  3. 13. Daire
  4. İYUK 17’YE GÖRE TARAFLARDAN BİRİNİN TALEBİ ÜZERİNE DURUŞMA YAPILMASI GEREKTİĞİ – YARGILAMANIN AÇIK VE DURUŞMALI YAPILMASI İLKESİNİN ANAYASAL BİR HAK OLDUĞU

İYUK 17’YE GÖRE TARAFLARDAN BİRİNİN TALEBİ ÜZERİNE DURUŞMA YAPILMASI GEREKTİĞİ – YARGILAMANIN AÇIK VE DURUŞMALI YAPILMASI İLKESİNİN ANAYASAL BİR HAK OLDUĞU

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: Adil yargılanma hakkının düzenlendiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde “aleni yargılamanın” varlığı, zorunlu olarak “sözlü yargılama” hakkını da içerir. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa’nın 141. maddesinde düzenlenen “yargılamanın açık ve duruşmalı” yapılması ilkesidir. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle, hukuk devletini gerçekleştirmenin en önemli araçlarından biridir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinde, Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılacağı kurala bağlanmıştır. Anılan maddeye göre, taraflardan birinin isteği üzerine, duruşma yapıldıktan sonra uyuşmazlık hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirket tarafından, 31.12.2014 tarihinde kayda giren dava dilekçesinde duruşma yapılması isteminde bulunulduğu belirtildiği hâlde, Mahkemece duruşma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 2577 sayılı Kanun’un 17. maddesinin açık ve emredici hükmüne uyulmaksızın verilen temyize konu mahkeme kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
T.C.
Danıştay
13. Daire
E: 2016/4111 K: 2017/55 K.T.: 06.01.2017
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : Elektrik Dağıtım A.Ş.
Vekili :
Karşı Taraf (Davalı) :
Vekili : A
İstemin Özeti : Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin 03.05.2016 tarih ve E:2015/44, K:2016/1225 sayılı kararının; idarenin bizzat onay verdiği yatırımların mevzuata uygun olarak faturalara yansıtıldığı, hata yapıldığı gerekçesiyle ikinci uygulama döneminde düzeltilmesi istenen fatura tutarlarının şirketin gelir tavanını düşürdüğü ve firmanın zarara girmesine yol açtığı, sehven fazladan yansıtılan miktarın, ikinci dönem içerisinde faturalardan düşürülmesinin geriye yürümezlik ve hukuki güvenlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Hesaplama hatasının düzeltilmesi yönünde alınan kararda hukuka aykırılık olmadığı, ikinci uygulama dönemi açılış değerine sehven fazladan yansıtılan miktarın, ikinci dönem içerisinde faturalardan düşürülmesinin mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hâkimi……….. Düşüncesi : Adil yargılanma hakkının düzenlendiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde “aleni yargılamanın” varlığı, zorunlu olarak “sözlü yargılama” hakkını da içerdiği, 2577 sayılı Kanun’un 17. maddesinde Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılacağı hükme bağlandığından, davacının dava dilekçesindeki duruşma yapılması isteminde bulunmasına rağmen duruşma yapılmadan verilen temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı şirket tarafından, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 10.09.2014 tarih 5207-4 sayılı Kurul kararı ile bu kararın uygulanması niteliğini taşıyan 25.09.2014 tarih, 5235 sayılı Kurul kararı ve bu Kurul kararının düzeltilmesi için yapılan 04.11.2014 tarihli başvurusunun reddine dair 24.12.2014 tarih ve 76939 sayılı işlemlerin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesi’nce; dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin, yatırım yapma amacıyla, 2010 yılı düzenlemeye esas net yatırım tutarının arttırılmasını talep ettiği, idarenin de sunduğu kriterlerin sağlanması koşuluyla onaylanmasına karar verdiği, ancak anılan Kurul kararındaki 2006-2010 dönemi normal yatırımlar ile ek yatırımlara ait bütçe ve gerçekleşme kıyaslamasının kendi içerisinde yapılması gerekirken, sehven toplam (normal yatırım + ek yatırım) bütçe ve gerçekleşme kıyaslaması yapılması sebebiyle ikinci uygulama dönemi açılış değerine fazladan yansıtılan tutarın ikinci uygulama döneminde düzeltilmesine karar vermesi üzerine bu kararın ve buna bağlı olarak alınan diğer iki Kurul kararının iptali istemiyle davanın açıldığı, ilgili mevzuat uyarınca ek yatırım kapsamındaki projelerin Kurula sunulması, onaylanan yatırım planı uyarınca yatırım programına alınan projelerin Kurul tarafından denetleneceği ve Kurul’un, iletim, dağıtım, toptan satış ve perakende satış için yapılacak fiyatlandırmaların ana esaslarını tespit etmek ve gerektiğinde ilgili lisans hükümleri doğrultusunda revize etmek görevini haiz olduğu, gerektiğinde yapılan hataların düzeltilmesi ve kamu yararı amacıyla revizyon yapabileceği, bu durumda, şirketlerin, uygulama dönemi öncesinde sundukları teklifler ile hesaplanan işletme ve yatırım giderlerinin öngörüldüğü, buna uygun olarak da elektrik abone tarifelerinin dönemlik olarak hesaplandığı, yapılmış olan elektrik dağıtım tesislerinin mevzuat uyarınca gereklilikleri sayılması hâlinde düzenlemeye esas net yatırım harcaması hesaplarına dâhil edileceğinin açık olduğu, mevzuat uyarınca gereklilikleri tamamlanmamış harcamaların tarifeye eklenmesinin mevzuata ve hakkaniyete aykırı olduğu, sehven yanlış hesaplanan miktarın faturalara yansıtılmasının kamu yararı amacına aykırı olduğu, bu nedenlerle, yapılan hatanın düzeltilmesi ve faturalara fazladan yansıtılacak miktarın düzeltilmesi amacıyla tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Adil yargılanma hakkının düzenlendiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde “aleni yargılamanın” varlığı, zorunlu olarak “sözlü yargılama” hakkını da içerir.
Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa’nın 141. maddesinde düzenlenen “yargılamanın açık ve duruşmalı” yapılması ilkesidir. Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliği önlemektir. Bu yönüyle, hukuk devletini gerçekleştirmenin en önemli araçlarından biridir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinde, Danıştay ile idare ve vergi mahkemelerinde açılan iptal davalarında taraflardan birinin isteği üzerine duruşma yapılacağı kurala bağlanmıştır. Anılan maddeye göre, taraflardan birinin isteği üzerine, duruşma yapıldıktan sonra uyuşmazlık hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirket tarafından, 31.12.2014 tarihinde kayda giren dava dilekçesinde duruşma yapılması isteminde bulunulduğu belirtildiği hâlde, Mahkemece duruşma yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 2577 sayılı Kanun’un 17. maddesinin açık ve emredici hükmüne uyulmaksızın verilen temyize konu Mahkeme kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; temyiz isteminin kabulü ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca Ankara 18. İdare Mahkemesi’nin 03.05.2016 tarih ve E:2015/44, K:2016/1225 sayılı kararının BOZULMASINA, kullanılmayan 48,10.-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 06.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları