1. Anasayfa
  2. Yargıtay
  3. 22. Hukuk Dairesi
  4. İŞE İADE DAVASI – İŞE İADE DAVASI AÇILMIŞSA İŞÇİLİK ALACAĞI BELİRLENİR – İHBAR TAZMİNATI VE KIDEM TAZMİNATI

İŞE İADE DAVASI – İŞE İADE DAVASI AÇILMIŞSA İŞÇİLİK ALACAĞI BELİRLENİR – İHBAR TAZMİNATI VE KIDEM TAZMİNATI

Yazdırılabilir versiyonu indir
Özet: İşe iade davasının açılması, feshin geçersizliğine karar verilmesi ve işçinin işe başlatılması için başvurusu halinde, geçersizliğine karar verilen fesih ortadan kalkacağından, ilk feshe bağlı olarak talep edilebilecek ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağına hükmedilmesi mümkün değildir. Söz konusu işe iade davasının ret ile sonuçlanıp kesinleşmesi durumunda, davacı ispatı halinde yıllık izin ücretine hak kazanacaktır. Anılan sebeple işe iade davasının bekletici mesele yapılması ve sonuçlanıp kesinleşmesinden sonra oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gereklidir. Yazılı gerekçe ile davanın usulden reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
 
T.C.
Yargıtay
22. Hukuk Dairesi
E: 2016/6970 K: 2016/9733 K.T.: 04.04.2016
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı sebep olmadan feshedildiğini belirterek kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının İş Mahkemesinin 2015/1082 esas sayılı dosyası ile işe iade davası açtığı ve davanın açıldığı tarihte derdest bir işe iade davası varken feshe bağlı alacakların tahsili amacı ile dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleri uyarınca, iş güvencesinin kapsamına giren işçinin sözleşmesini, süreli fesih bildirimiyle fesheden işveren, geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı iddiasıyla fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Mahkeme, geçerli sebep gösterilmediğini veya gösterilen sebebin geçerli olmadığını tespit ettiği takdirde feshin geçersizliğine karar verecektir. Kanun önce feshin geçerli sebebe dayanması kuralını koymakta, daha sonra yapılan feshin geçersizliğini ileri sürmesi için işçiye bir aylık hak düşümü süresi tanımaktadır. İşçi hak düşümü süresi içinde dava açtığı ve mahkeme feshin geçersiz olduğuna karar verdiği takdirde fesih işlemi geçmişe etkili olarak ortadan kalkar. Mahkemenin verdiği hüküm, niteliği itibarıyla bozucu yenilik doğuran bir karardır. Böylece, fesih işlemi önce geçerli olmakta, ancak hakimin vereceği kararla baştan itibaren geçersiz hale gelmektedir. Hakimin, feshin baştan itibaren geçersiz olduğunu, diğer deyimle feshin hüküm ve sonuç doğurmadığını tespiti ile aynı zamanda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin devam ettiği kabul edilmektedir. Feshin geçersizliğini istemenin ilk ve önemli sonucu; feshin geçersizliğine karar verildiğinde yeni bir iş sözleşmesi yapılmasına gerek kalmaksızın borç ve haklarıyla birlikte iş sözleşmesinin yeniden yürürlük kazanmasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesi uyarınca “Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idarî makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idarî makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir”.
Ön sorun ile ilgili başka bir mahkemede dava açılmış ise ve birleştirilmesi imkanı da yoksa bu ön sorun ile ilgili açılan davanın beklenmesi kaçınılmazdır.
Dosya içeriğine göre, davacı İş Mahkemesi’nin 2015/362 esas sayılı dosyası ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta talili ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsili istemine ilişkin dava açmıştır. Anılan dosyanın yargılaması devam ederken İş Mahkemesinin 2015/1082 esas sayılı dosyası ile işe iade davası açıldığı ve yargılamasının devam ettiği gerekçesi ile, feshe bağlı, kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin tahsiline ilişkin dava, ilgili dosyadan tefrik edilerek yukarıdaki esasa kaydedilmiştir. Ardından, işe iade davası devam ederken iş sözleşmesinin askıda olduğu ve feshe bağlı alacaklar hakkında dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İşe iade davasının açılması, feshin geçersizliğine karar verilmesi ve işçinin işe başlatılması için başvurusu halinde, geçersizliğine karar verilen fesih ortadan kalkacağından, ilk feshe bağlı olarak talep edilebilecek ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağına hükmedilmesi mümkün değildir. Söz konusu işe iade davasının ret ile sonuçlanıp kesinleşmesi durumunda, davacı ispatı halinde yıllık izin ücretine hak kazanacaktır. Feshin geçerli sebebe dayandığının kabulü halinde, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanacak, haklı sebebe dayandığının kabulü halinde ise kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacaktır. Bu kapsamda, işe iade davasının sonucuna göre, feshe bağlı alacaklar hakkında devam eden bu dosyada farklı kararlar verilmesi söz konusu olacaktır. Anılan sebeple işe iade davasının bekletici mesele yapılması ve sonuçlanıp kesinleşmesinden sonra oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gereklidir. Yazılı gerekçe ile davanın usulden reddedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.04.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yazdırılabilir versiyonu indir

Bu içtihat yardımcı oldu mu?

Aynı Dairenin Başka İçtihatları